AMERİKA’YA GÜVENİLMEZ

AMERİKA’YA GÜVENİLMEZ

Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın yönetiminde hazırlanan bir çalışma 26 ilde 1000 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırmaya katılanlara göre, ‘Türk dış politikasının en önemli meselesi’ ABD ile ilişkilerdir. Ayrıca çeşitli araştırma kuruluşları, yazılı ve görsel medyada yapılan yayınlar da göstermektedir ki, artık milletimiz, ABD’ne güvenmemektedir.
II. Dünya savaşından sonra dünyada yeni bir düzen kurulurken, o günkü SSCB yöneticilerinin, Türkiye’den toprak talepleri, ülkemizi yönetenlerin ittifak arayışına nedeni olmuş, bu yüzden NATO’ya girilmiştir.
NATO demek, bugün olduğu gibi, o gün de ABD demekti. Nitekim ABD Türkiye’yi avucunun içine alma yolunda atılımlar yapmıştı. Önce bir sürü CIA ajanını Barış Gönüllüsü adıyla ülkemize sokmuştu. Sözde Türkiye’yi seven ve yardım etmeyi amaçlayan, ABD vatandaşlarıydı!…
Ben Hava Kuvvetleri Komutanlığının İzmir Güzelyalı’daki Lisan Okulu’na gittiğim zaman, hocam barış gönüllüsü bir Amerikalı idi. O yıl İzmir Enternasyonal Fuarı’nda açılan ABD pavyonu, görenleri hayran bırakıyor ve hemen ABD dostu yapıyordu. Zira yoğun bir propaganda faaliyetleri vardı.
Görev yaptığım Askeri Birliklere NATO şemsiyesi altında iş elbisesi, tulum, postal (ayakkabı), kaput, konserve et vb. yağdırılıyordu!… Kuşkusuz, Birliklerimizin ihtiyacı olan teknik malzemeler de geliyordu.
O dönemde devletimizi de silahlı kuvvetlerimizi de yöneten güçler, ABD’ye bağımlı idiler! Zira örneğin Hava Lisan Okulu’nda başarılı olan subay ve astsubaylar ABD’nin çeşitli kentlerine gönderilerek, eğitiliyorlardı. ABD Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetenlere direktif veriyor, ülkemizin iç ve dış politikasını adeta ABD yönlendiriyordu. Kanaatim odur ki, 1960, 1971 ve 1980 askeri darbeleri, ABD’nin talebi üzerine yapılmıştı!. 1980 darbesinden iki-üç gün önce Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya Amerika’ya gitmiş ve döndüğü gece yarısından sonra harekât başlamıştı…
Kıbrıs’ta da ABD-NATO hoşgörüsüyle, şımarıp azgınlıklarını arttıran Rum-Yunan yöneticilerinin oldubittileri üzerine Silahlı Kuvvetlerimizin gerçekleştirdiği Barış Harekâtı nedeniyle ABD yönetimi, Türkiye’ye ambargo uygulamak suretiyle, iç yüzünü göstermiş oldu. Aslında ondan önce yine Kıbrıs sorunu nedeniyle, ülkemizin girişimleri üzerine bizi açıkça tenkid eden ABD Başkanına zamanın Başbakanı İsmet İnönü’nün verdiği şu cevap ilginçtir: “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de bu dünyada yerini alır…”
Bugün gelinen noktada, İsmet Paşa’nın tarihi sözünün gerçekleştiğini görüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, önceki cumhurbaşkanlarımızın aksine, daha bağımsız hareket etmekte ve örneğin Rusya ile de hayati anlaşmalara imza atmaktadır.
ABD yıllardır, Türkiye’deki terör örgütlerine her türlü desteği sağlamaktadır… Irak meselesinde, müttefiki olan Türkiye’ye destek olmayı bırakınız, askerimizin başına çuval geçirme, edepsizliğini de yapmışlardır!…
Bize dosttan daha da ileri, kardeşlik duyguları ile bağlı olan Irak ile Libya’nın perişan edilmesi ABD eliyle gerçekleşmiştir. Suriye, Mısır gibi ülkelerin mahvedilmesini sağlayan ABD için sıra Türkiye’ye gelmişti ama, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uyanıklığı ve halkımızın desteğiyle, ABD-FETÖ darbe girişimi bastırılmıştır.
***
Bizim ABD ile samimi dostluk ilişkilerini canlandırmamız mümkün değildir. Hatta NATO ile ilişkilerimizin de yeniden gözden geçirilmesi zorunludur. Zira NATO bugüne kadar hiçbir zaman yanımızda olmamıştır.
Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almasını bahane eden Amerika, oyun üzerine oyun oynamaktadır. Rusya bizim komşumuz ve milyonlarca soydaşımızın yaşadığı bir ülkedir. Bu yüzden Devletimizin yeni Rusya politikası, Amerika’yı ilgilendirmemelidir. Biz yakın tarihimizdeki ABD ambargolarını unutmamalıyız. Yani bu ülkeye asla itimat etmemeliyiz.
Haşhaş ekimi, Kıbrıs Barış Harekâtı gibi nedenlerle bize silah ambargosu uygulayan ABD’ne ben şahsen güvenmiyorum.
Eski Başkan Trump’ın bizi ve tüm İslâm âlemini karşısına alarak, Kudüs’ü, İsrail’in yeni başkenti olarak tanıması, bu ülkenin asla güvenilemez olduğunun kanıtıdır.
Evet, ABD bizim dostumuz değildir ve kanıma göre de hiçbir zaman dostumuz olmayacaktır. Hele hele, tüm belgeleri görmüş olmalarına rağmen, yeni Başkan Biden’in, Ermeni soykırımından söz etmesi bardağı taşıran son damladır.
1970’li yıllarda Türkiye, Amerikan tehditlerine ve ambargosuna rağmen bu emperyalist devletin isteklerine büyük ölçüde boyun eğmedi ve savunma sanayii alanında, NATO’ya girilmesinden itibaren ilk önemli adımını attı. ASELSAN gibi “milli” kuruluşlar bu ambargo döneminde kurulmaya başlandı.
Muhalif, muvafık tüm insanlarımızın, Devletimizin dış politikalarının yanında olması gerekir. Zira bugün uygulanmakta olan çok yönlü dış politikalar, ülkemizin selameti için en doğru olanlardır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi