DOLAR 16,6607 -0.19%
EURO 17,3634 -0.23%
ALTIN 970,36-0,24
BITCOIN 335894-0,87%
Afyonkarahisar
22°

AÇIK

03:27

İMSAK'A KALAN SÜRE

2019 SEÇİMLERİNİN ANAHTARI

ABONE OL
6 Eylül 2017 13:17
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından CHP Genel Başkanı sayın Kılıçdaroğlu’nun özelde bu olayı, genelde ülke genelinde hızla artan haksızlıkları protesto için “Ben Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüyeceğim” demesinin üzerinden tam 73 gün geçti. Bir ilk niteliği taşıyan Adalet Yürüyüşü, CHP’nin siyasal olarak çok farklı noktalarda durduğu toplum kesimleriyle bir araya gelmesini sağlayarak ciddi bir enerji yarattı. 25 gün süren yürüyüşün ardından toplumda ciddi bir beklenti oluştu. Adalet Yürüyüşü’nü siyaseten ete kemiğe büründürmek, çözüm önerileri getirmek gerekiyordu. İşte buradan Çanakkale’de yapılan Adalet Kurultayı fikri ortaya çıktı.
Kurultay, Türkçe “kurul” ile Moğolca “tay” ekinin birleşmesinden oluşup “danışma meclisi” anlamına geliyor. Benzer olarak “Toy” kavramı da kullanılmaktadır. Eski Türklerde devlet işlerinin yürütülmesinde devlet başkanına her açıdan yardımcı olan kurumların başında, Kurultay veya Toy gelirdi. Kurultay, devlet yönetiminin temelini oluşturan bir kurumdu. Bütün devlet işleri orada bilen kişilere danışılarak halledilirdi.
“Çalıştay” ise daha çok ön hazırlık veya inceleme yapılmak için soru cevap şeklinde ilerleyen bilim insanları ve uzmanların katılımıyla gerçekleşen toplantılardır. Çalıştaylar genellikle problem çözmeye odaklı, karar alma ve plan yapma toplantılarıdır.
Adalet Kurultayında 8 panel, 77 çalıştay’da 677 kişi söz alarak konuştu. 240 saatlik ses kaydı alındı. Herkes faydalansın diye bu kayıtlardan da kitapçıklar hazırlanacak. Yapılan Çalıştaylar birbirinden ilginç konuların tartışıldığı bir fikir fırtınası platformuna dönüştü. Yandaş medyada yaratılmaya çalışılan algının aksine oturumlar büyük bir disiplin içinde tamamlandı. Ayrıca adaletsizliklere dikkat çekmek için sayısız etkinlikler gerçekleştirildi.
Ülkenin yüz akı aydınlar, siyasetçiler, ekonomistler, bilim insanları binlerce insanın dinlediği panellerde konuştu. Sağcılar, sosyalistler, sosyal demokratlar, liberal kesim temsilcileri, siyasal İslamcı, KHK mağduru, LGBT üyesi, gazeteci, hukukçu, gaziler, şehit yakınları, doktorlar, hastalar, Balyoz-Ergenekon davaları mağdurları, çiftçiler, göçmenler… Toplumun farklı kesimlerinin katılıp, hak aradığı, muhatap bulduğu, öneri sunduğu bir platforma dönüştü.
“Vergide Adalet”, “Bütçede Adalet”, “İhale, Teşvik ve İzinlerde Adalet”, “Bilgi ve İletişimde Adalet”, “Sanayi ve Ticarette Adalet”, “İmar ve Kentsel Dönüşümde Adalet”, “Bitkisel Üretimde Adalet”, “Tarım İşçilerine Adalet”, “Orman Köylülerine Adalet”, “Hastalara Adalet”, “Sağlık Çalışanlarına Adalet”, “Enerjide Adalet”, “Akademisyenlere Adalet”, “Asker ve Polise Adalet”, “İnsan Haklarında Adalet”, “İnternet Hukuku”, “Telekomünikasyon Girişimciliği ve Altyapı”, “Sosyal Medyada Adalet”, “Yörük Türkmen Kültürü ve göç yolları”, “Sporda Adalet” gibi bir çok başlıkta çalıştaylar yapıldı.
***
Çalıştaylardaki konuşmalar hem dinleyiciler hem de yönetim kademelerinde olanlar tarafından dikkatlice dinlendi. Herkesin birbirinden çok şey öğrendiği, empati yapmaya başladığı bir süreç yaşandı. Türkiye siyasal hayatına çok büyük değer katan Kurultay ve Çalıştaylarla, geniş kabul gören bir siyasal program, sadece CHP için değil, Türkiye için de yol haritası ortaya kondu. Adeta CHP’nin hükümet programı ortaya çıktı. Daha da önemlisi CHP, AKP’nin elinden önemli bir silahı aldı. “Artık her yerde CHP ve Adalet sözcükleri yanyana söylenmeye başlandı”
Aslında tüm siyasi partiler 2019 seçimlerine yönelik olarak hesaplar yapıyor. Şaibeli referandumda ortaya çıkan “Hayır” bloğunun homojen bir yapı olmadığı, farklı grupların ortak bir paydada birleşmesi ile ortaya çıktığı çok açık. Bu açıdan bakıldığında yazılı ittifaklar oluşturmak yerine, tarafların ortak davranmalarını sağlayacak kavramlar etrafında buluşmak daha gerçekçi değil mi? Hayır bloğu referandum sürecinde Demokrasi ve Adalet kavramları etrafında birleşebildi. CHP, Meclisin tıkandığı, parlamentonun tamamen işlevsiz bırakıldığı, medyanın büyük oranda tek elden yönetildiği bir Türkiye’de toplumun dışlanan kesimlerini, sivil toplum örgütlerini kurultaylarla, yürüyüşlerle bir araya getirerek kollektif demokratik bir güç yarattı. Örgütlü güçlerle birlikte, sivil toplum örgütlerinin, sendika, dernek ve siyasetin diğer aktörlerininde desteğini alarak hareket etmenin, yarattığı sinerjiyi artık herkes görmeye başladı.
Sayın Kılıçdaroğlu sonuç bildirgesinde; “Bugün güçlünün hüküm sürdüğü bir düzen vardır. Bu düzen değişmelidir ve mutlaka değişecektir. Bu düzeni adalet ve huzur talebi ekseninde oluşacak kollektif demokratik bir güç değiştirecektir. Adalet ve huzur hareketi doğmaktadır. Bu hareket farklılıklar üzerinden değil, ortak noktalar üzerinden kurulan bir harekettir.” demektedir. Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği Adalet, Demokrasi ve Barış kavramlarına ilave edilecek özgürlük ve kardeşlik kavramlarını da içeren, parlamenter demokrasiyi temel alan yeni bir anayasa vaadi 2019 seçimlerinin anahtarı olacaktır.
Son Söz; “Geniş elbise parçalanmaz, danışmakla gelişen bilgi bozuk ve kötü çıkmaz” Eski Türk Atasözü

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.