CEMAZİYELAHİR AYI

CEMAZİYELAHİR AYI

Kamerî (ayın döngüleriyle) hesaplanarak yaşanan 1443. Hicrî yılın 6. ayı Cemaziyelahir, 4 Ocak Salı günü başladı; inananlar için hayrlı, bereketli, kolay ve güzel kıl Allahım (âmin). Cahiliye (örtücülük) döneminde diğer aylar gibi bu ayın adı da farklıydı, İslam’la birlikte değişti. Aya ismini veren “Cemadi” kelimesinin soğuk ve kurak anlamına geldiğini Cemaziyelevvel ayını ele alan yazımızda paylaşmıştık.
Elbette her ay gibi Cemaziyelahir de önemli ve faziletli bir zaman dilimidir ve tefekkürüyle zikrullahı, farzlar yanı sıra nafileleriyle haram aylara ve üç aylara açılan bir kapı gibidir. Bu bakışla, onu üç aylara özellikle de Ramazan-ı Şerif’e ön hazırlık ayı olarak görebiliriz.
Efendimiz (sav) bir kudsi hadiste “Farzları yerine getirmekle kulum benim azabımdan kurtulur, nafileleri yapmakla da bana yakınlık kazanır” buyurmuştur. (Buhari-Muslim)
Üç ayların gölgesi üzerimize düştü. Bunu bize müjdeleyen bugünleri Rabbimize yakınlığımızı ve yakinimizi arttırmak için bir fırsat görmek ne güzel olur inşaAllah. Ancak bunun için; öncelikle kendimizi “ben Billahi manada iman kapsamında mıyım?” testine tabi tutmalı, “Billahi manada iman nedir? İnsan hangi hissiyatının farkında olmazsa şirkten kurtulamaz?” gibi soruları önemsemeli, araştırmalı ve bu amaçla Hakk bilgileri bulmalı, okumalı, dinlemeli, tefekkür ve tezekkür etmeliyiz. Sonra da Efendimiz (sav)’in bize tebliği olan Billahi iman kapsamında hayat tarzı için farzlarımıza ve sünnetle önerilmiş salât, oruç gibi nafilelerimize sarılmalıyız… Bunlar yanı sıra, en yakınlarımızdan başlayarak ilişkilerimizi Efendimiz (sav)’in razı olacağı hale ulaştırmak, bu ayda ve her ayda önceliğimiz değil mi zaten?
Şimdi hepinizin bildiği Efendimiz (sav)’in önerdiği bir nafile ibadetle devam edelim. Efendimiz (sav)’den öğreniyoruz ki kameri ayların 13. 14. ve 15. günlerini (eyyam-ı biyz, dolunay günlerini) oruçlu geçirmek önemlidir. Bu konudaki hadisi Hz. Ali (ra) şöyle anlatıyor: “Bir öğle vakti Rasulullah (sav)’i ziyaret için evine gittim. Selam verdim, icabet edip sonra da “Ya Ali, Cibril’in sana salamı var” buyurdu. Bеn dе ”Alеykе vе alеyhis sеlam ya Rasulallah” dedim. Bunun üzеrinе Rasulullah (sav) bana yaklaş dеdi. Yaklaştım. “Cibril sеnin için diyor ki ‘Hеr aydan üç gün oruç tutsun. İlk gün için 10.000 sеnе, ikinci gün için 30.000 sеnе, üçüncü gün için 100.000 sеnе oruç tutmuşçasına sevap yazılacaktır” buyurdu. Bеn de ”Ya Rasulallah, bu üç gün orucun sevabı yalnız bana mı? İnsanlar (inananlar) bu orucu tutarlarsa onlara vеrilmеyеcеk mi?” dеdim. Rasulallah (sav): ”Ya Ali, Allah bu sevabı sana ve senin gibi bu oruçları tutanlara vеrеcеktir” buyurdu. Bеn ”Ya Rasulallah, bu oruçlar hangi günlеrdе?” dеdim. ”Arabî ayların 13, 14 ve 15. günlеrinde; bu üç günе Eyyam-i Biyz dеrlеr” buyurdu.
Oruç ibadeti “EhadüsSamed” olan Rabbimizi tanıyabilmek, anlayabilmek, kavrayabilmek, Samediyet nurlarını yakalayabilmek ve kendimizdeki Samediyet nurlarını açığa çıkarabilmek ve bu idrakla yaşayabilmek için lütfedilmiş müthiş bir metottur. Ancak Allah’ın Samediyet’ini tefekkür edebilmemiz ve o nurların bizde açığa çıkması için Ehadiyet’i doğru hayallemeliyiz. Allah Ehad’dir yani Zatının “Dışı Olmayan TEK”tir. İşte bu hayalle Samediyet nurlarını talep etmeliyiz. Allah Samed’dir; yani Zatının “Dışı Olmayan TEK”liği ve “kendisinde bir boşluğun bulunmayışı” sebebiyle bir ihtiyacı söz konusu değildir. Bu sebeple Ehad ve Samed manaları birlikte “EhadüsSamed” olarak da ifade edilir.
Esmaül Hüsnalar Allah’a ait vasıflardır hem de birer kanundur. Bizler Rabbimizin esmalarını Rabbimizin dilediği kadarıyla hayatımızda görebiliriz. Mesela “Es-Semi” ismiyle işitiyor, “El-Vedud” ismiyle seviyor, “El-Basiyr” ismiyle görüyoruz. Peki, “Es-Samed” ismini dünyada yaşarken nasıl tanıyabiliriz? Es-Samed ismi oruç ibadeti ile anlaşılabilir, oruç kuldaki Samediyet nurlarını açığa çıkarır. Anlarız ki Samed olan Allah’tır. Dışı olmayan, bu kavramdan münezzeh olan Allah’ın ilminde yaratılmış kulları O’na muhtaçtır. Kulun işte bu bilinçle tuttuğu oruç, Rabbimizin lütuf ve ikramıyla, kulu ihtiyaç zannettiği şeylerden uzaklaştırarak ondaki Samediyet nurlarını açığa çıkarır…
“Mülkün sahibi” olan Rabbimiz Allah, beden mülkümüzün de sahibidir. Biz, helal kapsamdaki yeme içme, cinsel ilişki gibi hallerden uzak durarak Samed olan Rabbimize yönelirken anlarız ki bu gibi haller bizim yaratılış amacımız değildir. Oruç, biz inanan kullara bedenî ihtiyaçlarımızdan yani var görünen halimizden daha fazlası olduğumuzu, kendimizi bedenle tanımlamaktan, onunla var sanmaktan kurtulmamız gerektiğini anlatan, öğreten bir ibadettir.
Gelin bir varsayımda bulunalım ve “Ben” dediğimizin bedenden ve bedenimizin arzularından ibaret olduğunu düşünelim. Ne yaparız, nasıl davranırız? Bu durumda bedenimizin görüntüsü, duruşu, fiziksel özelliklerimiz, arzu ve isteklerimiz bizim için çok önemli olur, hatta sadece bunlar için yaşar hale geliriz değil mi? Günümüzde çoğu sektör sırf bu hazlardan beslenerek çalışmıyor mu zaten? “Daha iyi görün! Bedenin şöyle, saçların böyle olsun! İyi yaşa! Kendine (bedenine) iyi bak!” gibi sloganlar farkında olmadan algıları ve hayat tarzını şekillendiriyor. Oysa bunların tümü insanın kendisini bedenden ibaret görüp kendini ilahlaştırması sebebiyledir…
Bir mümin olarak Rabbimiz tarafından bahşedilen varlığımızın bedenden ibaret olmadığını anladığımız an, Samediyet nurlarının açığa çıktığı an olacaktır. Bu hal bizde oruç ibadetiyle vücut bulur. Çünkü inanan kul, beden kalıbı sınırları içerisinde olduğunu zannederek oluşturduğu yanlış görüntüden sıyrılarak, “Es-Samed” isminin tecellisiyle, hakkal yakin olarak oruç ibadetini yerine getirir, Biiznillah.
Oruç ibadeti çoğu zaman bedenin daha sağlıklı olması, sosyal hayatta fakirin halinden anlamak gibi sonuçları ile ele alınıyor olsa da oruç ibadetinin asıl hedefi ve hakikati budur: Rabbimizin Es-Samed ismiyle Samediyet nurlarını açığa çıkarmak. Yoksa oruç daha sağlıklı bir hayat veya sosyal alanda farkındalık amaçlı bir ibadet değildir. Bir inanan olarak her ibadetimizde, her halimizde düsturumuz “Allahümme ente maksudiy ve rızake matlubiy: Allah’ım maksadım SENsin ve SENin razılığın; buna Talib’im” düsturu değil mi? Öyleyse oruç veya diğer kulluk görevlerimizde “Rabbimizin razılığı” dışında bir amaç olabilir mi?
Allahım, İslam’ın üzerine bina edildiği beş şeyi ve onlardan biri olarak oruç ibadetini bizim için hayırlı ve mübarek eyle, indinde razı olacağın şekilde çok, çok kolaylaştırıver (âmin).

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi