ÇOĞUNLUĞUN  TİRANLIĞI – OKLOKRASİ

ÇOĞUNLUĞUN TİRANLIĞI – OKLOKRASİ

Kent Konseyi başkanımız sayın Şemsettin Yasan “700 bin nüfuslu Afyon’da Caz Festivaline kimler katılır. Yüzde bir olsa 7000 kişi eder! Gelen bini bile bulmaz. Onun da yarısı protokol!” diye bir paylaşım yaptı. Daha tepkiler henüz ortaya çıkmaya başlarken paylaşımını sildiğine tanık olduk. Öncelikle (haddim olmayarak) başkanımıza bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Kent Konseyi Başkanlığı gibi önemli bir makama seçilen (!) sayın Yasan’ın konumu gereği dik durmasını bekleriz. Sosyal medyada yaptığınız paylaşım için tereddütleriniz varsa paylaşmayın, eğer paylaştıysanız da gönderinizi silmeyin. Eğer yazdıklarına inanıyorsanız, inandığınız fikirlerin arkasında durun. “Kim ne der” diye düşünmeyin.
Afyonkarahisar Caz Festivali bu yıl yirmi birinci kez yapılıyor. Dile kolay tam yirmi bir yıldır devam eden hem kendisi marka olan, hem de bulunduğu şehre marka değeri katan bir festivalden bahsediyoruz. Festivalin adını ilk duyduğum zamanı hatırlıyorum. İstanbul’da çalıştığım dönemde NTV akşam haberlerinde Afyonkarahisar’da ilk kez yapılacak olan Caz Festivalinden bahseden haberde Hüseyin Başkadem ile yapılan röportaja yer verildi. Çok şaşırdım ve gururlanmıştım. Benim şehrim ulusal medyada nihayet iyi bir haberle anılıyordu. Ertesi gün Şişli Etfal Hastanesindeki doktor arkadaşımın aynı haberi dinleyip bana şaşkınlığını ifade etmesi hala hafızamdadır.
Anadolu’nun ilk ve tek Caz festivalini Google’da arattığınızda 504.000 sonuç çıkıyor. Aramayı haber olarak yaptığınızda 24.900 haber yapıldığını görüyorsunuz. Bu haberlerin büyük çoğunluğu Milliyet, Habertürk, T 24, NTV, CNN, Cumhuriyet gibi ulusal medya haberleri. 20 yılda 400’den fazla ücretsiz konserle bir milyondan fazla kişiye ulaşıldığı, okul çalışmalarıyla yüz binden fazla öğrencinin çok değerli sanatçılarla bire bir temas yaşadığı bu uluslararası etkinliğe dil uzatmak, belirli bir camiaya selam vermekten öteye geçmez. Sevgili başkanım siz sevmiyorsunuz diye bütün bu gerçekleri yok mu sayalım.
Paylaşımın daha ilginç yanı ise, paylaşımın altında yapılan eleştirilere Şemsettin Yasan’ın verdiği cevaplarda. Sayın başkan fikrini savunmak için diyor ki, “Ne yapılırsa halk için, halkın çoğunluğuna göre yapılmalı. Bize yani çoğunluğa göre, gereksiz ve lüzumuzdur.“ “Bize yani çoğunluğa göre” kelimesinin altını çizmek istiyorum. Üzülerek anlıyoruz ki, Kent konseyi başkanımız demokrasiyi çoğunluğun kararı olarak görüyor. Çoğunluğu da kendisinin içinde bulunduğu topluluk olarak belirliyor.
Vikipedia’da demokrasi tanımını yaparken “demokrasi, azınlık haklarını güvence altına alan yönetim. Sosyal eşitsizliği yok etmeye çabalayan, koruyan rejimdir” diye tanımlıyor. Bizim Kent Konseyi başkanımızın kafasında ise çoğunluğun, azınlık üstündeki tahakkümü var. Zaten uzun zamandan beri AKP iktidarında yaşadığımız tartışmanın özünde de çoğulcu, ya da çoğunlukçu demokrasi tartışması yatıyor. AKP ve yandaşlarında “çoğunlukçu” yaklaşımla,% 50+1’i alanın her şeyi yapabileceği anlayışı hakim. O zaman azınlık olanların hakları ve istekleri ancak çoğunluğu ele geçirdiğinde gündeme gelebilecektir. Adı demokrasi(!) olan bu anlayışın, çoğunluğun toplumun diğer kesimlerinin hak ve özgürlüklerini yok sayması ile birlikte hakim kitlenin mutlak egemenliğine, bunun da tiranlığa doğru evrildiğini görüyoruz. Çoğunluğun tiranlığı anlamına gelen bu sisteme “Oklokrasi” deniyor. 72 milleti, birçok dini ve etnik unsuru barındıran Anadolu coğrafyasında barış ve huzuru ancak çoğulcu demokrasiyi özümsemekle hayata geçirebiliriz. Biz çoğunluğuz, ne istersek yaparız anlayışı ile ülke içindeki kamplaşmayı artırır, kindar nesiller yaratırsınız. Oysa bizim ayrışmaya, dışlamaya, dışlanmaya tahammülümüz yok. Mevlana’nın, Yunus Emre’nin torunlarından beklenen bu topraklarda sevgiyi, hoşgörüyü yeşertmektir
KENT KONSEYİ BAŞKANI İSTİFA ETMELİDİR
Kent konseyleri, merkezi ve yerel yönetimin yanı sıra meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin aynı çatıda buluştuğu ortak akılla demokrasinin işletildiği oluşumlardır. Azınlıktakilerin isteklerini gündeme getiren bu yapının başında, demokrasiye inancı olmayan, “biz ve onlar” ayrımı yapan bir kişinin ne işi var? Sorun sadece Caz Festivali’ne karşı olmak değil. Asıl sorun demokrasiyi özümseyemeyen kişilerin önemli makamları işgal etmesi. Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada “Atıf Kocaoğlu” adıyla sahte hesap açarak trollük yaptığını kendisi de kabul eden sayın Yasan Kent Konseyi başkanlığından istifa etmelidir.
Geçtiğimiz hafta yayınlanan köşe yazımda sehven İsmail Kumartaşlı’nın İYİ Parti’den Belediye Meclis Üyesi Adayı olduğu yazılmıştır. Sayın Kumartaşlı, İYİ Parti’den İl Genel Meclisi Üyesi Adayı olmuştu. Bu yanlışlık için tüm okurlarımdan özür dilerim…
Son Söz; “Göstermelik demokrasi diye bir şey yoktur” Erol Bilecik

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

  1. Merhaba, ne güzel ifade etmişsiniz Kemal Bey. Afyonumuz da nice güzel etkinliklerin yapılması dileğiyle…

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi