Bir Mayıs akşamı rastladım size

Bir Mayıs akşamı rastladım size

Murat Arısoy 3 Mayıs 2010 Pazartesi 03:00:00
  Şarkı böyle değildi aslında. “Bir bahar akşamı rastladım size, sevinçli bir telaş içindeydiniz” diyordu şarkıyı söyleyen.
Hafta sonu 1 Mayıs’ı kutladık, “bizde ve her yerde”.
Televizyonlardan izlediğim kadarıyla Türkiye’nin büyük şehirlerinde 1 Mayıs coşkusu yaşandı. Flamalar, pankartlar, karanfiller, davullar ve zurnalar… Şenlik havasında geçen eylemler gördüm, ekranlarda.
MEYDAN DOLMADI
Afyonkarahisar’da da Anıtpark önünde, yani müstakbel Kent (Cumhuriyet) Meydanı’nda kutlandı 1 Mayıs. Sendikaların çağrısına, Afyonkarahisar’daki kitle örgütleri de katılmıştı. Ancak, meydan dolmadı. Dolmayı bırakın, boş kaldı diyebiliriz.
Şöyle düşünün:
Eski Tureks duraklarından Zafer Müzesi’ne kadar bir hat çekin. İşte o kadar. Oysa güvenlik güçlerinin arama noktası, o mesafeden daha uzağa kurulmuştu. Daha büyük bir kalabalık bekleniyordu demek ki.
500, bilemediniz 600 kişi vardı.
“DUR DE”DİLER
Peki ya coşku?
Coşku neredeyse yoktu. Benim gördüğüm kadarıyla “dostlar alışverişte görsün” eylemiydi Afyonkarahisar’daki 1 Mayıs.
Arada “darbelere” karşı sloganlar atıldı: “Dur de, dur de, darbelere dur de”…
Bu sloganı, Ankara’da, toplumdan kopmuş, farklı bir “dünya”dan gelmiş gibi duran bir grup atardı. Bol renkli flamaları ile dikkat çekmeye çalışırlardı. Bu grup bir ara, Soros’tan para aldığı bilinen TESEV’le de yakınlaştı. Sonra ne oldu, o yakınlaşma sürdü mü bilmiyorum.
“Dur de”cilerin sloganını Afyonkarahisar’da da duyunca şaşırdım doğrusu. Çünkü “Dur de”cilerin ilimizde yaygınlaşma gibi bir şansı yok. Sonra sloganın geldiği yöne baktım, meğer bir memur sendikasından o sesler yükselmiş.
ŞEKER FABRİKASI VURGUSU
Gelelim konuşmalara:
Konuşmalarda Afyonkarahisar’la ilgili sorunları gündeme getiren tek kişi Türk-İş Afyonkarahisar İl Temsilcisi Muharrem Uslu’ydu. Uslu, Şeker Fabrikası’nın özelleştirilmesine karşı bir tavır ortaya konulması gerektiğini belirtti.
Mitingin diğer konuşmacıları Eğitim-Sen Afyonkarahisar Şube Başkanı Hüdaverdi Kılınç ile Memur-Sen Afyonkarahisar İl Temsilcisi Abdullah Çelik’ti.
Hüdaverdi Kılınç, emekçilerin genel sorunlarından bahsetti. Her türlü ayrımcılığa karşı çıktıklarını söyledi.
Abdullah Çelik ise konuşmasının büyük bölümünü “darbeler”e ve olduğu farz edilen girişimlere ayırmıştı. Konuşması meydandan alkış aldı. Ancak benim çok anlam veremediğim bir cümle sarf etti Çelik:
“Bizim kırmızı çizgilerimiz bellidir. İmralı’ya da Silivri’ye de uzağız.”
Buradaki ima, her iki “merkez”in de “silahlı mücadele”yi benimsemiş olması mı, yoksa “devletin düzenine karşı başkaldırı” mı, işin içinden çıkamadım. Başından beri yasadışı olduğu bilinen bir terör örgütü ile Silivri arasında böylesine bir bağ kurulması beni rahatsız etti.
Bu cümlenin en tehlikeli bilinçaltı göndermesi, Silivri ile İmralı’yı birbirinin alternatifi gibi görmek ya da göstermek. Bu amaçla söylenmese bile alt anlamlar, bazen cümlelerin gerçek anlamlarının önüne geçebiliyor.
ÇOCUKLAR DA GELMİŞTİ
Afyonkarahisar’daki mitingin en güzel kısmı, çocuklardı. Anne-babalar, mitinge çocuklarıyla katılmışlardı. Hatta Karahisar Tv ekibinin yaptığı söyleşilerde bir çocuk, mitingi alanına babası ile geldiğini, babasının işçi olduğunu, kendisinin de babasına destek verdiğini söylüyordu. Bayram’ın adına yakışır bir mesajdı doğrusu: Emek ve Dayanışma.
“1 MAYIS’IN MÜBAREK OLSUN”
1 Mayıs’la ilgili dikkatimi çeken bir başka nokta da yakınlarımın, sevdiklerimin mesajları idi. Bana gelen mesajlar, “Bayramın mübarek olsun” ya da “1 Mayıs’ın mübarek olsun” veya “Hayırlı 1 Mayıs’lar” şeklindeydi. Daha çok dini bayramlarımızda okumaya alışık olduğumuz bu tür mesajların 1 Mayıs’ta da gönderilmiş olması bize özgü bir yaklaşım. Hem nazik hem güzel hem de dua yerine geçen bu mesajları atanlardan Allah razı olsun.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi