BEN VE BİZ  BİLİNCİ NEDİR?

BEN VE BİZ BİLİNCİ NEDİR?

Bu yazımızda Kur’an-ı Kerim’de geçen ‘’ben’’ ve ‘’biz’’ tanımlarını anlamaya çalışalım.
Öncelikle belirtelim ki bir kavramı doğru anlayabilmemiz için o kavramı “dunihi algı” ve “billahi idrak” üzerinden incelememiz gerekir.
Hatırlayalım, dunihi algı ve billahi idrak ne demekti?
Dunihi algı, Allah’ın dışı var sanıp bir Allah var bir de dışında müstakilen yarattıkları var dediğimiz yanlış algı idi.
Billahi idrak ise, Allah var dışı yok dediğimiz doğru idraktır.
Yaşantımızda sadece bu iki algı vardır ve ahiret hayatımız için çok önemlidir. Birisi bizi cennete, diğeri ise cehenneme götürür. Farkında olmamız gereken şey, dunihi algıda hayatı yaşamak dünya standartlarına göre kolaydır. Ama billahi idrakte yaşamak bu dünyada gayrete tâbiidir; emek ister, gayret ister, çalışma ister, çaba ister…
Şimdi, bu hatırlatmadan sonra, gelin dunihi ve billahi algıda “ben”i anlamaya çalışalım.
Bu dünyada çok rahat çalışan dunihi algı bizde Allah’ın dışında bir benlik algısı oluşturur: “Bir Allah var, bir de dışında ben varım.”’ Bunu dilimizle bu kadar net söylemeyiz ama yaşarken bir bakmışız ki “Ben” diye başlayan cümlelerimizin altı, kendimizi Allah’ın dışında görmemizden oluşan ilahlık hissiyatıyla dolmuştur. Allah’ın yerine “ben” demek, dunihi algıdaki “ben” tanımıdır ve bu dünyada kurtulmamız gereken haldir.
Billahi idrakda “ben” ise, Allah adına “ben” demektir. Mutlak benlik Allah’a aittir; “müstakilen var ve muhtar” olan ancak Allah’tır; güç sahibi, mülk sahibi, hüküm sahibi Allah’tır. Böyleyken, Allah’ın bana verdiği yetkiyle Allah adına “ben” demek aslında bir şereftir.
Uzak doğu felsefelerinde veya kişisel gelişim kitaplarında rastlarız: ‘’Egoyu yok et, benliği kaldır‘’ gibi kurallarla hayat tarzı oluşturmayı hedeflerler. Bu bakış doğru değildir. Çünkü Rabbimiz bize bir duyguda yetki vermişse, o yetki o duyguyu billahi idrakte yaşamamız içindir. Bize “ben” deme yetkisini verdi ise bizden istediği Allah adına “ben” dememizdir.
Önceki yazılarda merak duygusundan bahsetmiştik. Bu duyguyu incelediğimizde görmüştük ki; merak duygumuz bize Allah’ı merak edip bulalım diye verilmiş. O duygunun komşumuzun hayatını merak etmek için olmadığını görmüştük. Bu örnek de gösteriyor ki kurtulmamız gereken hal duygu değil, o duyguyu dunihi algıda yaşamamızdır, buna sebep olan hallerdir. Eğer ki hayat terazimizi bu algılar üzerinde kurup, billahi imanla yaşama gayretinde olursak hem bu dünyamız hem de ahiretimiz cennet olur inşallah.
Anladık ki Allah yerine “ben” demeyeceğiz ama Allah adına “ben” demekten de şeref duyacağız.
Şimdi Kur-an ı Kerimde geçen “Biz”i biraz incelemeye çalışalım. “Biz”i yine aynı teraziyle, yani Dunihi algı ve billahi idrak çerçevesinde inceleyeceğiz.
“Biz”i doğru şekilde anlamamız için, öncelikle “ben” tanımının doğru anlaşılması lazım. Billahi anlamda “ben” demek Allah adına “ben” demektir ve Allah’tan ayrı değildir. Bu idrakla “Ben” demenin Allah’tan ayrı olmadığını idrak etmemiz gerekiyor. Bu tanıma tekrar döneceğiz ama öncelikle günlük hayatta “biz”i nasıl anlıyoruz bir bakalım.
Biz duygusu nasıl ve neden oluşur?
Biz duygusu kişide aitlik hissi oluşturur ve bu his kişinin toplum içinde kendini ifade edebilmesi için kişiye güç verir. Bizim takım, bizim aile, bizim dernek, bizim vakıf, bizim cemaat… Bunların hepsinin temelinde belirli bir amaç için yan yana olmak vardır. Bu amaca dunihi bakmak istersek, bir takımı fanatik olarak destekleyen birini düşünebiliriz. Öyle ki takımı uğruna canını vereceğini söyleyen bir fanatik… Ancak bu fanatik maçı izlerken takım oyuncularından bir tanesinin yaptığı hatayı görünce ona küfretmeye, bağırmaya başlar hatta sinirden televizyonu kıracak hale gelir. Beş dakika önce canını vereceği insanı, beş dakika sonra öldürecek hale gelir. Bu kadar iki ucu aynı anda yaşamasının sebebi “biz” duygusunun doğru idrak üzerine olmamasıdır. Eğer kişi bunun bir spor olduğunun bilincinde olup, kazanmanın da kaybetmenin de aynı olasılıkta olacağını bilseydi, yaşayacağı her durumun Allah’tan olacağını idrak ederek sonuca teslim olurdu.
Bir de “Biz” duygusunu doğru idrak etmiş bir insana bakalım. O işinde çok iyi bir yöneticidir. Çalıştığı ekibi “biz” duygusuyla daha vizyoner şekilde yönetir ve başarılı olur. “Biz” olgusuyla oynayan bir sporcu ait olduğu takıma değer katar. Biz duygusuyla savaşa giden asker vatanı uğruna hiç tereddüt etmeden şehit olur. Örneklerden de anladığımız gibi doğru idraktaki “biz” kişiyi bir üst mertebeye çıkarır.
Mesela hiç düşündük mü; evimizde yere çöp atmazken neden dışarıda aynı özeni gösteremeyiz? “Benim evim” derken çok hassasız ama “bizim sokağımız”da aynı hassasiyet yoktur. Çünkü duygumuz doğru idrak üzerine değildir. Sokağı kendi evimizden ayrı görmek buna sebeptir. Bilsek ki sokağı “kendi evimiz” gibi görüp temiz tuttuğumuzda Allah’ın diğer kullarına hizmet ettiğimiz için Rabbimiz bizden razı olacak, o zaman idrakimiz değişir.
Günlük hayatta kullandığımız “biz”, acaba Kur’an-ı Kerim’de hangi manada geçer?
Hayatımızda kullandığımız “Biz” çokluk ifadesidir, “bir”den çok olmayı ifade eder. Kur’an-ı Kerim’i billahi idrakda anlamaya gayret edersek “biz”in çoğul olmasının nasıllığını (aslında çoğul olmadığını) fark ederiz. Çünkü “müstakilen var ve muhtar” olan ancak Allah’tır ve tektir. Dunihi algıda başka “müstakilen var ve muhtar” sandıklarımız vardır, onlar bizde çokluk algısı yapar. Aslında tek bir müstakillik vardır; O da Allah’a aittir.
“Biz” duygusu aitlik hissi oluşturur demiştik; Billahi idrakte bu his Allah’a ait olmamızdır. Hakikati anlamaya gayret ettikçe görürüz ki sinirlenip bağırdığımız takım oyuncusu da Allah’ın kuludur, fikir ayrılığına düşüp senelerce görüşmediğimiz arkadaşımız da Allah’ın bir kuludur; böyle olduğunu Billahi algı ile idrak ederiz. Böylece anlarız ki bu dünyada karşılaştığımız, karşılaşabileceğimiz duygu, durum ve davranışlar, tüm fiiller Rabbimize aittir ve Rabbimiz tekdir. Onun için Kur’an’daki “Biz” çoğul olmayan tektir.
Fatiha Suresi’nin 5. Ayetinde “Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.” derken kullandığımız “biz”’ Rabbimizin kesret dilinde kullandığı “biz”dir ve bu “biz” Rabbimizin tevhid dilinde kullandığı “ben” demesiyle aynıdır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi