Agah Bıyıkoğlu
Agah  Bıyıkoğlu
agah@kocatepegazetesi.com
AKDENİZ, ASKERLERİMİZİN ZAFER TERÂNELERİYLE DALGALANIYOR. 9 EYLÜL 1922 VE SONRASI
  • 0
  • 204
  • 06 Eylül 2021 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Ordularımızın öncüleri, yılmaz süvariler, 9 Eylül 1922 sabahı, düşmanın İzmir önündeki son direnişlerini kırarak halkın sevinç gösterileri ve gözyaşları arsında İzmir’e girdiler..
Anadolu Ajansı İzmir’in geri alınışını kamuoyuna şöyle duyurdu:
“Muzaffer ordumuzun kahraman süvarileri bugün cumartesi öğleden önce saat onda halkın sevinçli gözyaşları arasında İzmir’e girmişlerdir. Anadolu Ajansı, üç seneyi mütecâviz devre-i iftirâkten sonra (üç yılı aşkın ayrılık devresinden sonra) Anavatana kavuşan güzel yurdumuzu hasretle selâmlar,halâskâr (kurtarıcı) ordumuza ve azimkâr milletimize şükrân tebriklerimizi arzeyler”
Atatürk, İzmir’e girdiği günü, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başbakanı Rauf (Orbay) Bey’i bilgilendirdi:
”9 Eylül’de İzmir’e girildiğine dair şifre:
-…”Başbakan Rauf (Orbay) Beyefendiye
Yayımlanmayacaktır.
Ordularımız İzmir doğu sırtlarında düşmanın son mukavemetini kırdıktan sonra bugün (9 Eylül 1338) mağlup düşmanla beraber İzmir’imize muzafferen girdi. Vapurlara binmekten men edilen düşman subayları ve askerleri teslim olmaktadırlar.
Ben yarın öğleden itibaren İzmir’de bulunacağım.
İzmir: 09.9.1338 (1922)
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, 10 Eylül’de kararg’ahıyla birlikte halkın çoşku dolu sevinç gösterileri arasında İzmir’e girdi.. Konak meydanı silme doluydu.. Kurbanlar kesiliyor, halk bir an bile durmadan sevinç çığlıkları atıyordu .. Baştan başa kırmızı beyaz Türk bayraklarıyla donanmıştı caddeler sokaklar dükkanlar evler.. Geçiş töreni yapan askerlerimiz avuçlar patlayıncaya kadar alkışlandı..
Mustafa Kemal Paşa İzmirlilerin armağan ettikleri çiçeklerle süslü otomobille Karşıyaka’ya hareket etti.. Kurtarcısını özlemle bağrına basmıştı İzmir.. Bir gecelik olsun dinlenmeyi hak etmişti..
Karşıyakalıların,Paşa için hazırladıkları evin önü, bahçesi beyaz başörtülü her yaştan kadınlar ve fesi atıp kalpak giymiş erkeklerle doluydu..
Ağlamaya başlamışlardı Paşa’yı görenler…
Birkaç basamakla çıkılan mermer girişin üzerine Yunan Bayrağı serilmişti.. Paşa sordu :
“Bu niçin?” Heyecan içinde açıkladılar: Kral kalacağı eve, bizim bayrağımızı çiğneyerek girmişti” “Ne olur Paşam, siz de onun gibi yapın. Öcümüzü alın” Kralın davranışı kadılalrı çok kırmış olmalıydı .Paşa:
”Sizi anlıyorum “dedi “Ama o bir milletin timsalini çiğnemekle hata etmiş. Ben o hatayı tekrar edemem” Yâverine döndü “Kaldır çocuk” Yaver Muzaffer Bey ,topladı bayrağı.. Bu görgü farkı ve zarif davranış Karşıyaka hanımlarını büsbütün ağlattı..
İzmir’den bir gün sonra 9/10 Eylül’de Bursa da geri alınmıştı.
Atatürk, Türk milletine deyayımladığı bir bildirgeyle o günkü duygu ve düşüncelerini şöyle ifâde eder:
”-…”Büyük asil Türk milleti!
Ordularımız 9 Eylül 1338 (1922) sabahı İzmir’imizi ve yine 9 Eylül 1338 (1922) akşamı Bursa’mızı muzafferen kurtardılar. Akdeniz, askerlerimizin zafer terâneleriyle dalgalanıyor.
Asya İmparatorluğu’na yeltenen küstah bir düşmanın muharebe meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanlarıyla kumanda heyetleri günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin savaş esiri bulunuyorlar.
Düşmanın başkumandan tayin ettiği General (Trikopis) birçok gece ve gündüz ümitsizce muharebeyi ve her kurtuluş çaresini tecrübe ettikten sonra nihayet mahiyetindeki generaller ve kurmayları ve kumanda ettiği ordunun elinde kalabilenleriyle teslim oldu. Eğer Yunan kralı da bugün esirler meyanında bulunmuyorsa; bu taç sahiplerinin, işleri esasen yalnız milletlerinin sefâlarına iştirak etmek olduğundan muharebe meydanlarının felâketli günlerinde onların saraylarından başka bir şey düşünmemek tabiatlarındandır.
Batı fabrikalarının çelik zırhları ile kaplanan muazzam Yunan orduları artık Anadolu dağlarında subayları tarafından terk edilmiş zavallı sürüler, cinayetlerinden dehşete düşerek kudurmuş kitleler ve ağaç diplerinde kalmış dermansız yaralılardan ibaret kaldı. Düşman malzemesi hemen üçte iki itibariyle topraklarımızdadır. Düşmanın esirlerden başka insan zayiatının yüz binden ne kadar fazla olduğunu tayin etmek müşkildir. Fakat resmi ağızla milletimize müjdelerim ki bizim insan zayiatımız dörtte üçü hafif yaralı olmak üzere on bin nüfusa baliğ olmaktadır.
Büyük Türk milleti! Ordularımızın kabiliyeti ve kudret düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza emniyet verecek bir kemâl ile tezahür etti. Millet orduları on dört gün zarfında büyük bir düşman ordusunu imhâ ettiler. Dört yüz kilometrelik fasılasız bir takip yaptılar. Anadolu’daki bütün işgal edilmiş topraklarımızı geri aldılar. Bu büyük zafer münhasıran senin eserindir. Çünkü İzmir’imizi siyasi hırslar neticesinde âdeta memnunen düşmana teslim eden heyetlerle milletin hiçbir münasebeti yok idi. Bursa’mızı istila eden Yunan kuvvetleri ise ancak imparatorluğun askeri teşkilatıyla işbirliği yaparak muvaffak olmuşlardı. Vatanın kurtuluşu, milletin rey ve iradesi kendi mukadderatı üzerinde kayıtsız şartsız hâkim olduğu zamandan başlamış ve ancak milletin vicdanından doğan ordularla müspet ve kati neticelerle ermiştir.
Büyük ve necip Türk milleti! Anadolu’nun kurtuluş zaferini tebrik ederken sana İzmir’den, Bursa’dan, Akdeniz ufuklarından ordularının selamını da takdim ediyorum. İzmir 12.9.338 (1922)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Başkomutan Mustafa Kemal”
Yıllar sonra şâirler , şiirlerinde şöyle anlatacaklardı Atatürk’ün İzmir’e girişini..
BİR RESİMDE ATATÜRK
İzmir’e girişini Atatürk’ün/Bir kahve duvarındaki resimde gördüm.
Bir ılık güz öğlesinde/ Hâki urbası üstünde.
Koymuştu kılıcını içine kınının/Yürüyordu arasında sevgili halkının.
Ayağında Anadolu’dan getirdiği toz/Bir inanç gözlerinde tükenmez.
Alabildiğine insan kalabalığı ardı/Bir aydınlık geleceğe bakıyordu.
Işıktı sevinçti türküydü/Görseydiniz o resimde Atatürk’ü.. (Sabahattin Kudret AKSAL)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM