“Artık eğitim çalışanları Türk Eğitim-Sen demeye başladı”

“Artık eğitim çalışanları Türk Eğitim-Sen demeye başladı”

Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Muhtar Demirci, kısa süre içerisinde sendikalarına olan teveccühün arttığını belirterek, “Artık eğitim çalışanları Türk Eğitim-Sen demeye başladı” dedi

 

Türk Eğitim-Sen Afyonkarahisar Şube Başkanı Muhtar Demirci, şubenin 7. olağan seçimli genel kurul toplantısı ile göreve seçildi. Muhtar Demirci, mazbatayı aldıktan sonra ilk değerlendirmelerini Kocatepe TV takipçilerine yaptı. Demirci, Burak Aydın’ın sorularını cevaplandırdı.
“NEDEN ZİYARET EDİLMEK
İSTENDİĞİMİZİ BİLİYORUZ”
Afyonkarahisar medyasında yer bulan bazı haberleri değerlendiren Muhtar Demirci, “Basında çıkan bir haberi arkadaşlarım bana iletti. Basın özgürdür, siyasetçiler özgürdür. İstediklerini yapabilirler ama biz yine seçim konuşmamızda dedik ki, ‘Polemiklerin içerisine girmeyeceğiz. Biz hak mücadelesinde hakça koşturmaya devam edeceğiz. Siyaseti siyasetçiler yapsın biz adam gibi sendikacılık yapacağız.’ Bunlar bizim ilkelerimizdir. Kamu-Sen’de ki 8-9 sendikamızın genel kurulları yapıldı. Peki, neden sadece Türk Eğitim-Sen ziyaret edilmek istenildi? Bu sorunun yanıtını biz biliyor, tahmin ediyoruz. Hiç kimse bizi herhangi bir şekilde siyasetin, siyasi manipülasyonların, rekabetlerin içerisine çekmesin. Siyasetçi siyaset alanında uğraşsın. Siyasetçiler biz açlık sınırının altında çalışıyoruz buna ve sorunlarımıza el atsın.” dedi.
“YETKİYİ KAYBETSEKTE
ETKİYİ KAYBETMEDİK”
Türk Eğitim-Sen’in 12 yıldır yetkili sendika olmadığını belirten Demirci, “12 yıl önce Türk Eğitim-Sen’in Türkiye genelindeki yetkisini başka bir sendika aldı. Bunu yaparken Türk Eğitim-Sen ilkelerinden taviz vermedi yapması gerekenleri yine yaptı. Ama maalesef bazı güçler sendikacılığı sendikacılık rayından çıkararak memur sendikacılığını pasif hale getirmek için hormonlu bir büyüme yaratıldı. Bu büyüme neticesinde Türk Eğitim-Sen genel anlamıylada Kamu-Sen yetkiyi kaybetti. Ama etkiyi hiç kaybetmedi. Her zaman insanların güvendiği yetkili olmasa da etkili olduğuna inandığı başı sıkışan üyemiz olsun olmasın eğitim de çalışanlarının ilk müracaat ettiği yer olmuştur. Sayısal olarak daha bir haftadır sahalara inmemize rağmen üye yapma taleplerine yetişemiyoruz. Şu anda 2 bin 400 üyemiz var. Bizim seçim konuşmamızdaki vaadimiz 4 yılın sonunda bu üye sayımızı 3 bin yapmak, uzun vadede de yetkili sendika olmak. Biz sendikacılık anlamında üzerimize düşen ilkeli duruşumuz, mücadele ruhumuza sürekli devam edeceğiz. Dağ köyündeki tek öğretmeni bile ziyaret etmeden bırakmayacağız.” diye konuştu.
“BİZE BAŞI DİK ONURLU
ÜYELER LAZIM”
Sinanpaşadaki küçük köylerde hizmet veren öğretmenleri ziyaret ettiklerini, gördükleri ilginin kendilerini fazlasıyla memnun ettiğini belirten Demirci, “Şimdi artık eğitim çalışanları Türk Eğitim-Sen demeye başladı. Ancak biz sendikacılığı etik kurallardan çıkmadan yaparız. Bize hep ‘Kimseyi ezerek üye yapmayın bize başı dik onurlu üyeler lazım.’ denilmişti. Biz insanları adaylığıyla tehdit edip, stajyerliği ile tehdit edip aday yapamayız. Biz ilkelerimizden şamdan 4 yılın sonunda üye sayılarımızı artıracağız. Eğer bunu yapamazsak 4 yılın sonunda delegelerimiz gereğini yaparlar. Yetkili sendika olabilmemiz için mevcut ildeki en yüksek sayıya sahip sendika olmanız gerekiyor.” şeklinde konuştu.
“TESADÜFEN BİRARAYA GELMEDİK ATATÜRK SEVDALISI TÜRK MİLLİYETÇİLERİYİZ”
Kendileri için en önemli ve temel sloganın “Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız” olduğunun altını çizen Demirci, “Türkiye sevdasını ekmek kavgasının önüne koyan ama bu sevdayla birlikte ekmek kavgasından mücadelesinden vazgeçemeyen insanların birlikteliğiz. Biz tesadüfen bir araya gelmiş bir ruh değiliz. İlkeleri, ülküleri olan, Atatürk sevdası olan, anayasada ifadesi bulana Türk Milliyetçiliğine sonuna kadar bağlı olan insanlarız. Türkçe eğitimin devamını isteyen, farklı bölünmelere, devletin üniter yapısına karşı girişimlere asla müsaade etmeyecek olan vatan sevdalısı bir sendikayız. Ben eğitimci arkadaşlarıma şunu söylüyorum; Önünüze sendikaların tüzüklerini alın ve ‘Ben kimim?’ sorusuna o maddelere göre artıları koyun. İnanın yüzde 90’nı kendini Türk Eğitim-Şen’e ait bulacaktır. Çünkü biz Türkiye’yi kucaklayan bir sendikayız.” ifadelerini kullandı.
“ÖĞRETMEN MAAŞLARI ÇOK DÜŞÜK HUZURLU ÇALIŞMA ORTAMI YOK”
Öğretmenlerin düşük maaşla çalışmak zorunda kaldığına dikkat çeken Demirci şunları söyledi: “30 yılık uzmanlığı olan en yüksek derecede görev olan öğretmen Muhtar Demirci olarak benim maaşım bile vergilerle birlikte 6 bin TL altına düşüyor. Çünkü biz Ocak ayında bir beyaz maaş alırız sonra hemen vergi dilimleri girer. O Ocak ayında aldığınız maaşı bir yıl boyunca bir daha hiç görmezsiniz böyle bir vergi dilimi garabeti yaşıyoruz biz. Öğretmenlerin maaşı şuanda 4 bin 500 TL ile 6 bin TL arasındadır. Öğretmenlerimiz öncelikle huzurlu bir çalışma ortamı istiyorlar. Geçtiğimiz günlerde Atatürk İlköğretim Okulunda çok çirkin bir olay yaşadık. Cesur hocamız maalesef bir velinin saldırısına uğradı. Biz bu konuda tepkimizi çok ciddi bir şekilde gösterip gerekli eylemlerimizi yaptık. Eskisi anlayışla ‘Eti senin kemiği benim.’ anlayışından, ‘Eğitimciye, idareciye saldırılır.’ pozisyona geldik. Bu tarz baskılarla öğretmenlerimizin huzurlu çalışabileceği düşünülebilir mi? Biz bunlardan çok rahatsızız ama bunun yanındaki en büyük sıkıntı geniş anlamda kamu çalışanları ekonomik anlamda çok sıkıntıda bizi açlığa mahkûm edecek düzeye getiriyorlar.”
“ÖĞRETMENE VERİLEN BİR
ÇİÇEKTEN Mİ RAHATSIZSINIZ?”
Acilen seyyanen ek zam yapılması gerektiğini dile getiren Demirci şöyle konuştu: “Biz toplu sözleşme sürecinde her kamu çalışanına 600 TL seyyanen zam istemiştik. Ama bu rakam yaz döneminde geçerliydi. Şimdi 600 TL kesinlikle kurtarmaz. Artık eğitim çalışanlarının, kamu çalışanlarının tencereleri düzgün kaynamıyor. Buradan yetkilileri uyarıyoruz tencere şakayı götürmez. Şunu herkes iyi bilmeli güçlü Türkiye güçlü eğitim ordusuyla kurulur bunun başka yolu yok. Güçlü eğitim ordusunu kırmak içinde eğitimdeki imkânlar maddi, sosyal ve haklar yerine getirilmelidir. Şuana kadar biz olumlu bir adım görmedik. Bu süreç böyle devam ettiği sürece birkaç yıl içerisinde çok derin yaralar açılır bunu arzu etmiyoruz. Öğretmenliği tercih edilmesinde bir sıkıntı yok. Çünkü insanlar ekmek peşindeler. Şimdi 3 yüz binin üzerinde atama bekleyen öğretmen var. Türkiye’de 120 bin civarında açık olduğu söyleniyor. İnsanlar da işe girmek istiyorlar amaç şu evet insanlar iş isteyebilir, iş istemeleri sayılarının çok olması bunların ekonomik olarak, sosyal olarak değersizleştirilmesi anlamına gelmemeli gereken değer ve önem yine verilmeli. Biz bunları yaşadık maalesef. ‘Taksim’deki güvercinler gibi bekliyorsunuz.’ diye atama bekleyen öğretmenlere acı laflar söylendi. Biz bunlardan muzdaripiz, bunlar değişmeli. Yine çok acıdır Öğretmenler Günü’nden birkaç gün önce Milli Eğitim Bakanlığımız bir yazı yayınladı. Öğretmenler Günü’nde öğretmenlerin hediye alması yasaktır anlamında bir yazıydı. Öğretmene verilen bir tane çiçekten mi rahatsızsınız? Öğrencisinin bir zarf içerisinde yazdığı mektuptan mı rahatsızsınız? Maddi olarak kimsenin bir şey verdiği falan yok. Öğretmenler her gün hediye bekleyen bir grupta değildir. Neden bizi bu hale düşürüp bu yazılarla bizi rencide ediyorsunuz? Ne hakkınız var bunu yapmaya? Belki farklı niyetlerle yapılıyor ama öyle anlaşılmıyor. Bu tarz olaylar öğretmenlerde ciddi yaralar açıyor.”
“VALİMİZ EL ATARSA
ÖĞRETMEN AÇIĞIMIZ KAPANIR”
İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce yapılan açıklamada norm kadro fazlası, açığı olan yerler belirtilerek öğretmenlerin oralara tercih yapacaklarının bildirildiğini belirten Demirci şunları kaydetti: “Genel anlamda Afyon’daki öğretmen doluluk oranı yüzde 85’dir. Yetkililerden aldığım ön bilgiye göre bunun anlamı binden fazla öğretmen açığımız var demektir. Tam rakamları Bakanlık yetkilileri bile çıkartamıyor. Geçmişte biz bunu yaptık ücretli öğretmen sayısını biz bulduk. Biz bunu tek tek illerden sayıları alarak yapmıştık. Dolayısıyla Afyon’da şuanda çalışan ücretli öğretmen sayısı 600- 700 civarındadır. Burada şöyle bir durumu da göz önüne almak lazım Afyonkarahisar için şuanda ciddi bir şans olarak gördüğümüz bürokrasiyi bilen, devletin işleyişine çok iyi hâkim bir Valimiz var. Sayın Valimiz Gökmen Çiçek’in bu konuya el attığında Ankara’dan ilimiz adın daha fazla öğretmen alabileceği yönünde ciddi anlamda düşüncelerimiz var. Sayın Valimiz bunu yaptığı zaman, siyasi erkleri de devreye soktuğu zaman bu öğretmen açığının giderilebileceğini düşünüyorum. Öğretmen açığını bırakın biraz fazla olmanız lazım çünkü çeşitli nedenlerden dolayı mesleğe ara verebilecek öğretmenler olur dolayısıyla yüzde 10 fazlayla çalışmak lazım ki hiçbir şekilde eğitime aksamama vermeden devam ettirmek lazım eğitimi bu konuda Afyonun biraz eğitmene ihtiyacı var. Bu ihtiyaç durumları da bölgelere göre değişebiliyor. Seçmeli dersler öğretmen norm sayısını değiştirebiliyor. Bir yıl seçilen bir ders için 3 öğretmen gerekirken diğer yıl o ders seçilmeyip 1 öğretmen yetebiliyor. Bu konuda Milli Eğitim Müdürlüğünün hakkını teslim etmem gerekiyor. Norm kadro yönetmeliğimizde bizim norm fazlası öğretmenlerin reysen bir yerlere atanabilmeleri mümkündür ama Milli Eğitim Müdürlüğü aile bütünlüğü, öğretmenin huzuru, çalışma ortamının bozulmaması anlamında bu yetkisini öğretmenin lehine kullanmadı. Bu norm atama döneminde de kullanmayacağını resmi yazısında ifade etti. Biz bunu olumlu buluyoruz bu anlamda teşekkür ediyoruz.”
“TÜM EĞİTİM ÇALIŞANLARI
KADROLU OLMALI”
24 Kasım Öğretmenler Günü programına Türk Eğitim-Sen’in davet edilmediğini ifade eden Demirci, “Şu anlamda Milli Eğitim Müdürlüğümüzü eleştirmeden geçemiyoruz. 24 Kasım Öğretmenler Günü programı yapılır Türk Eğitim-Sen neden davet edilmez? Biz eğitimin paydaşı değil miyiz? İnşallah bu bir hatadır. Kusurlar tolore edilebilir ama kasıtlar edilemez. Hiç kimsede Türk Eğitim-Sen’i yok sayamaz. Sonuçta biz 2 bin 400 üyesiyle Afyon’un çok ciddi bir eğitim paydaşıyız. Sözleşmeli öğretmenlerin şartları ders ücretleri de dâhil kadrolu öğretmenden daha kötüdür. Diğer bir boyutu ise aynı kurumda çalışan kadrolu kişi 3 lira alıyor diğer kişi sözleşmeli 2 lira alıyor. Ama ikiside aynı işi yapıyor. Aynı işi yapan insanlar arasında böyle bir ücret farklılığına gidildiğinde direk iş barışı bozulmuş olunuyor. Sözleşmeli olayına karşıyız tüm eğitim çalışanları, kamu çalışanları kadrolu olmalıdır. Sözleşmelisi var, kadrolusu var, sözleşmelisi var bir kurumda bu kadar çeşitlilikte olmamalı. Bu böyle devam etmemeli ciddi bir personel yasası düzenlenmelidir. Bu konudaki ümidimiz Öğretmenlik Meslek Kanunu’dur.” dedi.
“ÖĞRETMENLİK MESLEK
KANUNU İÇİN NEYİ BEKLİYORSUNUZ?
Demirci, “Hakikaten enflasyon oranı yüzde 19 mu? Burada muhtemelen TUİK görevlilerinin matematikte dört işlemle ilgili bir sıkıntısı var herhalde. Kasıtlı değildir. Böyle düşük bir enflasyonun çıkma imkân ve ihtimali yoktur. Öğretmenlik Meslek Kanununun içerisinde gerçekten neler var bunu bilmiyoruz. Bunu hazırlayanlar sadece söylüyorlar, söylenen sosyal ve ekonomik şartları iyileştirilecek, 3600 ek gösterge verilecek. Biz cekli, caklı cümleler istemiyoruz icraat istiyoruz. Yasa tasarısı hazırsa çıkartmak çok mu zor? 24 Kasım’da getirin öğretmenlere en büyük hediye olsun dedik. 2018 yılında da 3600 ek göstergenin 100 günlük program içerisinde olduğu söylenilmişti. Biz 2022’ye yaklaşıyoruz kaç tane 100 gün geçti. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile öğretmenlerin kendilerine özgü bir kanunu olacak bir kariyer mesleği olarak perçinlenmiş olacak. Özlük haklarımız, sosyal haklarımız, ekonomik haklarımızın biraz daha güvenceye alınacağına dair yetkili ağızlardan söyleniyor ama tam muhteviyatı bilmiyoruz. Bu böyle yapılacağına tüm paydaşlarımız ile ortak olarak herkesin mutlu olacağı bir yasa hazırlasaydık çok daha şık olurdu. Biz net real hak ettiğimiz değeri görmek istiyoruz. Biz meclisin bir gecede bir sürü kanun çıkarabildiğini gördük eğer Öğretmenlik Kanunu’nun her şeyi hazırsa neden çıkartmıyoruz neyi bekliyoruz.” diye konuştu.
“5400 GENEL MÜDÜR EK GÖSTERGESİ
BİLE BİZİ KURTARMAZ”
3600 ek göstergenin çalışanlara bir etkisi bulunmadığını bunun sadece emekli maaşında cüzi bir artış oluşturduğunu belirten Demirci, “3600 ek gösterge birde emekli ikramiyenizde bir artışa neden oluyor. Şu ekonomik şartlarda bizlere seyyanen zam yapılmadan 3600 ek gösterge değil, 5400 Genel Müdür ek göstergesi verseler bizi kurtarmaz. Biz 3 yıl 5 yıl önceki halimizi arar durumdayız. Şu anda 40 yıl hizmeti olan bir emekli öğretmen yaklaşık 4 bin lira bir emekli maaşı alır. Mesleğe yeni başlayan bir öğretmenle 40 yıl çalışıp emekli olan öğretenin arasında çok fazla bir fark yoktur. Ancak ek derse giren öğretmenler vardır. Bunlar birkaç bin lira daha fark ettirir. Her öğretmen ek ders ücreti alıyormuş gibi bir anlayış var. Bu doğru değil, idareciler, sınıf öğretmenleri ve rehber öğretmenleri sabit ek derslerini alırlar onun dışında branş öğretmenleri, meslek dersi öğretmenleri diğer alanlardaki öğretmenlerin durumuna göre değişir. Maaş karşılığı branş öğretmenine 15 saattir. Ek ders ücretini 15 saatin üzerine girerseniz alır. Meslek derleri öğretmenlerinde durum farklıdır. Orada da bizim adaletsizliğimiz çok, meslek dersi öğretmenleri 20 saat maaş karşılığı giriyor. Sınıf öğretmenleri 18 saat giriyor. Meslek derslerinin öğretmenleri 20 saat daha ek derse girebiliyor. Bunu standart hale getirilmeli bunlar düzeltilebilecek konulardır.” şeklinde konuştu.
“ÖĞRETMENLERE 6 SAAT
NÖBET ÜCRETİ ÖDENMELİ”
“Eğitim camiasında eğitim çalışanlarının, kamu çalışanlarının maruz olduğu şiddete karşı bir yasal düzenleme yapılmalı.” diyen Demirci şu ifadeleri kullandı: “Şuanda başka bir adaletsizlik var. Eğitimde kariyer basamakları diye bir uygulama çıkartıldı. 2005-2006 yıllarında bir kere sınav yapıldı, bu sınavda öğretmenlerin durumlarına göre uzman öğretmen, başöğretmen unvanı verildi. Ne hikmetse bu sınav bir daha yapılmadı. Uzman öğretmenle uzman olmayan öğretmen arasında maaşında 300-350 lira civarında rakam fark edebiliyor. Öğretmen arkadaşımız sınava girip uzman öğretmen unvanını almak istiyor buna neden engel oluyoruz? Bizim önerimiz var. Örneğin meslekte 10 yılını dolduran öğretmene uzman öğretmen unvanı versek, 20 yılını dolduranlara da başöğretmen unvanı versek ne olur? Bu basamaklar okul ve kurum yöneticiliğinde kullanılabilecek basamaklar olmalıdır. Örneğin bir okul yöneticisi olmak için uzman öğretmen olma şartı getirilebilir. Bunun yanında Milli Eğitim Şuralarımız var bizim 18. Milli Eğitim Şurasında kararlardan birisi 24 Kasım’ın olduğu ayda 1 maaş ikramiye kararı var. Sayın Bakanımızın onayı ile bu kararlar devreye girebilir. Artık bize kuru sevgi, saygı sözleri değil de birazda net ve real şeyler yapılırsa memnun olacağız. Şura kararlarının bağlayıcılığı yönünde bir düzenleme yapılabilir. Birde öğretmenlerin nöbet görevleri var. Nöbet tutan öğretmen asla istirahat etmez. 2015 yılına kadar nöbet ücreti yoktu. Bu konuda Türk Eğitim-Sen çok ciddi eylemler yaptı ve 2 saat ek ders ücreti veriliyor. Üç saate çıkarıldı. Ama bizim talebimiz öğretmenlere 6 saat nöbet ücreti ödenmesidir.”
“CİDDİ HİZMETLİ SIKINTISI YAŞANIYOR”
Bazı öğretmenlerin bazı okullarda haftada birkaç nöbet tutup ikinci nöbete ücret ödenmediğini belirten Demirci şunları kaydetti: “Eğer ihtiyaç varsa ve öğretmene görev yaptırılıyorsa, angaryada anayasaya göre yasaksa o zaman bir ücretini ödemediğimiz angaryayı eğitim çalışanına yaptırıyoruz. Diğer bir sorun ise hizmetlilerimiz çok ciddi sıkıntıdadır. Şu anda okullarda geçmiş yıllarda TYP’den çok sayıda kişi alınıyordu. Bu yıl o kadar az ki okullar çok ciddi düzeyde hizmetli yönünden problem yaşıyor. Dolayısıyla okullardaki her iş bir hizmetliye yaptırılacak. Buna el atmak lazım çünkü pandemi dönemindeyiz. Her yıl düzenli olarak görevde yükselme sınavları yapılmalı. Yine hizmetli arkadaşlarımız memur arkadaşlarımız ekonomik olarak çok zordalar. Biz eğitim çalışanı sendikasıyız sadece öğretmen olarak düşünmeyelim. Üniversitedeki profesörde bizim üyemiz, okuldaki hizmetlide, memurda, öğretmende bizim üyemizdir. Biz tüm bu üyelerimizin sorunlarıyla uğraşmak durumundayız.”
“40 KİŞİLİK SINIF MEVCUTLARI PANDEMİ ŞARTLARIYLA ÖRTÜŞMÜYOR”
Afyonkarahisar’da birçok okulda yıkım kararı olduğunu bu kararların uygulandığını dile getiren Demirci, “Milli Eğitim okulları birleştirmek gibi bir çözüm üretti. Bununla ilgili ciddi çalışmalar testler yapıldı. Bize gelen durumlar olduğu zaman biz bunu yetkililerime iletiyoruz, ilettikte. Çünkü sendikacı olmak sadece bir şeyleri talep etmek değil, bir şeylere de ortak olmaktır. Dolayısıyla yaşanılacak bir olay hepimizi derinden üzer. Bu işlere sahip çıkıyoruz düzelmesi için bize düşen neyse, nereye taşımak gerekirse taşıyoruz. Bize gelen 60 yakın bir okulda çalışmalar yapılmıştır. Ama ekonomik nedenlerden inşatları başlamayan okul sayısı fazladır. Biz bunları yapacağız ama okulları ikili öğretimden kurtarıp normal öğretim yapmak için sınıf sayılarına makul seviyelere çekmek için uğraşırken şimdi tekrar bu sorunları yaşamak durumunda kalacağız. Ekonomik kaynakların okul yapımı konusunda daha hızlı kullanılması gerekiyor. Benim çalıştığım kurumda da 40 kişinin üzerinde sınıf mevcutları var. İlköğretim ve ortaöğretimde de durum böyle. Bunlar eğitimin pedagojik kurallarına aykırıdır. Bunun yanında şuanda pandemi süreci var her yerde HES kodu göstererek giriyoruz. Ancak eğitim çalışanının sağlığını düşünmeyip, öğrencilerin sağlığını düşünmeyip 40 öğrenciyi bir sınıfa topluyoruz. Çözüm için derslik sayılarını artırmak gerekiyor. Bakanlık ve Milli Eğitim yetkililerinin bu konuyla ilgili yaklaşımı; Afyon’daki toplam derslik sayısı toplam öğrenci sayısına böldüğümüzde derslik başına düşen öğrenci sayısı liselerde 15, ilkokullarda 20 gibi rakamlardır. Ama köy okullarında bu rakam çok daha düşüktür burada dağılımda bir sorun var. Okulun yapılma yerlerinin doğru tespit edip, imar planında okul yerlerinin artırılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Türk Eğitim-Sen’de yaşadıkları seçim sürecinin alışılmış bir seçim süreci olmadığını net şekilde ifade eden Demirci, “İlk başta 5 aday olarak yola çıktık. Toplantı salonunda iki aday olduk. Bu süreçte hiçbir kimse, genel merkezimiz ve siyasi erklerde dâhil şunu şöyle yapın ya da bunu böyle yapma gibi bir ifade ile karşılaşmadık. Teşkilat adabı vardır. Ben Şube Başkanı olarak Genel Başkanımız Tarık Ceylan’a karşı sorumluyum. Adaylık düşüncemi genel merkeze gidip kendisi ile istişare ettim. Etmem gerekirdi adap gereği benim aldığım devlet terbiyesi bu şekildedir. Genel Başkanımızın bana söylediği cümle şuydu ‘Türk Eğitim-Sen’de her üyenin delege olma hakkı vardır. Her delegenin de yönetime girme, yönetim kurullarında görev alma hakkı vardır.’ Bundan daha demokratik bir yaklaşım yoktur. Bu konuda Afyonkarahisar’da siyasi erklerde dâhil hiçbir müdahale olmamıştır. Tertemiz bir seçim yaptık. Seçimin sonucunda da Allah bize nasip etti. Biz Türk Eğitim-Seniz adaplı insanlarız, devleti, teşkilatçılığı bilen insanlarız. Seçim sürecinde biz birbirimizin kişiliğine yönelik eleştirilerde hiç bulunmadık. Ama sendika çalışmalarımızda elbette farklı düşünüyoruz. Yoksa adaylığın ne anlamı kalır. Biz sendikacılıkta dahi iyiyi yapmanın mücadelesini veriyoruz.” dedi.
“DENGE EKSENLİ
HAREKET EDİLECEK”
Yönetim olarak yapmayı planladıklarını anlatan Demirci sözlerini şöyle tamamladı: “Ben seçim günü 17- 18 tane proje ve düşünce sundum. Yapmayı düşündüklerimiz arasında; Zafer Haftasında bir Türk Eğitim-Sen çadırı kurmak istiyoruz. Misafirlerimizi bize yakışır bir şekilde ağırlamak istiyoruz. Üyelerimizle özel günlerde bir arada olup etkinlikler yapmak istiyoruz. Dayanışmamızı artırmak istiyoruz. En kısa sürede bu çalışmalarımız yapacağız. Basın mensuplarımızla da bunları yapacağız. Sendikalarımız en büyük güç kaynağı basındır. Sizler özgür basın olarak, bizlerin düşüncelerimize, taleplerimize, açıklamalarımıza ne kadar yer verirseniz bunun karlığını alırız. İlçe temsilciklerimiz ve üniversite temsilciklerimiz var. Biz bunlara da ekonomik imkânlar sağlayarak onlarında etkinlik yapmasını sağlayacağız. Rektörümüzle görüşüp AKÜ’de 250 civarındaki üyelerimiz için bir temsilcilik ofisi açmak için çalışacağız. Yine temsilciliklerimizde üye sayıları 150’ye kadar olanlarda eğer bir temsilcilik ofisi açmak isterlerse onlara ekonomik kira desteği vereceğiz. Diğer bir önemli projemiz ise İl Danışma Kurulu oluşturmaktır. Bu kurulda 17 ilçemizin temsilcisi ve yardımcıları, AKÜ temsilcisi ve yardımcısı, AFSÜ temsilcisi ve yardımcısı şeklinde yaklaşık 45 kişi olacak. Bu kurulumuzla biz en az yılda 3 defa bir araya gelip kendimize karne hazırlayacağız. Plan projelerimizi hazırlayacağız. Başka bir projemizde haftalık düzenli olarak yapılan yönetim kurulu toplantılarımızın her ay bir tanesini sosyal medya organlarında canlı bir şekilde paylaşıp her üyemize ulaşıp derdini dinleyeceğiz. Yine baharın gelmesi ile bahar şenliklerini her ilçemizde, il merkezimizde geleneksel hale getireceğiz. 24 Kasım Öğretmenler Gününde, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde etkinliklerimizi ayrıca yapacağız. Bizim sendikalarımıza hanımefendiler destek verdiği zaman çok daha güçlü oluyoruz. Sendika yönetimi olarak yapılacak her türlü etkinliğe ekonomik destek imkânlar ölçüsünde sağlanacak. Bürokrasi ile siyaset ile ilişkilerimize önem vereceğiz. Denge ekseni özellikle dikkate alınacak. Sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanıp sosyal medyada daha çok haklar üzerine, sendikal paylaşımlar üzerine paylaşımlar yapacağız. Milli Eğitim Müdürümüzden taleplerimiz olacak bunları açık bir şekilde paylaşacağız. Biz haksızlığa uğrayan bir grup olmayacağız. Haksızlık karşısındaki tepkimiz çok sert olabilir ama her zaman öncelikli yöntemimiz iletişim olacak.”
>> Burak AYDIN’ın Özel Haberi

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi