Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Murat Arısoy

Cemiyet’te Pişiyoruz

Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nin Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, İl Emniyet Müdürü Mahmut Ay, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Tolga Yağan’ı ziyaretinde yer aldım.
AGC Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız ve Kocatepe Gazetesi sahibi, meslek büyüğümüz Sezer Küçükkurt ile AGC Yönetim Kurulu Yedek Üyemiz ve Kocatepe Gazetesi Yazıişleri Müdürü Burak Aydın’ın sağlıkla ilgili ani gelişen iki farklı durumu oluşunca, benim programlara katılmam uygun görüldü.
Özellikle Valilik’te meslek büyüklerimiz AGC Kadınlar Kurulu’ndan Tv3 Genel Yayın Yönetmeni Hülya Kasnak ve beni göstererek “Genç arkadaşlarımızın da görev almalarını istiyoruz” deyince yaşım ortaya çıktı.
Nüfus kâğıdına göre 40 yaşındayım, işin ilginci AGC İcra Kurulu’ndaki diğer arkadaşlarımız da öyle. Ancak burada önemli olan şu: Afyon Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Cemiyet’in bundan sonra da bayrak yarışını sürdürmesi için gelecekle ilgili planlama yapıyor. Bu nedenle, İcra Kurulu gibi çalışacak bir Yedek Yönetim Kurulu Listesi ile Kadınlar Kurulu oluşturuldu.
Daha önce Afyonkarahisar Gazetecileri Dayanışma Derneği’nde bu yaklaşım sergilenmişti. Fakat o zaman “bu işleri yolunda öğreniriz” bakış açısına sahip olduğumuz için Yönetim Kurulu gündemi nedir; nasıl hazırlanır, nasıl rapor hâline getirilir; bilmiyorduk. Bu işlerin tamamı Yönetim Kurulu Başkanları’na kalıyordu.
Afyon Gazeteciler Cemiyeti ise, protokolde oturma adabından, konuşma silsilesine; toplantıların düzenlenmesinden karar alınmasına kadar her konuda ruhu “genç”lere ve kadın meslektaşlarımıza bir yol gösteriliyor.
O nedenle, Flört grubunun pek severek dinlediğim “Cemiyette Pişiyoruz” şarkısına atıf yapıyorum. Evet, gazeteciler olarak Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nde pişiyoruz.
Merak edenler için, şarkının sözlerinden bir kısmı burada paylaşayım:
“Cemiyette pişiyoruz cemiyette
Cemiyette pişiyoruz cemiyette
Dünya dediğin iki gün,
Bir dün bir dе bugün,
Yarın var mı ki
Para pul hepsi palavra,
Aç gözünü oku orada,
Ben yazmadım ki
O’ndan geldik O’na döneceğiz
Kendimizi bulup, Onu bileceğiz
Özümüze kavuşacağız inşallah.”

 

KEŞKE ÖRNEK OLSA…

 

Afyon Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun “genç” ve kadın gazetecilere yönelik tutumu, meslek için umut veriyor. Meslektaşlarımız, “Bir gün ben de yönetici olabilirim” cümlesinin ete kemiğe büründüğünü görüyor.
“Koltuk bizim tapulu malımız değil, zamanı gelince emaneti devredeceğiz” yaklaşımı, seçilen ve atanan herkese örnek olmalı.
Bunu neden söylüyorum? Bir siyasi partinin tecrübeli yöneticisiyle sohbet ederken, “Siyasette şu an göz önünde bulunan kişiler, 35-40 yaşlarında toplumun karşısına geçtiler ve bugüne geldiler. Ancak şu an yönetici olan ve 60-70 yaşında olanlar 40 yaşlarındaki kişilerin kendilerine rakip olmalarını istemiyorlar” dedim.
“Muratçığım, senden beklemediğim bir şekilde olayları gözlemleyemediğini ve okuyamadığını görüyorum” dedi sohbet ettiğim parti yöneticisi. Kendi bakış açısına göre haklı; bununla birlikte “gençleşme”nin kurumlarda acil bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Toplumun her kesiminden örnek verebilirim bu konuda… İş dünyasından, meslek kuruluşlarından, derneklerden…
Bir başkan, bir amir, bir yönetici 35-40 yaşında seçimle ya da atanarak geldiği koltuğun ebedi olmasını istiyor. Belki 2-3 dönem yeni projelere imza atsa da sonrasında rutin “gelive-gideve” dönemine giriyor kurum ve kuruluşlar.
İhtiyaçlara cevap verilmez hâle geliniyor; heyecan kalmıyor, “kraldan çok kralcılar” hâkimiyeti ele geçiriyor. “Kralcılar”, “kral”ın yapmak istediklerinin değil, duymak istediklerinin yanında yer alıyor. Kralcılar, krala gerçekle ilgisi olmayan bir mükemmellik tasavvuru sunarak kendi koltuklarını da garanti altına alıyorlar.
Tuhaf ki uzun süre koltukla özdeşleşen kişiler, kendilerinin makama geldiği yaşta bir rakip istemiyorlar.
Araştırmalar ve hayatın kendisi gösteriyor ki aynı kurumu 10 yıldan fazla kesintisiz bir şekilde yönetince “metal yorgunluk” başlıyor.
Bazen ara vermek, “kafamı toplayıp geleyim” demek gerekir.
Bazen kenara çekilmek, en büyük hizmettir. Bunu bilmek lazım.

 

İLK 10’A GİRER MİYİZ?

 

Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı ve İl Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci, önceki yıllarda merkezi sınav sonucu açıklanırken hissettiğimiz burukluğu ortadan kaldırdı. Vali Yiğitbaşı ve Müdür Sünnetci “Biz bu işi çözeriz” dediler ve şükür ki başarılı oldular.
Afyonkarahisar, merkezi sınavlarda her yıl yükselen bir ivme yakaladı. Hem şampiyonlar çıkarır olduk, hem de puan ortalamamız Türkiye ortalamasının üzerine çıkmaya başladı.
Liselere Geçiş Sistemi merkezi sınavı, Bursluluk Sınavı göğsümüzü kabarttı.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın sonuçları 17 Temmuz 2024’te açıklanacak. 17 Temmuz’da da müjdeli haberler alacağız gibi bir his var içimde…
Merkezi sınavlarda Afyonkarahisar’ın Türkiye’deki ilk 10 il arasına girmesi için yoğun bir gayret var. Bu yıl olmasa bile gelecek yıl; gelecek yıl olmasa bile sonraki yıl…
Bu hedefe ulaşılacak.
Merkezi sınavlardaki başarılar, başarı kazanan öğrenciler dışında bizi neden ilgilendiriyor? Bir veli olarak buna cevabım şöyle: Afyonkarahisar’ın başarısı, tüm öğrencilerin, öğretmenlerin ve idarecilerin özgüvenini artırıyor. “Yapabiliriz” fikri gelişiyor. Bu fikir, sadece merkezi sınavlarda değil, hayat sınavında da rehber oluyor.
Şevket Süreyya Aydemir’in üslubuyla yazayım:
Hülâsa, Afyon “Yapabiliriz” mesajını vermeye hazır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER