CORONA ALTINDA SÜREN FUTBOLDA  SON VİRAJLAR

CORONA ALTINDA SÜREN FUTBOLDA SON VİRAJLAR

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Kuyruklu yıldız Altında İzdivaç “romanında; 1910 yılının Mayıs ayında Halley Kuyruklu Yıldızı’nın dünyaya çarpacağı söylentisiyle İstanbul’un kenar ve fakir mahalle sakinleri heyecanlı ve endişeli bekleyiş içine girerler… Yazar, olayları anlatırken ironik ve iyimser bir dil kullanır ve okuyucu Halley Kuyruklu Yıldızı’nı tebessümle karşılar… Corona ise, Halley Yıldızı’ndan filan çok daha endişe yarattı dünyada ve ülkemizde..; sağlık, ekonomik, toplumsal ve siyasal yönlerden felç etti her yeri.. Gelelim futbola… Corona salgını nedeniyle amatör futbol oynanmıyor.. Futbolun temeli amatörlük.. Toplantılar yürüyüşler yapıldı; ancak corono tehlikesi yüzünden yaklaşık bir yıldır amatör sahalar sihirli yuvarlağa kavuşamadı.. Geçen yıl alelacele oynanan ve karmaşa içinde bitirilen profesyonel maçlar sonunda küme düşmeler kaldırıldı. Liglerdeki takım sayıları arttı; takımlar yeni sezona hazırlandılar, transferler yapıladı, hocalar değişti, yeni hocalar eski hocalar derken 2020-2021 sezonu başladı ve son virajlara girildi.. Süper Lig, TFF 1. Lig MisliCom 2. Ve 3.ligler sürüyor nefes nefese …
Esnafı, sanayiciyi, turizmi ulaşımı, üretimi vuran Corona elbette ki futbolu da vurdu; bu durumda normal olarak kulüplerin ekonomik olarak önlemler almaları, derlenip toparlanmaları kendilerine yeter hâle getirmeleri beklenir; ancak tam tersi oldu; transfer üstüne transfer, gider üstüne gider. “Şampiyon olalım veya aman düşmeyelim” kısır döngüsü içinde bir de ara transferde neredeyse takımlar yeniden kuruldu.. Hocalar değişti.. Dün gazetelerden öğrendim ki Kayserispor Hamza Hocayla “yollarını ayırmış”, Altay Osman Özköylü’nün görevine kampta son vermiş; ama Akhisar’a yenilmekten kurtulamadı… Daha üç beş hafta önce gelen Suat Kaya Tuzla’dan ayrılmış.. Bugüne gelene kadar her dört ligde neredeyse bütün antrenörler ayrıldı yerlerine yenileri geldi: işin ilginç yanı daha iki üç maç önce başarısız olduğu gerekçesiyle yol verilen antrenör bir başka takıma gidiyor ve üç hafta önce yönettiği eski takımına karşı yeni takımını yönetiyor ve de bu garip durum artık hiç yadırganmıyor.. Çünkü “siyasi kişilerin“ devreye girdiği söyleniyor… Yirmi bine yakın antrenör var bunların bin kadarı da Pro Lisanslı; fakat 15- 20 antrenör o takımdan bu takıma gidip geliyor..
Corona nedeniyle TFF, sıkıştırılmış program uyguluyor. Hemen her gün maç var. Şahşen durumum uygun olduğu için bazı haftalarda sekiz on maç izledim.. Kabaca hesap ettim son bir yıl içinde 200’den çok maç izlemişim.. Tabii en çok Süper Lig maçlarını.. Evet maçlarda heyecan var, mücadele var, ancak sanki iki Afrikalı takımı veya bir Avrupa takımıyla bir Güney Amerika takımını izliyorum.. Her takımda sekiz on yabancı.. Irkçılık filan yaptığımı sanmayın, izlediğim futbolcuların yüzde doksanı bizim “düz futbolcu” dediğimiz cinsten.. Birkaç istisna dışında kimler nerden buluyorlar bu futbolcuları, kimler alıyor kimler sayıyor milyon dolarları? Halbuki kulüpler bu salgın dönemindeki ekonomik sorunları, yerli futbolcu, alt yapı sorunlarını fırsata çevirebilirlerdi… Genç takımlardaki futbolculara yer vererek onları kazanma yoluna gidebilirlerdi; Şampiyonluktan uzaklaşan, küme düşme tehlikesi de bulunmayan kimi takımlar bakıyorum hâlâ yer vermiyorlar gençlere.. Risk almıyorlar.. Güvenleri yok gençlere.. Göstermelik 15-20 dakikalık sürelerle kimseyi aldatamazsınız.. Alt yapılarını yeterli hâle getirmek için gerekli yatırımları yaparak yetenekli gençleri çekmek hiç de zor olmazdı bu dönemde. 83 milyonluk ülkemizde nerdeyse 30 milyon genç var. Bu kadar genç nüfus Avrupa’da yok. Bunlar arasından nasıl oluyor da futbolcu çıkmıyor.. Hâlâ milli takımda yokuz, Süper Lig’de yokuz veya tek tiküz.. Örneğin FB’den 30 yıldan beri milli takım düzeyinde yetişmiş bir tane futbolcu yok.. GS’de ve BJK, Trabzon’da da tek tük..
Hadi on yıl önce “tesis yok, hoca yok, malzeme yok ilgi yok” deniyordu; Şimdi artık bu sorunları çoğu aşıldı.. Demek ki yine bazı eksiklikler ve engeller var.. Bunların başında spor kültürü, futbol kültürünün oturmamış olması ve de işin lâyık ellere verilmemesi geliyor.. Kısa vadede başarı bekleniyor.. Yapılan her işte eksiklik olabilir. Bu eksiklikleri gidermek için sabır ve tolerans gerekir..
“Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi