DÜĞÜN HATIRASI

DÜĞÜN HATIRASI

Öğlen vakti gelinle damat indi taksiden.
Orası bir platoya dönüşüvermişti birden.

Oyuncular: gelinle damat idi, kameralar, ışıklar.
Hep onlara çevrildi, rol gereği birbirilerine aşıklar.

Yönetici uygun pozlar istiyor, onlar tatbik ediyor.
Kimi resim alıyor, kimi video ile hep onları güdüyor.

Akdağ burası, her türlü sayısız mekân mevcut.
Hepimizde bir sessizlik ve hepimizde bir sükût.

İzliyorken onları sükûneti bozuverdim ben.
Yönetmene sordum: “Bu çalışmanız neden?.”
Dedi: “Düğün amca bey, düğün çekiyoruz biz.”
Evinizi kullanacağız, iç mekân, müsaade ederseniz.”

Dedim: “Hayhay buyurun, kullanın, gençlere mutluluklar.”
Teşekkür etti ve dedi: “İstek gelinle damattan, pek hevesli bunlar.”

Her neyse. İç mekân çekimleri bitti. Hepsi de uğurlandı gitti.
Ormanda bir çeşme başına vardık. Bizim ekip orada da bitti.

Dediler: “Gün batımı çekeceğiz; burası çok müsait.”
Damat atıldı: “Çekinmeyin çekin, masraflar bana ait.”

Ben müdahale edeyim dedim, torun teskin etti beni.
Dedi: “Dede bu parayla çekilen bir düğün, ilgilendirmez seni.

Şimdi adet oldu. Yirmi, otuz bin vererek çektiriyorlar.
Güzel yerlerde gelinlikle bir hatıra kalıversin diyorlar!”

Bir de deriz ki bu millet gariban, geçiniyor zor, zar.
Olmayanda yok lâkin; olan yerde pek çok var…
Ekim 2020

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi