AKİF VE SAFAHAT

AKİF VE SAFAHAT

Bugün gene ben erkenlerden uyandım.
Dışarda müthiş rüzgâr, bense yatakta yandım.
Hâlbuki Ocak ayı, kışın en sert olacağı günler.
Herşey bir hal oldu ve değişti mevsimler.
Yüzyılların en sıcak Ocak ayıymış bu ay.
Kışı karsız geçirirsek, yazı çok kurak say.
Her neyse, Hakk işine fazlaca karışılmaz.
Bir meşgale olmadan da uzun gece aşılmaz.
Kitapların arasından Akif’in safahatını seçtim.
Düşün ve emekle yoğrulmuş şiirleri izledim.
Her biri bir harika, seçilerek dizilmiş kelimeler.
Aruzla yazılmış, mana yüklü, hepsi de birer, birer.
Ben şiir yazarım da kendimi şair, ozan saymam.
Üstadların yanında ben, çömez bile olamam.
Ama makine, tiyatro olunca bişeycikler derim.
Hatta sözü bırakıp, bir hayli de ileriye giderim.
Şiirde yetenek olsa bile sadece ilham iş değil.
Yalnızlığa mahkûm olup, ona vermeli meyil.
Modernlik mi? Bana işin kolayına kaçmak gibi gelir.
O hüneri de ancak, o işin ehli olanlar bilir.
Ama Safahat’ta Akif gerçekten zirvelere ulaşmış.
Kelime hazinesi ise dumanlı dağları da aşmış.
Üç beş lisan bilmenin bunda elbette ki rolü var.
Dağarcıkda kelime azsa şair zorlanır, uyak arar.
Ben dalmışım. Akif’in Safahat şiir deryasına.
Bir Fatiha istedi gönül, sırf Akif anısına.
Bıraktım Safahat’ı neredeyse namaz vakti geçecek.
Biraz daha dalsam deryalara güneş doğup yükselecek.
Yeni bir gün başlıyor, umutla ve hayırlara vesile.
İstiklal Marşı yazarının hak’ı yenmez göz göre, göre.
25.01.2021

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi