ASIL SORU BU;  MİLLET Mİ? ÜMMET Mİ?

ASIL SORU BU; MİLLET Mİ? ÜMMET Mİ?

Bugün 18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Günü. Türk milletinin tüm dünyaya önemli bir ders verdiği Çanakkale Savaşlarının 106. Yıldönümü. Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözünün karşılık bulduğu, Türk, Kürt, Çerkez, Alevi, Sünni demeden tüm ulusun bir olarak, beraber olarak emperyalizme karşı geldiği, “Çanakkale Geçilmez” dediği, bu uğurda yüzbinlerce şehit verdiğimiz kahramanlık destanının yıldönümü. Vatan toprakları için gözünü kırpmadan canını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum.
Gündemleri değirmen gibi öğüten bir ülkede yaşıyoruz. Her gün nerden çıktığını anlayamadığımız bir olayla karşı karşıyayız. Ülkede bu konu ile uğraşan ekipte kimler varsa, bu kimin göreviyse, görevini çok güzel yerine getirdiğine kuşku yok. Bugün işsizlik, yolsuzluk, yoksulluk, esnafın sorunları konuşulmuyor da “Andımız” konuşuluyorsa, bugün merkez bankasından buharlaşan 128 milyar dolar konuşulmuyor da “Andımız” konuşuluyorsa aslında bu ekibin başarısı. Biz % 30’lara dayanan işsizliği de, % 16 enflasyonu ve % 19’lara çıkan faizleri de bir yıldan beri iş yapamadığı için iflas noktasına gelen esnafı da, işsizlikten intihar eden müzisyenleri de, Mart ayı sonunda sona erecek olan Kısa Çalışma ödeneği sonrası açlığa mahkum olacak milyonları da konuşacağız. Ancak “Andımız’ın kaldırılması” konusunda da sessiz kalmayacağız.
Bugün eminim ki iktidar sözcüleri vatanın bütünlüğünden, şehitliğin öneminden bahseden konuşmalara yapacak, hamasi nutuklar atacaklar. Ancak “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.” Cumhuriyetin nasıl kazanıldığını, yedi düvele karşı hangi şartlarda meydan okunduğunu bilemeden, bağımsızlık savaşı sonrası kurulan Millet hakimiyetine dayanan Türkiye Cumhuriyeti’ni içselleştirmeden “Türk Milleti” sözünü anlayamazsınız. Ulu önderin “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk milleti denir” sözü üzerine düşünmezseniz “Türk” kelimesine de “Cumhuriyet” kelimesine de düşman olursunuz. “Türk kelimesi kafatasçılığı çağrıştırıyor” dersiniz. Andımıza karşı çıkar, “Tek parti döneminden kalan uygulamalardan biri” dersiniz.
Andımız ülkemizde 1933 yılından beri tüm ilköğretim kurumlarında sabah derse girmeden okutuluyordu. Ta ki AKP ile PKK çözüm süreci adı altında görüşmelere başlayana kadar. Bebek katili APO’nun isteği üzerine, dönemin AKP iktidarı 2013 yılında andımızın okutulmasını yasakladı. Çözüm süreci adı altında kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelere sonrası PKK’nın rahatsız olduğu “Türk” kelimesini dağlardan silen, Türkiye Cumhuriyetini kısaltması olan “TC ibaresini” tabelalardan silen, “Millet” yerine “Ümmet” vurgusu yapan, “Anayasanın Türklük vurgusu yapan ilk 3 maddesine ihtiyaç kalmadı” diyen iktidardan beklenen de buydu. Yoksa çözüm süreci hala devam mı ediyor? diye düşünmeden edemiyorum. AKP zihniyetine destek olan milliyetçilere ulu önderimizin bir sözünü hatırlatmak isterim; “Din milliyetin bir parçasıdır. Ancak, taassubun (bağnazlığın) milletleri ümmet haline düşüreceğini unutmamalıdır”
Andımızın okullardan okutulması yasağı ardından Türk Eğitim Sen Danıştay’a dava açtı. Danıştay 8. Dairesi’nin 2018 yılında “Andımız kaldırılamaz” kararı aldı. Milli Eğitim Bakanlığı, dairenin bu kararını temyize götürdü. Aradan yıllar geçtikten sonra ne olduysa 2021 yılında birden bu karar akıllarına geldi ve Danıştay’da görüşüldü. Yeni karara göre okullarda Andımız okunmayacak. Yazının başında saydığım “o birileri” yeniden devreye girdi. Bir anda gündem değişti. Hem böylece muhalefet partileri arasında çatlaklar oluşturuldu (?). Herhalde çatlağın başka yerlerde sıçrama ihtimalini de düşünmüşlerdir.
Her neyse… Gündeme fazla takılmaya gerek yok. Yapılacak ilk seçim sonrası ülke yeniden restorasyon sürecine girecek. Cumhuriyet kurumları yeniden ayağa kaldırılacak, haraç mezat satılan fabrikalar yeniden gündeme getirilecek. Bugün sadece, “İlk 100 günde Yapılacaklar Listesine” bir madde daha eklendi. Bu süreçte biz andımızı okumaya, Atatürk’ün izinden gitmeye ve “Ne mutlu Türküm diyene” demeye devam edeceğiz. Şehitlerimizin kemikleri sızlamasın diye, yasaklayanlara inat “Andımızı” bir kez daha gür sesle okuyalım.
Türk’üm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Not: Ne mutlu ki andımız, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde hala okutulmaya devam etmektedir. AKP iktidarının buraya da el atması yakındır.
Son Söz; “Ne mutlu Türküm diyene” Mustafa Kemal ATATÜRK

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi