ANKARA – BAŞKENT

ANKARA – BAŞKENT

13 Ekim 1923 Ankara’nın Başkent oluşunun tarihidir. Bu yıl bu önemli olayın 98. yıldönümünü kutlayacağız. Ankara şehri konumu itibariyle Anadolu tarihinde her zaman önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Şehrin yakınlarında yapılan kazılarda birçok Hitit eserleri bulunmuştur. Romalılar M.Ö üçüncü yüzyıllarında Ankara’yı imparatorluğa bağlamışlardır. O çağda şehrin nüfusu yüz bini aşmış bulunuyordu. Bu da Ankara’nın o çağlarda da önemli bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Bu şehirde Roma imparatoru Augustos adına yapılan tapınak kalıntıları Hacı Bayram Veli Camisi yanında bulunmaktadır. Bu tapınakta ‘’Monumen Ancyranum’’Ankara Anıtı yazıtı bulunmaktadır.
1071 Malazgirt Zaferi sonrası Ankara 1074 yılında Anadolu Selçuklu Devleti yönetimine geçmiştir. 11. yüzyılda Haçlı saldırılarına uğrasa da Selçuklular Ankara’yı geri almışlardır. Ankara 1354 yılında Orhan Gazi’nin büyük oğlu Şehzade Süleyman Paşa tarafından Osmanlı Devleti’ne 1402 yılında Yıldırım Bayezit ile Timur arasında yapılan Ankara Savaşında Beyazit’in yenilmesiyle Ankara Osmanlıların elinden çıkmış. 1423 yılında Osmanlı Birliğini sağlayan Çelebi Mehmet tarafından geri alınmıştır.
Ankara uzun yıllar Anadolu Beylerbeyliği’nin merkezi olmuştur. İmparatorluk boyunca önemli ticaret merkezi özellikle soft kumaş, üretimiyle bütün dünyaya ihraç ürünü olmuştur.
Osmanlı’nın son zamanlarında demiryolu Ankara’ya kadar ulaşmış ve Ankara önemini kaybetmemiştir.
1.Dünya Savaşından sonra Ankara ve çevresi hariç yurdumuzun her yeri işgal edilmişti. Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra büyük kurtarıcı bozkır ortasındaki Ankara’ya ilk defa soğuk bir gün 1919 yılının 27 Aralık günü Dikmen sırtlarından ulusun bir ferdi, bir Mustafa Kemal olarak üstünde hiçbir işaret ve rütbe taşımayan elbiseyle gelmişti.
Burada milletin iradesini yansıtan Büyük Millet Meclisi’ni açarak mücadelesini meşru bir zemine oturttu . İnönü Savaşlarını ve Sakarya Zaferini bu şehirdeki çalışmaları sonucu kazandı. 19 Mayıs’ın ardından Ankara’nın mucizeleri başlamıştı. Büyük Taarruz ve Dumlupınar Meydan Muharebesinin planlarını Ankara’da hazırladı.
Akdeniz’e buradan indi. 1. Dünya Savaşının galiplerinin İstanbul ve Trakya’dan çıkma emrini buradan verdi. Yeni bir ulusu yeni bir uygarlığı 19 yıl içinde burada çalışarak yarattı. Atatürk kendi azmi ve iradesiyle bozkırı yenmiş, kayalık üstündeki toprak şehir 13 Ekim 1923 yılında başkent oldu. Orman Çiftliği ile yeşil ve modern Ankara kuruluyordu. Düşmanlarını yerle bir eden büyük adam Ankara’nın doğasına da yön vermeyi başarmıştı.
Bütün zaferlerine ulaşan devrimleriyle ulusun geleceğini aydınlatan büyük Önder 20 Kasım 1938 yılında bağımsız ve egemen bir ulusun arasından geçerek son defa Ankara’ya dönmüştür.
Ankara yalnız başkent olarak değil ölümsüz Atatürk’ü 19 yıl kalbinde yaşattığı için de mutlu bir şehirdir.
Atatürk’ün naaş’ı 10 Kasım 1953’e kadar Etnoğrafya Müzesi’nde kaldıktan sonra Ankara Kalesi’nden sonra şehrin en yüksek yeri olan Rasattepe’deki Anıtkabir’de toprağa verilmiştir.
Anıtın temeli 9 Ekim 1944 yılında atılmıştır. Proje Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arda’ya aittir. Şeref salonundaki büyük lahdin mermeri tek parça ve 42 ton ağırlığındadır. Türk Ulusunun Atatürk’e şükranlarını belirten bu anıt 15.000 metre karelik bir alanı kaplamaktadır. Atatürk sadece Anıtkabir’de değil içimizdeki hainler dışında Türk Milleti’nin kalbinde yatmaktadır. Büyük lider ruhun şâd olsun.
Ankara ve Anıtkabir’de rahat uyu.
Bu asil milletin yurdumuzun ve senin düşmanlarını her zaman yok etmeye gücü yetecektir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi