DOLAR 17,9685 0.52%
EURO 18,5733 0.8%
ALTIN 1.034,850,50
BITCOIN 4389182,24%
Afyonkarahisar
24°

AZ BULUTLU

20:18

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Kemal DEMİRKIRKAN

Kemal DEMİRKIRKAN

18 Ocak 2022 Salı

NASS

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Faiz sebeptir, enflasyon sonuç” tezini savunabilmek(!) ya da daha doğrusu, AKP’nin oy kaybını durdurmak, kendi kitlesini konsolide etmek adına “Nass” kelimesini kullanmaya başladı. Yükselen enflasyon nedeniyle tüm dünya faiz artırımı yaparken TC Merkez Bankası’na faiz indirten Erdoğan, “Nass ortada. Nass orada olduğuna göre sana bana ne oluyor? Olaya buradan bakacağız ve adımımızı ona göre atacağız” söylemini “Bir Müslüman olarak ‘nass’lar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Hüküm bu” cümlesiyle yeniden pekiştirdi. Türkiye din devleti olmuş ve şeriatla yönetiliyormuş da bizim haberimiz olmamış herhalde.
“Bildiğimiz zam kelimesine “fiyat ayarlaması”, faize “kar payı” diyerek köşeyi dönenler, bugün geldiğimiz noktada, “dövize çevrilebilir mevduat hesabı” adı altında ortaya atılan örtülü faize de ‘hazine garantili kur farkı’ ismini taktılar.” Sonra da ortada “Nass” var diyorlar. Türk lirasına Merkez Bankası aracılığıyla faiz uygulamak günah, ama Hazine üstünden dolar cinsinden faiz uygulamak günah değil. Cumhurbaşkanlığı tarafından sunulan 2022 bütçesinde 250 milyar TL faiz gideri olduğunu hatırlatırım. “Nass” AKP’nin iktidara gelmesinden 19 yıl sonra akıllarına geliverdi.
***
Cumhurbaşkanı’nın bahsettiği “Nass” nedir?
“Nass” kelime anlamı açık, kesin yargı demek. Cumhurbaşkanının ifadesi, İslami literatürde; Kur’an‘da yer alan ayetler ve peygamberimizin hadislerine verilen genel isim, yoruma gerek kalmayan açık hükümler anlamına geliyor. Yani Şer-i hükümleri ifade ediyor. Yani partili Cumhurbaşkanı Türkiye Cumhuriyetinin ekonomi politikasının Şer-i hükümlere göre idare edildiğini ifade ediyor. İktidarın yirminci yılında işler kötüye giderken “Nass” aklınıza geliyor da, hırsızlık yapanın elinin kesilmesi, kadınların miras haklarının yarım olması, erkeklerin dört eşliliğine izin verilmesi, kul hakkı yenilmemesi gibi şer-i hükümleri unutuyorsunuz.
Osmanlı’nın parçalanmasında din ile siyasetin birbirine karıştırılmasının etkisini iyi anlayan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, 1 Kasım 1922’de Saltanatı, 3 Mart 1924’de Halifelik makamını kaldırmış, bu tarihten itibaren dinsel eğitim sistemine son vermiştir. Medeni kanun ve ceza kanunlarında laik düzenin gereklerini yerine getirmiş, 30 Kasım 1925’de Tekke ve Zaviyeleri kapatmıştır. 1937 yılından beri anayasal güvence altında olan Laiklik ilkesi, anayasamızın 2. Maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti… demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” şeklinde yerini almıştır. Yukarıdaki konuşmanın içeriği ve altındaki niyet 2 maddedeki laiklik ve hukuk devleti ilkelerine aykırıdır, anayasal bir suçtur. Anayasamızın 4. Maddesinde belirtildiği gibi laiklik ilkesi değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez maddeler arasındadır. Türk halkının çok büyük bir kısmı kendi inancını yaşamakta, ancak devletin laik olmasından yana tavrını açık olarak ortaya koymaktadır. Yeter ki siz oy devşirmek için bu konuları kaşımayın.
***
Aslında niyet çok açık. Bu açıklamalar cemaatleri de umutlandırıyor. Cumhurbaşkanı’nın sözleri sonrası Cübbeli Ahmet Hoca’nın “Nas anladık da burası şeriat devleti mi! Şeriat devleti ilan edildiyse ona göre davransınlar. Yarım nas olmaz. Madem öyle 1 bile faiz vermeyeceksin, devlet de 1 bile faiz almayacak. Nas’ın azı çoğu olmaz. Yarım yamalak Nas da olmaz” sözlerini nasıl okumak gerekir? Bence aklınızdan bile geçirmeyin.
Son Söz; “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz.” M. Kemal Atatürk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.