AKILLI DELİ

AKILLI DELİ

Anlatırlar ki, kendince kavminin önde gelenlerinden, dindarlığı herkes tarafından bilinip itibar gören biri kırlara gezinmeye çıkar, Allah’ın yarattıklarını ibret tarzında seyre koyulur. Sonra kalkıp iki rekat şükür namazı kılmak üzere tekbir alır. Olacak bu ya, o sırada mecnun da kırlarda dolaşmaktadır. Tesadüfen bu adamın önüne doğru geçip bilmeden orada oyalanmaya başlar. Adam selam verdikten sonra Mecnuna seslenir;
“Bre çekil önümden, burada namaz kılıyorum.”
O vakit Mecnun hayretler içinde sorar;
“A efendi! Sen bu namazı ne için kılarsın?”
Adam şaşırır. Hayret eder ve;
“Neden sordun ki?”
“Allah aşkıyla ve onun için kılıyor musun diye?”
“Evet, Allah aşkı ve O’nun rızası için kılıyorum!”
Mecnun önce güler ve sonra kederlenerek;
“Kendini yokla beyim, içini yokla… Ben Leyla’nın aşkına düştüm düşeli şunca yıldır ondan başkasını görmüyorum da sen Allah aşkıyla namaz kılarken beni nasıl görüyorsun?
Değerli Dostlar; bu kısadan hisseden çıkarılacak dersler var elbette. Hiç olmazsa her gördüğünü deli sanmamak gibi!
Ne yaparsak içtenlikle ve en iyisini yapmak, yapmacık olmamak, samimi olmak, ön yargılı olmamak bunlardan bazılarıdır. İşte bu prensipler fertler arasında ne kadar çok yaygınlaşır ise toplumda huzur, başarı, birlik ve dirlik o kadar iyi olur. İnsanlar önce kendini sorgulamalıdır. En azından İşlerimi düzgün yapıyor muyum, çevreye zararım oluyor mu, girdiğim faaliyet konularında başarılı mıyım, devletime zararım oluyor mu gibi soruları sorarak vicdan muhasebesi yapabilir.
Birçok faaliyet kollarında o kadar çok riyakarlık görüyorum ki anlatması zor.
Arkasından olumsuz ne varsa söylediğinin karşısında iki büklüm olup, el etek öpmeye kalkıyorlar. Arkasından olumsuz konuşulan da konuşanlara kıymet vermeye devam ediyor. Ne tuhaf değil mi?
Kim akıllı, kim deli, kim derviş, kim uçmuş, kim kalmış belli değil!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi