DÜZELTMEYE,  BİZDEN CEVAPLAR

DÜZELTMEYE, BİZDEN CEVAPLAR

05.01.2021 tarihinde yayımlanan bir köşe yazıma karşılık olarak İyi Parti’den bir ihtar aldık!?. Şer gibi görünen bazı şeylerin ardında hayır da olabilir. İlla ki her uyarıda, her öneride her yaklaşımda olumlu ya da olumsuz gibi görünen çıkışlarda mutlak bir sebep bir neden vardır. Yani bu olumsuz gibi görünen endişe ve korkuların az veya çok bir haklılık payı da vardır!
O zaman böyle bir durumda yapılan tenkit ve eleştirilerin içeriğinde; düzeltmek, doğruyu bulmada yardımcı olmak gibi bir düşünce de hasıl olabilir! İşin bu yönü bizde her zaman daha ağır basmaktadır. Yazılarımızın tümünde bu ana kriterimiz baz alınmıştır.
Yorumlarımız uyarılarımız, fikir ve düşüncelerimiz ifade edilirken; istemeyerek te olsa en hassas olduğumuz milli ve manevi meseleler konu olduğunda heyecanımız, telaşımız galebe gelip biraz ileri gidip, yanılgıya düşmüş olabiliriz. Böylesi durumlarda gerekirse enaniyete hiç kapılmadan hatamızı telafi etmek için gerekeni yaparız.
Mesela, yazımızda İyi Parti yerine onun kısaltılmışı olarak İP şeklinde yazmıştık. Bu parti için yanlış anlaşılmalara sebep olduğundan ve karşı tarafa rahatsızlık verildiğinden dolayı bundan sonraki yazılarımızda bu tür (İP) kısaltmaları kullanmamaya dikkat edeceğiz.
Biz hiç bir kimsenin diğer tarafı rahatsız etmesini, huzursuz etmesini asla tasvip etmeyiz. Bu siyasetçi olur, yazar olur çizer olur ya da başka bir şey olur. Ne yazılan yazılarla ne de verilen demeçlerle başkalarını rahatsız etmeye, huzursuz etmeye hiçbir kimsenin hakkı yoktur!
Diyelim ki oldu. Böylesi durumlarda tek yapılabilecek şey karşılıklı sabır, anlayış ve hoşgörüdür!
Biz halkımızı huzursuz ve rahatsız eden bu demeçler üzerine görüş ve düşüncelerimizi, endişelerimizi dile getirmekle; toplumsal hassasiyetlerimize karşı biraz daha dikkatli olunması gerektiği üzerinde ilgili yerleri uyarmayı amaçladık.
Nitekim düzeltme yazısını dikkatle okuduğumuzda. Hiçbir yerinde sayın Akşener’in
“Hdp’nin kapatılmasına karşıyım!”
Parti sözcüsü Ağıralioğlu’nun
“Selahattin Demirtaş siyaseti terörize etmiştir.! Ancak hukukun üstünlüğünü göstermek için serbest bırakılmalıdır!”
Yine AİHM kararının akabinde
“Ben Demirtaş bırakılsın demedim. AİHM’nin kararına uyulsun dedim!!!”
İYİ PARTİ GENEL BAŞKANI VE PARTİ SÖZCÜSÜ’nün yazıya konu olan demeçlerine, konuşmalarına hiçbir şekilde itiraz edilmemiş!!! Yani “Böyle bir konuşma yapılmamış ve demeç verilmemiştir!” diye her hangi bir ifadelerinin bulunmadığı görülmüştür. Bu da bizim yazımızda yanlış bir şeyin yapılmadığının kanıtı olmuştur!
Sadece “Partimiz kurumsal olarak hiçbir surette Selahattin DEMİRTAŞ’ın serbest bırakılmasını istememiştir!” ifadesi kullanılmıştır.
Sayın Akşener İyi Parti’nin genel başkanıdır. Yavuz Ağıralioğlu da bildiğim kadarıyla parti sözcüsüdür. Yaptıkları, konuştukları tüm açıklamalar parti adına yapılmıştır. Buna hiçbir kimse itiraz edemez.
“Cumhurbaşkanlığı koltuğunu elde edebilmek için HDP’ye taviz üstüne taviz vermekteler!
Yarın o koltuğa kavuştuklarında; bu seferde o koltuğu kaybetmemek için daha büyük tavizleri vermek zorunda kalacaklar!!!” şeklinde yazımızda ifade edilmiş.
Aslında bu ifadeler sadece bir partiyi ya da kesime yönelik ithamlar değildir. Hdp’ye yaklaşan, işbirliğine giren her birimi, her siyasi kuruluşu içine almaktadır. Yani genel bir ifade kullanılmıştır. Çünkü hepsi aynı şeyleri yapmıştır!
Siyaseti terörize eden bir parti liderinin hapishaneden çıkarılmasını, serbest kalmasını istemek için bunların çok önemli bir sebebi, gerekçesi olmalı! Yapılan hiçbir şey boşuna değildir. Durduk yere yapılmaz. Mutlaka bir çıkar ilişkisi ya da karşılığı var demektir.
Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını sadece sayın Meral Akşener istemiş değildir. Aynı şeyi Millet İttifakı içindeki bütün partiler ısrarla bırakılması gerektiğini defeatle söylemişlerdir!
Sebep, ittifakın bozulmaması ve bu ittifakın sayesinde 2023’te yapılacak olan seçimde Cumhur İttifakı’ndan fazla oy alıp, Cumhurbaşkanlığını kazanmaktır. Bütün gayretin, çabanın, konuşmaların o devletin terörist kabul ettiği bir şahısla ilgili verilen demeçlerin tek gayesi bundan ibaret değil mi?!
Ayrıca o günkü yazımızda hiçbir kimseye hiçbir tarafa iftira ya da hakaret yapılmamıştır. Bu meyanda tarafımıza, şahsımıza yapılmış olan bütün suçlamaların altı boştur. Bu konuda alnımız ak, içimiz gayet rahattır. Bize aleni bir şekilde yapılan hakaretler ve kem sözlerden dolayı bize bir özür borçlular.
Bilakis mesnetsiz suçlamalar sebep gösterilerek en ağır hakaret ve ithamlar bize yapılmıştır! “militarist, utanmadan, sıkılmadan, hadsizce–alçak bir bühtandan-kin ve garezini kusmak” gibi sözler hakaret içermektedir. Böylesi bir siyaset anlayışıyla basın ve fikir özgürlüğü sindirilip, susturulmak istenmiştir!!!
Bu tür faşizan anlayışların, baskıların, hakaret içeren sözlerin demokrasilerde asla yeri ve değeri yoktur!
Siyasi partilerin büyümesi değişik fikir ve düşünceleri bastırarak karşı çıkarak değil; bilakis karşıt olan uyarıcı fikir ve düşüncelere kulak verip, tahammül gösterip; Bu tür yazılardan yararlanmasını bilenler her zaman ileri ve avantajlı konuma gelerek daha büyük kitlelerin teveccühünü yani desteğini kazanmayı bilmişlerdir.
Toplumsal uzlaşı ve barışın tek yolu; tahammül ve karşılıklı anlayışla mümkün görünmektedir…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi