Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Muharrem Günay

Akrabalarımıza Yardımda Bulunmak

“Bana ve ana-babana şükret. Dönüş ancak bana’dır.” (Lokman, 14)
Bu ayet hakkında İbni Abbas şöyle demiştir:
“Üç ayeti kerime hükümce birbirlerine bağlı oldukları üç şeyle nâzil olmuşlardır. Birinin hükmü ifâ edilip yerine getirilmedikçe diğeri – ifa olunsa- dahi kabul edilmez:
1-Allah’ın: “Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin” (Nisa:59) mübarek emridir. Kim Allah’a itaat edip Resûlullah’a itaat etmezse onun bu itaati kabul edilmez.
2-Kur’anın “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin” (Bakara:110) hükmüdür ki, namazını kılıp fakat zekâtını vermeyen kimselerin namazı kabul edilmez.
3-Cenâb-ı Hak’ın: “Bana ve ana babana şükret” (Lokman:14) fermanıdır. Kim ki Allah’a şükredip de ana ve babasına teşekkür etmezse Allah’a karşı yaptığı şükrü şayan-ı kabul değildir.” (Tirmizi, İbni Hıbban, Hâkim, İslâm Şeraitinde Büyük Günahlar, ,Kitâbuu’l Kebair, s:41 İmâm Zehebi, çeviren: Sıdkı Gülle)
Bazı âlimler yukarıda geçen “namazı kabul edilmez” hükmünü, ancak üzerlerinden borçları düşer, ahrette niçin namaz kılmadın sorusuna muhatap olmaz fakat namazın faziletinden istifade edemezler şeklinde açıklamaktadırlar. Zekâtını vermeyen veya haram yiyen, ana-babsına itaatte kusur eden birisinin nasıl olsa namazım, orucum kabul olmaz diyerek bu ibadetleri terk etmesi de uygun değildir. Çünkü namazı terk etmek hatta kazaya bırakmak bile büyük günahlar arasında yer alır. Fakat her ne olursa olsun Allah ile birlikte O’nun Rasûlüne itaat etmeye ve sünnete sımsıkı sarılmaya, namaz, zekât ve haram ilişkisine ve ana-babaya saygıda kusur etmemeye dikkat etmek gerekir.
Sonra Allah Teâlâ ana babaya iyiliğin yanında erkek ve kadın akrabalara iyiliği de emretmiştir. Nitekim bir hadîste şöyle buyurulur: Fakîre sadaka; sadakadır, akrabaya olursa; hem sadaka, hem de sıla-i rahim’dir. Allah Teâlâ: “Yetimlere iyilik edin.” buyuruyor. Çünkü onlar, işlerini görecek ve kendilerine harcamada bulunacak sahiblerini kaybetmişlerdir. İşte Allah Teâlâ bunlara iyiliği ve şefkati emrediyor ve “Düşkünlere iyilik edin.” buyuruyor. Bunlar, kendilerine yetecek şeyleri bulunmayan ihtiyâç sahipleridir. Allah Teâlâ onlara yetecek ve zarurî ihtiyâçlarını giderecek şeylerle yardımda bulunulmasını emretmiştir.
“Yakın komşuya ve uzak komşuya iyilik edin.” âyeti hakkında İbn Abbâs’tan naklen Ali İbn Ebu Talha şöyle diyor: Yakın komşu, aranızda akrabalık olan, uzak komşu da aranızda akrabalık olmayan komşudur. Bu tefsîr İkrime, Mücâhid, Me’mun İbn Mihrân, Dahhâk, Zeyd İbn Eşlem, Mukâtil İbn Hayyân ve Katâde’den de rivayet edilmiştir.
Ebu îshâk ise, nevf el-Bekkâlî’den rivayetle yakın komşunun Müslüman, uzak komşunun da Yahûdî ve Hıristiyan komşular olduğunu söylemiştir. Bu görüş îbn Cerîr ve İbn Ebu Hatim tarafından rivayet edilmiştir. Komşuya (iyilik yapmayı) emreden birçok hadîs vârid olmuştur.
İmâm Ahmed der ki: Bize Muhammed İbn Ca’fer’in… Abdullah îbn Ömer’den naklettiğine göre; Rasûlullah (s.) şöyle buyurmuşlardır:
“Cibril, bana komşuyu o kadar tavsiye etti ki; onu vâris kılacağını sandım.” Hadîsi; Buhârî ve Müslim Sahîh’lerinde Ömer İbn Muhammed îbn Zeyd İbn Abdullah İbn Ömer’den rivayetle tahrîc etmişlerdir. .
İmâm Ahmed diyor ki: Bize Süfyân’ın Abdullah İbn Amr’ dan naklettiğine göre; “Rasûlullah (s.) : Cibril bana komşuyu o kadar tavsiye etti ki, onu vâris kılacağını sandım.” buyurmuştur. Hadîsi Ebu Dâvûd da rivayet etmiştir. Hadîsin bir benzeri, Tirmizî tarafından Süfyân îbn Uyeyne kanalıyla Beşîr’den rivayet edilmiştir. Tirmizî, hadîsin bu yönden garîb ve hasen olduğunu söyler. Hadîs, Mücâhid tarafından Âişe ve Ebu Hüreyre’den merfû’ olarak rivayet edilmiştir.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER