DUA 21

DUA 21

“Allahümme e’ûzü bi rızâke min sehatike ve bi muâfâtike min ‘ukûbetike ve bi rahmetike min ğadabike ve e’ûzü bike minke; lâ uhsi senâen ‘aleyke ente kema esneyte ‘ala nefsike.”
“Allah’ım hoşnutsuzluğundan rızana, cezalandırmandan affına, gazabından rahmetine sığınırız. Allah’ım senden sana sığınırız. Biz hiçbir zaman anlayamayız Ya Rabbi, senin kendine olan senan gibi sana sena edemeyiz, bunu da itiraf ederiz Allah’ım.”
Efendimiz Rasulullah (sav)’den öğrendiğimiz duamızı anlamaya çalışalım:
“Havf ve reca” yani “korku ve ümit” Kur’an-ı Kerim’de bize bildirilen birer denge unsurudur. Duamızda da fark ettiğimiz gibi “hoşnutsuzluğundan-rızana, cezalandırmandan-affına, gazabından-rahmetine ve senden-sana sığınırız” derken hep bu dengeyi gözetiyoruz.
Araf Suresi 56. Ayetinde; “Allah’a (azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. “ buyrulur. Şimdi bu vesileyle hayatımızda yaşadığımız “korku” duygumuzu anlamaya çalışalım.
Sözlükte korkmak, kaygılanmak, endişe duymak gibi anlamlara gelen “havf” kelimesi, genellikle “hoşlanılmayan bir durumun başa gelmesinden veya arzulanan bir şeyin elde edilememesinden duyulan kaygı ve korku” şeklinde tanımlanmıştır.
İnsanoğlunun hayatta kalabilmesi, hayatını sürdürebilmesi için gerekli duygularından birisi “korku”dur. Ormanda yalnız kaldığımızda yanımızdan geçen bir aslandan tedirgin olup ondan korunmamızı sağlayan duygu korkudur. Bu duygu sayesinde biz hayatta kalırız. Ancak, her an yanımızdan bir aslanın geçeceğini zannederek yaşarsak hastalanırız; her an tedirgin, panikte, endişeli ve halinden rahatsız bir kişi haline geliriz. Şimdi gelin örneğimizdeki korku duygusunu birlikte inceleyelim:
1- Öncelikle bu “korku” duygusu doğru makamdan olmalıdır. Aslanı tanıyıp yırtıcılığını bilen bir insan kendine zarar vereceğini bildiği için aslandan korkar. Çünkü aslan yapı itibariyle insanı kolayca öldürebilir. O zaman hayatta kalabilmek için benim aslandan korkmam ve önlem almam gerekir.
2- Aslandan korktum, peki ne yapmam lazım? Aslandan korkuyorum ya kaçmam ve korunmam lazım. İşte, kaçma ve korunma fiilini bizde oluşturan duygu korkudur. Bu duygu bize “hayatta kalmak için kaç ve korun” der. Peki, aslanı görsem, çok korktuğumu söylesem ama kaçmasam? Korktuğumu söylediğim halde hayatta kalmak için gösterdiğim bir çaba yoksa yani yanıma aslan gelmiş ama ben uzanmış yatıyorsam; ya aslandan gerçekten korkmuyorumdur veya aslanın tanımıyorumdur ya da aslanın beni öldürebileceğini idrak edecek bir zihinsel erişkinliğe sahip değilimdir. Tüm bu ihtimalleri göz önüne alıp tekrar baktığımızda; korkulan bir durumdan dolayı meydana gelen bir fiil olması gerekir. Yoksa “ben aslandan korkuyorum” deyip aslanın yanına yatmak akıl işi değildir. Burada anlamaya çalıştığımız korku dünyalık bir korkudur. Çünkü dünyalık korku, korku duyulandan uzaklaşmamızı gerektirir. Peki, incelemeye çalıştığımız “korku” duygusunu Billahi idrakda Rabbimizle nasıl ilişkilendirebiliriz?
Konumuzun duygu kısmını anlayabilmek için aslan örneğinde kullandığımız adımları şimdi de Billahi anlamda bize yol göstermesi için kullanalım ve Araf Suresi 56; (“Allah’a korkarak ve umarak dua edin.”) ayeti ışığında, Rabbimiz’den korkmayı incelemeye çalışalım.
1- Yine önceliğimiz bu: “Korku” duygumuz doğru makamdan olmalı! “Müstakilen VAR ve Muhtar” olanın ancak Rabbimiz olduğunu bildiğimizde korkulacak tek makamın da ancak “O” olduğunu biliriz. Ancak bu idrakda olabilmek için önce Rabbimizi doğru tanımamız gerekiyor.
Ehad ve Samed olan Rabbimizin “dışı” kavramı olmadığından O’nun makamını ne kadar tanırsak Rabbimizden Billahi anlamda o kadar korkarız. Ve dünyalık korkunun tersine Billahi anlamda Rabbimizden artan korkumuz bizi Rabbimize yaklaştırır; daha hassas bir inanan olmaya gayret gösteririz.
Oysa: Kendisini “müstakilen var ve muhtar” zanneden, Allah’ın dışı var ve kendisini de orada güç, mülk ve hüküm sahibi sanan bir duniHİ ilah, kendisinde müstakil olarak var zannettiği güçlerin yetersiz olduğunu gördüğünde, kendinden daha güçlü bir ilaha yönelmek, inanmak ister. Bu ihtiyacı sebebiyle “müstakil” ilan ettiği güçlerden “Allah’tan korkar gibi” korku yaşar. Bu haliyle inanan o kişi doğru makamdan korkmadığı için dünya ve ahiretinde sıkıntıya düşer. Dünyasında psikolojik rahatsızlıklar yaşar. Bu bazen bizim amirimiz, doğru konumlandıramadığımız patronumuz olabilir, bazen eşimiz, çocuklarımız olabilir. Rızkımızı verenin Allah olduğunu unutup da patronumuz zannettiğimizde, Rabbimizin razı olacağı halleri önemsemez, patronumuzun razı olacağı halleri önemsemeye başlarız; Allah’tan korkar gibi patronumuzdan korkarız. Bu halle yaşadığımız duyguyu Rabbimizle ilişkilendiremediğimiz için Rabbimiz hariç her şeyden korkar hale geliriz. Aynı aslan örneğimizde olduğu gibi… Her an karşısına bir aslan çıkabileceğini zanneden bir insan hayatını nasıl tedirgin, huzursuz, panikte ve endişeli şekilde yaşıyorsa, burada da zanları sayesinde yanlış makamdan korkan bir duniHİ ilah hayatını bu duygularla yaşar.
2- Allah’ımdan Billahi anlamda korkuyorsam ne yapmam lazım? Billahi anlamda Rabbime karşı korku duygusunu yaşarsam; bir kere sadece cehennem, kaza, bela, ceza gibi duygular sebebiyle korku yaşamam. Bu durumda yaşadığım korku Rabbimin makamına karşı olan duygudur. Bu korkuyla birlikte benim “Amenü Billahi ve amilüs salihati” kapsamında yaşamam gerekir; yani Billahi manada iman etmişsem buna uygun amel işlemem, hayat tarzı oluşturmam gerekir. Aslan örneğini hatırlarsak: “Aslandan korkuyorum” diyen birinin buna uygun bir fiil içerisinde olması gerektiği gibi “Allah’tan korkuyorum” diyen inananın da bu beyana uygun hareket etmesi gerekir. İşte Billahi anlamda yaşadığımız bu korkunun bu dünyadaki ameli bizim “Kurtuluş Yolu Reçetemiz”dir. Billahi idrakla “korku” böyle yaşanacak, peki Billahi idrakda “ümit” duygusu nasıl yaşanmalıdır?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi