AHISKA TÜRKLERİ ADINI  TARİHE KANLA VE GÖZYAŞIYLA YAZAN BİR TOPLULUK AHISKA BİR GÜL İDİ GİTTİ (4)

AHISKA TÜRKLERİ ADINI TARİHE KANLA VE GÖZYAŞIYLA YAZAN BİR TOPLULUK AHISKA BİR GÜL İDİ GİTTİ (4)

Yaklaşık 250 yıl Osmanlı’nın Çıldır Eyaleti’nin başkentliğini yapan, önemli bir kültür ve ticaret şehri olan Ahıska, aynı zamanda Osmanlı’nın doğu sınır kapısını oluşturmuştur. Rus Çarlığı, Anadolu’yu işgal etmek için bir engel olarak gördüğü Ahıska’yı işgal etmek amacıyla çeşitli tarihlerde (1807, 1810,1811, 1812) birkaç kez saldırıda bulunmasına karşın başarılı olamamıştır. Çarlık orduları, Gürcü ve Ermeni güçlerinin de desteğiyle, yaklaşık üç aylık bir kuşatma ve 40 bin Ahıskalının ölümünden sonra 1828’de Ahıska Kalesi’ni ele geçirmiştir (İzzetgil, 2012a: 3). İşgalin ardından, bir taraftanhalkın Anadolu’ya göçe zorlanması, diğer taraftan halkın gönülsüz de olsa topraklarını terk etmesi, bölgedeki Türk nüfusunun önemli ölçüde azalmasına neden olmuştur. 1829’da imzalanan Edirne Anlaşması ile Ahıska ve Ahılkelek savaş tazminatı olarak Ruslara terk edilirken, Kars, Ardahan ve Çıldır Osmanlı Devleti’nde kalmıştır (Avşar ve Tunçalp, 1994: 16).
1828 yılında üç ay süre ile Ahıska kalesini müdafa eden Ahıska Türklerinin şanlı direnişi dillere destan olmuştur. Kalenin düşmesi üzerine Ahıskalı kadınlar ve genç kızlar düşman eline geçmemek için kendilerini diri diri ateşe atmışlar ve yanarak şehadet şerbetini içmişler fakat namuslarını asla kirletmemişlerdir.
Edirne Anlaşması’ndan sonra Rus hâkimiyetine giren bölgeye Ruslar, 1828’de imzalanan Türkmençay Anlaşması ile daha önce bölgeye yerleştirdiği 50 bin Ermeni’ye ilaveten, Doğu Anadolu’dan 100 bin civarında Ermeni’yi daha Ahıska ve Ahılkelek’e yerleştirmişler ve bölgenin demografik yapısını büyük ölçüde değiştirmişlerdir (Khazanov, 1992: 3; Baydar- Aydıngün, 2001: 64-65).
Ahıska, her ne kadar, Osmanlı toprağı olmaktan çıktıysa da halkı Osmanlı’yla olan bağını hiçbir zaman koparmamıştır. 1853-1856 Osmanlı-Rus/Kırım Savaşısırasında Ahıska Türklerinin bir kısmı, Osmanlı ordusuna yardım etmeleri nedeniyle yoğun bir baskıyla karşılaşınca Erzurum ve civarına kaçmışlardır. 93Harbi diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra Kars’ın da elden çıkmasıyla Ahıska Türkiye sınırından uzak kalmıştır. Bu savaştan sonra Doğu Anadolu’dan Ahıska bölgesine yoğun Ermeni göçü yaşanmıştır (Avşar, 1997:1621). Osmanlı Devleti’nin halkla birlikte bölgeyi Ruslardan geri alma çabası gerçekleşemediği gibi 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Ayastefanos Anlaşması ile Kars, Ardahan ve Batum da kaybedilmiş, sonuç olarakKafkasya’dan Anadolu’ya yoğun bir göç dalgası yaşanmıştır.
1918’de imzalanan Brest-Litovsk Anlaşması ile Kars, Ardahan ve Batum, (Batum daha sonra Sovyetler Birliği’ne verildi) yeniden Türkiye’ye bırakılmıştır. 1917 Devrimi’nin ardından, Transkafkasya Federasyonu’nun çöküşüyle 1918 yılında Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan, kendi bağımsız devletlerini kurmuşlardır. Gürcistan sınırları içinde kalan Ahıska ve Ahılkelek halkı, Sovyetlerin ilan ettiği kendi kaderini tayin hakkını kullanarak Türkiye’ye katılmak istediklerini Menşevik Gürcü yönetimine bildirmişlerdir.
11 Mayıs-4 Haziran 1918 tarihlerinde toplanan Batum Konferansı sonunda imzalanan Batum Anlaşması ile Gürcistan Hükümeti, Ahıska ve Ahılkelek’in Türkiye’ye bırakılmasını kabul etmiştir (Baydar-Aydıngün, 2001:65). Ancak, 18 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi çerçevesinde Türk birlikleri Ahıska ve çevresinden çekilmek zorunda kalmış, Ahıska 5 Aralık 1918’de Gürcülerin eline geçmiştir. Türk birliklerinin bölgeden çekilmeleri, bölgenin Türkiye’de kalmasını sağlamaya çalışan halkın ortaya koyduğu çabaların da boşa çıkmasına neden olmuştur. Türk birlikleri, Ahıska ve çevresinden sonra, Şubat 1919’da Kars, Ardahan ve Batum’u da boşaltarak 1914 sınırlarının gerisine çekilmiştir (Demiray, 2012: 880).
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Sovyetler Birliği arasında imzalanan 16 Mart 1921 Moskova ve 13 Ekim 1921 Kars anlaşmalarıylaTürkiye’nin doğu sınırı kesinleşmiştir. Moskova Anlaşması’na göre Ahıska, Ahılkelek ve Batum Türkiye sınırları dışında kalırken, Kars ve ArdahanTürkiye’ye dâhil olmuştur. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan, Moskova ve Kars anlaşmalarının kendileri için de geçerli olduğunu kabul etmişlerdir (Aydıngün, 2008: 4). Siyasi sınırların çizilmesiyle Türkiye’nin Ahıska ile başta fiziki/coğrafi olmak üzere tüm tarihsel ve kültürel bağları kopmuştur.
Ahıska’nın 1829’da imzalanan Edirne Anlaşması ile Osmanlı’nın elinden çıkması üzerine )söyleyeni belli olmayan,
“Ahıska bir gül idi, gitti.
Bir ehli dil idi gitti.
Söyleyin Sultan Mahmud’a,
İstanbul kilidi gitti.” Dizeleri Ahıska Türklerinin ne kadar derin ve ileri düşünceli bir Türk topluluğu olduğunu göstermektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi