BİLİM İNSANLARI

BİLİM İNSANLARI

Aklımıza gelen bilim insanlarını saymamız gerekirse Michael Faraday ismi bunların başında gelecektir. 1791’de Londra’nın kenar bir mahallesinde doğan Faraday yoksul bir ailede büyümüştü. Okul çağına gelince okula gidemeyen Faraday bir kitapçının yanında çalışmaya başladı. Kitapları çok sevdiği için kitapçının yanında çalışmaktan çok mutluydu. Hem çalışıyor hem de kendini eğitiyordu. Elektrik konusunda ilk bilgileri Britannica Ansiklopedisi ve kimya kitaplarından aldı. Faraday bu kitaplardan faydalanarak kendini genç yaşta deneylere vermeye başladı. Daha sonraki yıllarda bu İngiliz bilim insanı kimya ve elektrik üzerine yaptığı araştırma ve keşiflerle bugünkü bilimsel gelişmelerin yolunu açan bir deha olarak anılmaktadır. Bu çalışmalarına devam ederken Londra Kraliyet Enstitüsüne asistan olarak girmeyi başardı. Enstitüde görevli olan Sir Humphey Davy’nin asistanı oldu. Daha sonra Davy ile birlikte Avrupa gezisine katıldı. Bu gezisinde İtalyan fizikçi Allessansdro Volta ile tanıştı. Faraday’ın elektriğe olan ilgisi Britannica Ansiklopedisinde okuduğu bir makale ile artacaktı. Ancak Faraday okuduğu her bilginin doğru olup olmadığını deneylerle test ediyordu. Bu çalışmaları sırasında civa zehirlenmesi yaşadı. İyileşmek için İsviçre’ye gitti. Tedavi sonunda Londra’ya geri döndü. Faraday’ın zihinsel durumu gerilemeye başlamıştı. Baş dönmesi ve sinir krizleri nedeniyle elektromanyetik alan üzerindeki çalışmalarına 1850 yarım bıraktı. 1857 yılında hayata gözlerini yumduğunda geride çok sayıda keşif bırakarak ölümsüzleşti. Onun çağdaşları fiziği okullarda öğrenirken Faraday deney tüpleri, tel bobinler, çubuk mıknatıslarla öğreniyordu. 1831’de bir bataryayı tellerden birbirine bağlayarak ve sökerek diğerine akacak elektrik akımı indükleyebileceğini buldu. İndüklemek: kapalı bir devreyi bir manyetik alanın içine koyarak elektrik akımı oluşturmak. Böylelikle daha sonraki araştırmacıların elektrik motorları, jeneratörler gibi icatların önünü açan indüksiyonu keşfetmiş oldu.
Bu daha sonraları -Faraday yasası- olarak kabul görecekti. Faraday’ın en sevdiği gösterilerinden biri de mıknatıs çubuk üzerinde tutulan bir kağıdın üzerine demir tozları serperek manyetik alanını çizgilerini görüyordu. Bugün okullarda da tekrar edilen bu deney gözün neyi görmediğini gösteriyordu. Bu madde arasındaki boşluğa yayılan kuvvet kalıplarıydı. Maddenin dışında kalmasına rağmen güç gerçekti. Faraday güçlerin prensip olarak iç içe geçebilir olduğunu iddia ediyordu.
Bu Newton’un güç kavramına aykırıydı. Bu nedenle Faraday akıl yürütmeyle net bir görüş ortaya koyan bir deha olarak anılıyor. Faraday doğanın kanunlarına yönelik keşiflerini doğanın kitabını okuma olarak görüyordu. Bu kutsal kitabı okumaktan farklı bir şey değildi. Faraday: -Ben şair değilim ama gerçekler kafamda bir şiir oluşturuyor- diyerek bir dahi olduğunu gözler önüne seriyordu.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi