Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sezer Küçükkurt

Bozkurt Ve Biz

İnsanoğlu eşref-i mahlukattır. Yüce Allah’ın kanunu böyledir. Lakin Ademoğlu’nun mahlukat ile olan ilişkisi de yine Allah’ın yüce takdiridir. Binlerce yıldan bu zamana uzanan tüm delillerde insan ile hayvanatın irtibatı resmedilmiş, ahlaki ve dini öğretilerde hep mahlukatın özellikleri ile insanın ilişkisi anlatılmıştır. Bu ilişki içerisinde hayvanlara yüklenen anlamlar yine Allah’ın yüceliğine deliller içermektedir.
Türk Milleti’nin simgesi olan “Bozkurt” işareti, tarihin hiçbir döneminde bu kadar meşhur olmamıştır herhalde?
Milli Futbol takımımızın başarılı futbolcusu Merih Demiral’ın gol sevincini “Bozkurt” işaretiyle kutlamasının ardından tüm dünya “Bozkurt”u tartışır hale geldi. “Bozkurt”un ne anlama geldiğini bilmeyen kalmadı sanki yerküre üzerinde…
Futbol’da kupayı kaybetmiş olsak da tüm Dünya’ya Bozkurt’u ve ne anlam ifade ettiğini öğretmiş olmanın mutluluğu içerisindeyiz milletçe.
***
Türk Milleti’nin tarih öncesi devirlerinden bu yana simgesi olan “bozkurt”un parmaklar ile şekillendirilip bir ülkemizde “selam” şekline büründüğü son zamanlar, bizim de “delikanlılık” çağlarımızdı. Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş “bozkurt”larını “bozkurt” selamı ile selamlıyordu o yıllarda ilk kez. İyi hatırlıyorum; o zaman da bu selamın ne anlama geldiğiyle ilgili tartışmalar yaşanmıştı.
Ülkenin en büyük gazeteleri olan Hürriyet, Milliyet gibi gazetelerde “Bozkurt” selamının anlamları araştırılıyor, Ergenekon’dan başlayıp, Atatürk’e uzanan hikayesi anlatılıyordu Bozkurt’un.
O zaman öğrendik ki; Başbuğ Alparslan Türkeş bir Azerbaycan ziyareti dönüşünde Türk Dünyası’nın bu geleneğini Türkiye’ye taşımış, bozkurtlarını bozkurt selamı ile selamlamaya başlamıştı.
Yıl 1999… Milliyetçi duyguların zirveye ulaştığı yıllar. İlk o zaman okumuştum. Binlerce yıl ötesinden bu zamana “Bozkurt selamı yapan Göktürk İmparatoru”nun hikayesini…
Çin’in Kansu eyaletinin Dunhuang kentinde, Mogau mağaralarında ortaya çıkarılan Türk hakanı heykelinin Bozkurt işareti ile tarih öncesinden çağımıza selam verdiğini öğrenmiştik. Ve yine yıllar sonra değerli büyüğümüz Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nun satırlarından öğrenecektik çağlar ötesinden bu zamana ulaşan Bozkurt selamını.
Bakın Kocatepe Gazetesi’nde 22 Temmuz 2023 tarihinde yayınlanan yazısında Göktürk Kağanı heykeli ile buluşmasını nasıl anlatıyor İrfan Ünver Nasrattınoğlu:
220 numaralı ve başka mağaralarda Uygur, Göktürk dansları, musikişinaslar ile ilgili görüntüler ve kalıntılar vardı ve bunların miktarı da çoktu. Müzeyi gezerken, camekan içerisinde gördüğüm bir heykelin önünde donup kalmıştım. Bu heykelin sağ el parmakları, MHP kurucusu merhum Alparslan Türkeş’in ülkemize tanıttığı bozkurt selamı yapıyordu ve altında “6. yy.Zafer” yazılıydı. Rehberime sorduğumda, bu bir Göktürk imparatorunun heykeli demişti?…”
***
Türk Milletinin “Bozkurt” simgesinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk zamanında yeniden keşfedildiğini, Türk tarihinde “kurt”a verilen önemi sanırım öğrenmeyen kalmamıştır şu zamanda.
***
Kurt figürü ve bozkurt sembolü bizler için ayrı bir önem taşımaktadır. Ne de olsa ailemizin soyadı: Küçükkurt…
Bu vesile ile ben, bana ve ailemizin hemen hemen her ferdine sıkça yönetilen soyadımızla ilgili soruları da cevaplamak isterim. Nereden geliyor bu soy ismi?
Ailemiz Afyonkarahisar’da eskiden “Kurtlar” olarak tanınırmış. Benim dedemin dedesi olan Süleyman dedemiz, güçlü, kuvvetli, atılgan ve cesur olması nedeniyle zaman içerisinde “Kavas” lakabı ile anılır olmuş. Günümüzde fedai-budygard, koruma gibi anlamlar yüklenen “kavas” kelimesi o dönemlerde gücüne güvenilen, kendisine inanılan babayiğit manasında kullanılırmış. Hatta bankaların güvenlik görevlilerine bu nedenle “kavas” denilirmiş. Günümüzde TBMM’de iç salonlarda görev yapan ve en güvenilir personellerden seçilen görevliler halen “kavas” olarak adlandırılmaktadır.
Zaman içerisinde “Kavas Süleyman” dedemiz Hacca gider ve o dönemde Hacı sayısının az olması nedeniyle Hacı Kavas olarak anılmaya başlar. Bahsettiğimiz dönemde her şehirde 10-15 hacı ya var, ya yok. O nedenle şehrin hacılarının sıfatına “hacı” kelimesi özellikle eklenirmiş.
Tapu kayıtlarında “Kurtoğlu Süleyman” olarak geçen dedemin dedesi, zaman içerisinde “Hacıkavas Süleyman” olarak anılır olmuş.
İşte bizim “Kurtlar/Kurtoğlu” olan aile ismimiz de “Hacıkavas” dedemizin lakabı ile birlikte “Hacı Kavaslar”a dönüşmüş 1800’lü yılların sonlarında.
Peki soy ismimiz neden Küçükkurt olmuş? Soyadı kanunu ilk çıktığında ailemizin büyükleri soy adını almak için müracaatta bulunmuşlar. Önce Kurt soyadını istemişler. Başka bir aileye bu soyad verildiği için bu kez Kurtoğlu soyadına talip olunmuş. Soyadı kanunu ilk çıktığı yıllarda “oğlu, zade” gibi kelimelerin soyadlarında kullanılması yasak olduğu için Kurtoğlu soyadını alamamışız. “Hacıkavas” olsun denilmiş, “hacı” kelimesinin kullanımı da yasak olduğu için o soyadını da alamamışız.
Memurların “Madem Kurtoğlu istiyorsunuz, o zaman aynı manaya gelen Küçükkurt soyadını alın” önerisini kabul etmiş büyüklerimiz. Böylelikle Hacıkavaslar sülalesinin soyadı, geçmiş bağlarına izafeten Küçükkurt olarak belirlenmiş.
Kurtlar isminin nereden geldiğini ne yazık ki tam olarak bilemiyoruz. Ama ilimiz yöresine göçen Kurt/Kurtoğlu Aşireti’ne yönelik bağlantıları olduğunu tahmin edebiliyoruz.
Yıl 1963… Amcam rahmetli İbrahim Küçükkurt Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde genç bir akademisyen iken üniversitedeki görevinden ayrılır. Afyon’daki kardeşleri merhum babam Şükrü ve merhum amcam Osman Küçükkurt’u da Eskişehir’e çağırarak orada bir matbaa kurarlar birkaç ortakları ile birlikte. Matbaanın ismi Bozkurt Matbaası…
Eskişehir’in Yalaman Adası’ndaki Bozkurt Matbaası dönemi için Anadolu’nun önde gelen teknolojisine sahiptir. Ama mukadderat; bir sel baskını Bozkurt Matbaası’nın Eskişehir’de sonunu getirir. Selden çıkarılan makinalar Afyon’a taşınır ve Bozkurt Matbaası Afyon’da faaliyetine başlar. Eskişehir’deki ortakların ayrılması ile birlikte Bozkurt Matbaası, Küçükkurt Matbaası’na dönüşür. Ve takvimler 1965’i gösterdiğinde Bozkurt Matbaası’ndan kalan makinalarla elinizde tuttuğunuz Kocatepe Gazetesi yayınlanmaya başlar.
***
Şimdilerde Afyon meydanlarından tutun da, Avrupa’nın stadlarına kadar herkesin bozkurt selamına sahip çıkışı bizlere gurur ve mutluluk veriyor işte bu anlattığımız sebeplerden dolayı. Türk”ün “ongun”u “bozkurt”un gelecek zaman içerisinde itibarının katbekat artacağından eminiz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER