Hasan Tahsin Günek
Hasan Tahsin  Günek
hasatahsingunek@kocatepegazetesi.com
DEMİRYOLCULARIN HATIRALARINDA MİLLİ MÜCADELE GÜNLERİ- I
  • 0
  • 216
  • 09 Eylül 2021 Perşembe
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Milli Mücadele de yaşananlar ve özellikle demiryolu ulaştırması alanında verilen mücadeleler, 1942-1949 yılları arasında Demiryolu Meslek Okulunda öğretmenlik ve sonra Demiryolları Teftiş ve Tetkik Kurulu Müfettişliği görevlerinde bulunmuş olan merhum Ziya Gürel tarafından 1950’li yılların başlarında “Demiryolu Tarihi ve Milli Mücadelede Demiryolu” konularında yapılan çalışmaların bir bölümü kayda geçirilirken günışığına çıkarılmıştır. Ziya Gürel o yıllara ilişkin bilgi ve belgeleri incelerken aynı zamanda dönemin canlı şahitleri olan ve bu mücadelede bizzat vazife alanlarla da görüşmüş, kendilerinden hatıralarını rica etmiş ve bu hatıraların bazılarını Demiryol dergisinde yayınlamıştır.
Bu yazılardan “Kahraman Ordumuzun Allahtan Sonra Yegâne Muini Zaferi Fedakâr Şimendifercilerimiz” ve “Büyük Çobanlar – Afyon Hattının Tamiri” başlıklı yazıları Afyonkarahisar Belediyemiz tarafından yayınlanan Taşpınar Dergisinin 20. ve 21.sayılarında, siz okuyucularımızla daha önce paylaşmıştık.1
Milli Mücadele dönemine ait bilgi ve belgeler üzerinde inceleme, tasnif ve mikrofilmlerinin aldırılması gibi birçok çalışmalar yapan Merhum Ziya Gürel’in kayıtlara geçmesi için Milli Mücadele günlerine ait bir hatırasını anlatmasını istediği kişilerden birisi de Merhum General Zihni Üner’dir.
Eski Demiryolu Genel Müdürlerinden olan ve 1900 yılında Aksaray’da doğan Zihni Üner, Harp Okulu, Fen Tatbikat Okulu ve Fransa Versaille Yüksek Askerî Mühendis Okulu mezunudur. Fen ve Tatbikat Okulu Demir Yolu Öğretmenliği, Genelkurmay Başkanlığı Demir Yol Mütehassıslığı, Demir Yol Tugayı Komutan Muavinliği, Genelkurmay Ulaştırma Dairesi Başkanlığı, Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Genel Müdürlüğü, TBMM X. Dönem Niğde, XI. Dönem Nevşehir Milletvekilliği yapmıştır.2 Merhum Üner, 27 Mayıs 1960’tan sonra Yassıada Adalet Divanınca beş yıl hapis cezasına çarptırılır. Kayseri cezaevinde bulunduğu sırada hastalanır ve tedavi için getirildiği Ankara’da 12 Eylül 1962’de vefat eder. Cebeci Asri Mezarlığına defnedilir.
Ziya Gürel Milli Mücadele dönemine ait bilgi ve belgeler üzerinde inceleme ve araştırmalar yaparken bir telgrafa tesadüf eder. Merhum Gürel, “Telgraf orijinal metninin altında “Şimendifer zabiti Mülazım-ı Evvel Zihni” imzası okunmakta olduğunu, bunun üzerine o dönem Genel Müdür bulunan imza sahibi, General Zihni Üner’e el yazılarını içeren bu telgraf metnini arz ederek, genç bir şimendiferci sıfatıyla mücadele yıllarından ve zafer günlerinden yaşadıkları bazı hatıralar lütfetmelerini rica etmiş olduğunu” anlatır.
Bunun üzerine Genel Müdür Zihni Üner, Türk milli demiryolunun kurucusu ve ilk genel müdürü olan merhum Behiç Erkin’e ithaf ettikleri “İstiklal Harbinden Bir Hatıra” başlıklı hatıra yazısını kaleme almışlardır.3
Merhum Zihni Üner, “Türk Demiryolculuğu tarihini derlemeye memur edilen bir meslektaşım, Behiç Erkin’in İstiklal Harbindeki Demiryollarına ait kıymetli dokümanları arasında imzamı taşıyan resmi bir vesikaya da rastlamış, bu vesile ile benden de bir hatıra istedi” diye başladığı yazısında o günlere dair şunları anlatıyor:
İstiklal Harbinden Bir Hatıra
“İstiklal Savaşlarını düşününce Türk Demiryolculuğunu ve bunun Şefi Behiç beyi hatırlamamak mümkün mü?
O devirde Anadolu’nun karayolları uzun bir seferin ikmal işlerine müsait bulunmadığı için askeri harekâtın mihverini (eksenini), Garptan şarka ve Cenuba doğru uzanan demiryolu teşkil etmekte idi. Bir avuç genç Türk demiryolcusu, lokomotif ve vagon parkı ve yakıtı çok kıt basit bir hat üzerinde, düşman tahriplerine rağmen her cins askeri nakliyatı idameye (sürdürmeye) çalışıyordu. Türk demiryolcularının bu hususta gösterdikleri gayret ve fedakârlık, savaşçılarınki kadar ağır ve o nispette şerefli idi. Bende 13 Temmuz 1920’de İstanbul’dan gizlice ayrılıp Eskişehir’de bu fedakâr Türk çocukları arasına katılmış bulunuyordum. Birkaç gün sonra o devrin tabiriyle arı firari irtikâp eden şimendifer mülazım-i sanisi Zihni efendinin, İstanbul hükümetince idama mahkûm edildiği haberi geldi. Bu karar, milli vazifeme daha büyük bir şevk ve gayretle sarılmamı intaç etti.
Küçük bir istihale (dönüşüm) devresinden sonra milli hükümet tarafından el konan demiryollarımızın başına Miralay Behiç Bey getirildi. Mümtaz bir kurmay subay olan Behiç Bey aynı zaman da tecrübeli bir demiryol işletme lideri idi. Yaş ve meslek bakımından çok genç bulunan Türk demiryolcuları olarak İstiklal Harbi devamınca bu şefin etrafında toplanmış bulunuyorduk. Mukaddes bir gaye uğrunda aldığımız vazifeleri Allah’ın bir emri gibi yerine getirmekten duyduğumuz zevk, bizlere yeni yeni enerji kaynağı oluyordu.
Büyük zafere takaddüm eden günlerde Umum Müdürlük Konya’da idi. Atatürk “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” emrini vermişti.
Sevinçli haberler birbirini takip etmeğe başladı:
“Afyon zapt edildi”
Umum Müdürden şu emri aldım:
“Hemen Afyon’a hareket ediniz ve bu istasyonu süratle işletmeye hazırlayınız”
Konya Garında harekete hazır bulunan oto drezine bineceğim esnada başından topuklarına kadar siyahlara bürünmüş genç, güzel ve zarif bir bayan belirdi. “Zihni bey siz misiniz?” Hitabıyla söze başlayan bu hanım, İstiklal harbinde harikalar yaratan kahraman Türk kadınlarından biri (Halide Edip Hanım) idi. Afyon’un zaptı günü Garp cephesi kumandanlığındaki vazifesi başına dönmek emrini almıştı. Çay istasyonunda kesik olan demiryolunu terk ettik ve akşam karanlığı çökerken askeri bir kamyonetle Afyon yolunu tuttuk. Bir müddet sonra tozlu otlar arasında yol kayboldu. Tarlalar arasında, otlar içinde ilerliyorduk. Şoför gece karanlığında istikametini şaşırdı. İleri birliklerimizin nerede bulunduğunu da bilmiyorduk. Bir aralık Halide Edip Hanım da düşman eline düşmek endişesini sezdim. Havada derin bir sükûnet vardı. Uzaklardan bir manevra lokomotifi düdüğünü işitiyordum. Tren manevrası ancak Çay istasyonun da olabilirdi. Bu düdük sesleri sayesinde istikameti tayin ederek yeniden ilerlemeğe koyulduk. Gece karanlığında etraftaki en küçük sesleri dikkatle takip ederken önümüzde yürüyüş halinde bulunan bir kıtanın, askerlerin çok iyi tanıdığı muttarit (tek düze sürüp giden) tıkırtılarını duydum. Biraz sonra bunun Afyon’a gitmekte olan bir Türk birliği olduğunu gördük. Nihayet gecenin karanlıkları arasında alev ve duman sütunları göründü. Bu yanmakta olan Afyon idi.
Şehre girdik. Ben istasyona koştum. Çok iyi tanıdığım istasyon tesislerini süratle dolaştım. Kundaklanan binaların enkazlarından dumanlar yükseliyordu. Ateşe verilmiş olan bir hangar içindeki erzak çuvallarından uzaklara kadar, kavrulmuş kahve kokuları yayılıyordu. Ben lokomotif, vagon ve kömür arıyordum. Makine deposu yanındaki sundurmanın çökük çatısından yanık kömür kokularını duyduğum zaman aradığım defineyi keşfetmiştim. Lokomotiflerimizde, dere kenarlarındaki söğüt dallarını ve istasyonlardaki akasya ağaçlarını yakmakta olduğumuz bir devrede bir maden kömürü deposuna rastlamak, benim için çok mesut bir hadise idi. İlk işim yer yer dumanları tütmekte olan bu hazineyi emniyete almak ve şu telgrafı çekmek oldu:
“Afyon istasyon binaları yanmış. Bir atelye treninin lokomotif kazanı patlatılmış ve vagonları yakılmış. Yollarda tahribat ehemmiyetli, 1000 ton maden kömürü muhafazaya alındı”
Mübarek şehitlerimizin manevi huzurlarında eğilir, hayatta bulunan demiryolcu meslektaşlarımı hürmetle anarım” diyerek satırlarını tamamlamıştır.
Bizde vatan uğrunda canlarını feda eden tüm şehit ve gazilerimizi bu vesileyle birkez daha saygı ve hürmetle anıyoruz.
Dip Notlar:
1 “Demiryolcuların Hatıralarında Büyük Taarruz Esnasında Büyük Çobanlar – Afyonkarahisar Hattının Tamiri”, Taşpınar Dergisi, Aralık 2018, sayı:20, sayfa: 53-59; ve Taşpınar Dergisi, Aralık 2019, sayı:21, sayfa: 76-84
2 TBMM Albümü 1920-2010, 2. Cilt, 1950-1980, sayfa: 744
3 Zihni Üner, “İstiklal Harbinden Bir Hatıra”, Zafer Bayramı ve İktisadileşme Özel Sayısı, Demiryol Dergisi, Yıl:1953, sayı:22-23, sayfa:5-6

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM