AKLIMA TAKILANLAR

AKLIMA TAKILANLAR

İktidara geldiği günden beri her köşeye sıkıştığında Anayasa değişikliğini gündeme getiren AKP, 19 yıllık “tek parti” iktidarında 12 kez anayasa değişikliği yaptı. 177 maddelik anayasanın toplam 134 hükmünü yeniledi. Son olarak 50+1 ile “Tek Adamlık” sistemini getiren AKP, yeniden “sivil anayasa” çağrıları yapmaya başladı. (Sanki bugüne kadar yapılan değişikliklerin ülkeye bir faydası olmuş gibi) Mecliste ne anayasayı çoğunlukla değiştirecek 400 milletvekili, ne de halk oylamasına götürecek 360 milletvekili sayısı bulunmayan MHP ve AKP’nin, birdenbire Anayasa değişikliği hevesine kapılmasının sebebini anlamakta güçlük çekiyorum. Bayram değil, seyran değil eniştem bana niye sarıldı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Anayasayı değiştirecek çoğunluk yoksa amaç ne? Amaç bir erken seçim ya da baskın seçim için kapıyı aralamak mı?
***
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 1 yıl (Bir yıl ) önce Fatih Türbesini ziyareti sırasında ellerini arkadan bağlamasını “devlet büyüklerine saygısızlık” olarak niteleyip soruşturma açan zihniyeti, anlamakta güçlük çekiyorum. Bu aslında hem komik, hem de trajik bir olay. Hem Mansur Yavaş’ın, hem de Ekrem İmamoğlu’nun tüm anketlerde AKP’li Cumhurbaşkanı’na fark attığının gözlendiği şu günlerde, yapılmak istenen şey Ekrem İmamoğlu’nu küçük düşürmekse bence tam tersi etki yaratıyor. Ekrem İmamoğlu açısından mağduriyet yaratıyor. Ülkeyi yönetemeyen, tüm devlet gücünü elinde bulunduran iktidarın, çaresizlikte dip yapmasını ve hala “bana göre suç” diyen bakanı anlamakta güçlük çekiyorum.
***
Karadeniz’de bulduğumuz muhteşem doğal gaz rezervinin hala niye kullanamadığımızı, yapıldığı açıklanan dış bağlantılarla, doğal gazımızı satıp, neden dolar zengini olamadığımızı anlayamıyorum.
***
Memleketimizde o kadar çok eğitimli, donanımlı, birikimli ve işsiz genç varken Kardemir Yönetim Kurulu üyeliğine, bakanlıktan azledileli henüz 10 gün olan Zehra Zümrüt Selçuk’un atanmasını ve 39.423 TL. huzur hakkı almasını bir türlü anlayamıyorum.
***
Muğla’da 50 yaşındaki çiftçinin “çok fazla borcum var” diyerek intihar ettiği, Antalya çiftçisinin ürünlerini çöpe attığı, kahveci esnafının çay ocağını sokağa fırlattığı, lokantacı esnafının sokak ortasında sandalyelerini yaktığı, ekonomik zorluklar nedeniyle her gün birden çok intiharın yaşandığı, 3 hafta süreyle insanların eve kapatılıp tek kuruş yardım yapılmadığı bir ülkede, bizi yönetenler nasıl oluyor da “165 ülkeye, 9 yardım kuruluşuna yardım ettik” diyebiliyor. Ya da uluslararası verilere göre, pandemi süresince vatandaşına en az yardım eden ülkeler arasına yer alan ülkemizin yöneticileri, “Pandemi süresince vatandaşını en çok yardım yapan ülke olduk.” yalanını gözümüzün içine baka baka nasıl söyleyebiliyor, anlamakta güçlük çekiyorum.
***
Öğretmenleri, sağlıkçı eşlerini, polisi, öğrencileri aşılayamayan iktidarın “Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız” diyebilmesini anlayabilmek mümkün mü? Bir Türk vatandaşının bir turist kadar değerli olamamasını, ülkemizi yönetenlerin kendi vatandaşlarını bu kadar değersizleştirmesini, hakir görmesini bir türlü anlayamıyorum.
***
16 yıllık iktidarında kendi apartman dairesinde oturup, yemeğini kendi yapan, hizmetçisi olmayan, görev süresi boyunca hiçbir suç işlemeyen, adı spekülasyonlarla anılmayan, akrabalarını devlet görevlerine atamayan, Almanya’yı Avrupa’nın lideri yapan ancak ömrü bizi kıskanmakla geçen(!) Merkel’in kendi rızasıyla başbakanlığı bırakmasını bir türlü anlayamıyorum.
***
Bir türlü gerçek cevabı alamadığımız 128 Milyar Dolar’ın nerede olduğu sorusuna neden doğru düzgün cevap verilmediğini anlamakta güçlük çekiyorum.

Son Söz; “Evrende en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir.” Albert Einstein

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi