100. YILLAR

100. YILLAR

1919-1923 yılları kurtuluşumuzun ve yeni bir devletin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarıdır. Bu kurtuluş ve kuruluş mücadelelerinin üzerinden tam yüz yıl geçmiştir. 1919 Samsun’a çıkışın 100. yıldönümünü, 1920 Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100. yıldönümünü bu salgın nedeniyle kısıtlı da olsa kutladık. Bu süre birçok önemli olayların yıldönümleridir. En son olarak Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağız. Bugün ise Milli Mücadelemizin önemli olaylarından İstiklal Marşımızın yazılışını ve Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 100. yılını kutlayacağız. İlk ve tek ulusal marşımız bundan 100 yıl önce 17 Şubat 1921 günü Mehmet Akif Ersoy tarafından yazıldı. Akif 20 Aralık 1873 yılında İstanbul’da doğdu. Babası o zamanlar Osmanlı toprağı olan Arnavutluk’tan İstanbul’a göçmüştü. M. Akif İzmir’in işgalinden sonra toplantılarda ve camilerde verdiği vaazlarda (öğüt niteliği taşıyan konuşmalar) kurtuluş mücadelesine destek veriyordu. M. Akif Milli Mücadele’ye karşı ayaklanan Konya’ya gönderilir. Dilinin döndüğünce kurtuluş hareketini anlatmaya çalışır. Burada duyduğu; “Biz Selçukluyuz, bizden olmayan bir hükümetin yıkılmasından bize ne?” sözleri onu çok yaralar. Konya’dan Ankara’ya döner. Mustafa Kemal’in önerisiyle Burdur Milletvekili seçilir. Mehmet Akif çıkardığı Sebilürreşad Dergisi’nin Müdürü Eşref Edip’le dergileri çoğaltarak Anadolu’ya gönderirler. Sevr Antlaşması’nın memleket için ne kadar feci bir durum olduğunu Sebilürreşad Dergisi kadar hiçbir gazete anlatamamıştır. Taceddin Veli’nin torunu bir zamanlar dergâh olarak kullanılan tek katlı evi Mehmet Akif’e açtı. Bu güzel Türk evi İstiklal Marşı’nın doğum yeridir. Yıllar sonra Hacettepe sınırları içinde kalan Taceddin Dergahı resmi bir dairenin kömür deposu olarak kullanılıyordu. Faruk Kadri Timurtaş’ın gündeme getirmesiyle Prof. Dr. İhsan Doğramacı binayı restore ettirdi. Mehmet Akif’in doğumunun 100.’üncü, ölümünün 37. yıldönümü olan 21 Aralık 1973’te sade bir törenle M. Akif Ersoy Müzesi olarak açıldı. İsmet Paşa İnönü Zaferi’nin ardından ordunun bir İstiklal Marşı istediğini Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi’ye bildirdi. Şiir yarışmasına bir de ödül konmuştu. Hamdullah Suphi, Mehmet Akif’in yakın arkadaşı Hasan Basri Çantay’dan yardım istedi. Zorlu ikna çabaları sonucunda ödülü almamak şartıyla Mehmet Akif İstiklal Marşı’nı yazmaya razı oldu. Akif maddi sıkıntı içindeydi. Paltosu olmadığı için ceketle geziyor, çok soğuk günlerde Meclis’e giderken yakın dostu Veteriner Şefik Bey’in paltosunu giyiyordu. Evde, sokakta, camide, Mecliste, uyurken, yürürken İstiklal Marşını düşünüyordu. “Kahraman ordumuza” ithaf edilen marş nihayet son şeklini alır. 17 Şubat 1921 günü Sebilürreşad’da yayımlanır. 1 Mart 1921 Milli Marş Meclis’te okundu. Alkışlarla coşkuyla karşılandı. On kıtası büyük coşkuyla dinlenen İstiklal Marşı 12 Mart 1921’de resmen oy çokluğuyla Milli Marş olarak kabul edildi. Alçak gönüllü Mehmet Akif marş mecliste okunurken salon dışına çıktı. Marşı en ön sırada alkışlayarak dinleyen Mustafa Kemal: “Bu marş bizim inkilabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı’nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri şu mısralardır. Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal. Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki efendiler Türk’ün hürriyetine dokunulamaz.” demiştir.
İstiklal Marşımız 21 Mart 1921 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Mehmet Akif’in Boğaz’da bir yalı alabileceği 500 liralık ödülü yoksul kadın ve çocuklara iş öğreten Darülmesai’ye bağışladığını Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde 17 Mart 1921’de duyurdu. Mehmet Akif son günlerinde “O şiir benim değildir. O milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın.” demiştir. Bu yüzden Akif sağlığında İstiklal Marşı şiirini Safahat Kitabına almadı. “İstiklal Marşı Milletimindir.” demiştir. İstiklal Marşı bağımsızlığımızın simgesi olmuştur.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi