DOLAR 16,5658 0.24%
EURO 17,5492 0%
ALTIN 969,38-2,27
BITCOIN 344331-1,57%
Afyonkarahisar
19°

HAFİF YAĞMUR

13:12

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

ARNAVUT VE KÜRT SUBAYLAR – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
21 Ocak 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Ramazan Balkan 21 Ocak 2013 Pazartesi 02:00:00
  Osmanlı Devleti her ne kadar bir Türk devleti olarak görünse de aynı zamanda bir ümmet devletidir. Devlet bürokrasisi oluşturulurken istihdam edilen kadrolara bütün İslam topluluklarından kişiler alınmıştır. Bu durum devletin askeri kadrosunu oluşturan subaylar içinde geçerli olup Türklerin dışında İslam ümmetinden Arap, Arnavut, Çerkez, Kürt vb tüm unsurlar askeri okullara alınmış ve subay yetiştirilmiştir. Ancak çöküş yıllarında bu subayların bir kısmı Türk ordusuna ihanet etmiş, düşman saflarına geçerek bize kurşun sıkmışlardır.
Bu yazı serimizin önceki bölümlerinde açıkladığımız gibi I. Dünya Savaşı sırasında ihanet eden Arap subaylar olduğu gibi Balkan savaşında düşman saflarına katılan Arnavut subaylar ve Cumhuriyet döneminde yaşanan Kürt isyanlarına katılan Kürt subaylar vardır. Balkan savaşları sırasında yaşadığımız en önemli tecrübe Esad Paşa’nın ihanetidir. Cumhuriyet döneminde ise Şeyh Said isyanında cezalandırılan Albay Halit Bey ve Dersim isyanına katılan Binbaşı İhsan Nuri ve keza mütareke döneminin Nemrut Mustafa Paşa’sı yakın tarihimizin önemli tecrübeleridir.
Esat Toptani Paşa;
Balkan Savaşları’nda Osmanlı Devleti ordusunda bulunan Arnavut subayların ihanetine uğramıştır. Savaşın ilk anlarında talih düşmanlarımızın tarafına geçince ordumuzdaki Arnavut subaylar Arnavutluk’un bağımsızlığı hareketine katılmışlardır. Bu ihanete katılan subaylardan birisi Esat Paşa’dır. Esat Paşa (TOPTANİ) İşkodra Kalesini savunan Kastamonu Tosyalı Hasan Rıza Paşa’yı suikastla şehit etmiş ve şehir Sırp-Karadağ kuvvetlerinin eline geçmiştir.
Esat Paşa 1863’de Tiran’ın ileri gelen toprak sahibi ailelerinden olan Toptaniler ailesi üyesi olarak doğdu. Eğitimini İstanbul Harp Okulu’nda yaptı. II. Abdülhamit tarafından Tuğgeneral yapılıp Yanya Jandarma Komutanlığına atandı. İkinci Meşrutiyet`ten sonra Draç`tan mebus seçildi. 31 Mart İsyanı’ndan sonra 27 Nisan’da II. Abdülhamit’e tahttan indirildiğini bildiren kurulda yer aldı.
Esat Paşa; Avni Rüstemi adında bir Arnavut öğrenci tarafından 13 Haziran 1920 tarihinde Paris’te Hotel Continental önünde öldürüldü. Ekmeğini yediği devletine ve padişahına ihanetin bedeli olsa gerek; cenazesi Sırp askeri merasimiyle Paris’te bulunan Sırp Askeri Mezarlığı’na gömüldü.
Albay Halit Bey;
Cibranlı Miralay Halit Bey olarak kaynaklarda geçen Halit Bey; 1882 yılında Muş’un Varto ilçesinde doğdu. Babası Cibran aşiretinin reisi Mahmut Bey’di. İstanbul’da bulunan Aşiret Mektebi’ni bitirdi. Daha sonra Yıldız’daki Harbiye Mektebi’nden mezun oldu. Yüzbaşı rütbesiyle ve yaver unvanıyla Osmanlı Ordusu’na katıldı.
I. Dünya Savaşı’nın bitiminde 1919’da Kürt Şerif Paşa ile birlikte Paris Konferansı’nda Kürt delegesi olarak çalıştı. Doğu illerinin paylaşımı konusunda Ermeni Boghos Nubar Paşa ile mutabakata varılmasını sağladı. Ermeniler ile doğu illerinin paylaşılması konusunda birçok aşiret ve kişilerden tepkiler aldı. Bunun üzerine Kurtuluş Savaşı’nda M. Kemal’in yanına geçti ve İstanbul hükümetine tavır aldı. Fakat Koçgiri İsyanı’ndan sonra bu defa Ankara’ya tavır almaya başladı.
Şeyh Said’in kayınbiraderi olan Cıbranlı Halit Bey, Kürt istiklal komitesi Azadî cemiyeti kurucularındandır. Şeyh Said isyanından sonra 20 Aralık 1924’te Erzurum’da tutuklandı ve Bitlis Harp Divanı’nda yargılandı. Hıyanet-i Vataniye Kanunu gereğince verilen karar sonucu 1925 yılında cezalandırıldı.
Nemrut Mustafa Paşa
Süleymaniyeli Babanzade ailesine mensup olan Nemrut Mustafa Paşa, Osmanlı ordusunda Mirlivalığa kadar yükselmiştir. Mütareke sırasında kurulan Divan-ı Harb-i Örfi’ye üye atanmış, daha sonra Damat Ferit zamanında mahkeme başkanı olmuştur.
İttihat ve Terakki, Boğazlıyan, Trabzon, Büyükdere, Elazığ Ermeni Tehciri yargılamalarında bulunmuş özellikle başkanlık yaptığı davalarda, hukuku hiçe sayan ve son derece acımasız davranışlarıyla, halk arasında; “Nemrut Mustafa” veya “Kürt Mustafa Paşa” diye şöhret bulmuştur. Yalancı şahitlerle Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey ve Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in idam edilmelerini sağlamıştır. I. Dünya Savaşı’nda şehit olan askerlerimiz için; “onlar şehit değil, köpek ölüsünden farkları yoktur” sözlerini sarf etmiştir.
11 Mayıs 1920’de Nemrut Mustafa Paşa’nın başkanlığındaki mahkeme, M. Kemal ve arkadaşlarını; “Kuvayı Milliye unvanı altında fitne ve fesat çıkarmak, Anayasaya aykırı olarak halktan para ve asker toplamak, kendilerine uymayanları cezalandırmak, dahili asayişi bozanları kışkırtmak” suçlamasıyla gıyaben idama mahkum etmişti. Nemrut Mustafa Paşa; M. Kemal, Rauf Orbay, İsmet İnönü, Kazım Özalp gibi Milli Mücadele liderlerine idam kararı veren mahkemenin başkanıydı.
İngilizler tarafından 1920’de Süleymaniye’de kurulan sözde Kürt hükümetinin Adliye Nazırı olmuştur. Lozan Anlaşması gereği 150’likler listesine alınmış ve yurtdışında ölmüştür.
Binbaşı İhsan Nuri;
Bitlis’te doğmuş, Erzincan Askeri Rüştiye Mektebi ve İstanbul Harp Okulu’nu bitirerek teğmen rütbesiyle Osmanlı ordusuna katılmıştır. I. Dünya Savaşı bittikten sonra Kürdistan Teali Cemiyeti’yle temasa geçmiştir. 30 Mart 1919’da Jîn dergisinde Wilson prensipleri üzerine bir yazısı yayımlanmıştır. Daha sonra Kurtuluş Savaşı’na da katılan İhsan Nuri, savaşın bitiminde Kürdistan davasına sarılarak Kürt kökenli subaylar ve askerler ile temasa geçmiştir. Şeyh Sait isyanının başarısız olmasından sonra yurt dışına çıkan İhsan Nuri 1927/28 yıllarındaki Ağrı isyanı ve 1937/38 Dersim isyanında etkin olmuştur.
Askeri tarihte Grebeneli Bekir Fikri Bey olarak tanınan Yarbay Bekir Bey’in; Balkanlarda Tedhiş ve Gerilla, Mülazim (Teğmen) Cemal Bey’in; Tekrar Başımıza Gelenler, Mahmut Muhtar Paşa’nın; Balkan Harbi, isimli hatıratlarında Balkan savaşlarında ordumuza ihanet eden Arnavut subaylarla ilgili bilgiler aktarmışlardır. Bunları tekrar etmek istemiyorum. Fakat geçen yaz başında kamuoyunu çok işgal eden Dersim isyanında isyancıların komutanlığını yapan İhsan Nuri’nin “Kürt Gençliğine Hitabe”si ile yazıma son vermek istiyorum.
Dersim isyanından sonra yurt dışına çıkan İhsan Nuri; Kürdistan Tarihi’nde Dersim adında bir kitap yazmış ve Atatürk’e özenerek kitabını Kürt Gençliği’ne Hitabe’yle bitirmiştir. Her cümlesi; İntikam! İntikam! kelimesiyle başlayan hitabe şöyledir;
Ey ırkımın ümidi, istikbali olan Kürt gençliği! Bu naçiz eserimi sana ithaf ediyorum.
İntikam!.. Kürt namusuna sürülen lekeyi temizlemek için.
İntikam!.. Süngülenen yüz binlerce Kürt yavrularının feryadını dindirmek için.
İntikam!.. Girdaplara atılan, ateşlerde yakılan gelin ve kızlarımızın Kürdistan afakında uğuldayan iniltilerini teskin için.
İntikam!.. Darağaçları altında ölümü kahramanca selamlayan, şahadet tacını giyen binlerce kurbanın gayelerini tahakkuk ettirmek için.
İntikam!.. Kürdistan denilen harabezar (yıkık) anayurdun ihtihlası (kurtulması) için.
İntikam!.. Kürt diyarında uluyan sırtlan ve çakallar ırkının (Türkler) mülevves (pis) vücutlarından Kürt vatanını tathir (temizlemek) için.
İntikam!.. Medenniyet denilen kahpenin peşine sığınarak bize uluyan köpekleri susturmak için.
İntikam!… İntikam!… İntikam!…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.