EDEP YA HU – DÜNYA HAYATINDA DA AHİRETTE DE KAVL-İ SABİT İLE SABİTLENMEK

EDEP YA HU – DÜNYA HAYATINDA DA AHİRETTE DE KAVL-İ SABİT İLE SABİTLENMEK

Kur’an ayetlerindeki Allah misalleri bizi uyarır: Sizin korunmanız gereken ilahlık hissiyatıdır, ondan kurtulun, temizlenin. Bilin ki ilahlık hissiyatını temizlemek üzere yaptığınız her davranış Hakk yolu tercihtir. Bu durum sizi Tayyiblerden yapar. İlahlık hissiyatıyla yaptığınız her davranış ise batılı tercihtir, sizi Habislerden yapar. İbrahim Suresi 24-27. Ayetlerdeki Allah misali de bize bunu anlatır: Siz Tayyib Kelime’yi tercih edin, (ilahlık hissiyatınızdan, habis kelimeden kurtulun) Tayyip Şecere olun. Aslı temiz olan, dünya hayatında da temiz duran olun. Tayyip Kelime aslı temiz olan, dünya hayatında da temiz durandır ve temizleyicilik vasfı vardır; Tayyib Kelime’yi tercih edenleri temizler; Tayyib Kelime’nin temizleyip Tayyib yaptığı kul da Tayyib Kelime olur; dünya yaşantısında temiz durabilen bir kul da Tayyib Kelime’dir. Tayyib Kelime’nin koruyucusu Allah’tır, Hicr Suresi 9. Ayette “onu Biz koruruz” dedi. Tayyib Kelime ile temizlenip Tayyib Kelime olmuş, hayatında temiz durabilen insanı da Allah koruyor. Allah Tayyib Kelime ile temizlenenlerin hayallerini, fikirlerini, düşüncelerini, yorumlarını, fiillerini sürekli temizler; böylece onların hayat tarzları temizlenir.
Tayyib Kelime ile temizlenmiş ve Tayyib Kelime’nin mütemmim cüzü olmuş kulun temiz hayat tarzı Tayyib Şecere (Temiz Ağaç) gibidir. Dünya şartlarında sağlıklı bir meyve ağacının kökleri yerde gömülüdür, kökler bulunduğu toprağı sevmiştir, orada sabittir; yaşayabilmek ve ürün verebilmek için kökleriyle beslenir. Bu haliyle o ağaç Tayyib Şecere’dir, temiz, sağlıklı ve meyve veren bir ağaçtır. Tayyib Kelime’yi tercih edip, bu tercihin gereği olarak ilahlık hissiyatından temizlenen nefsin hayat tarzı işte bu ağaca benzer. Allah misalinde buyrulduğu gibi, o hayat tarzındaki nefs Allah adına “BEN” diyerek “BEN” deyişini gerçek “BEN” diyen Rabbinin “BEN” deyişine birlemiş ve orada köklenerek sabitlenmiştir; Tayyib Şecere olmuştur; kökleri toprakta, sağlam, orada sabit, meyve veren ağaç olmuştur.
Tayyib Kelime’yle temizlenen kişi “BEN” deyişini Allah’ın “BEN” deyişi ile birler. Bu nefs “BEN” deyişini Allah adına yani gerçek “BEN” diyenin “BEN” deyişiyle birleyince, o idrakta köklenerek sabitlenir. Bu durumda onun hayat tarzı da bu köklenişe uygun hale gelir. Tayyip Şecere olarak vasfedilen o ağaç, topraktaki kökleriyle sabitlenmiş o ağaç yaşayabilmek ve meyvelerini vermek için nasıl o topraktan besleniyordu, işte Tayyib Kelime’yi tercih etmiş, ona göre hayat tarzı oluşturmuş olan kul da bir idraktan beslenir. Onun hayat tarzının en önemli yanı budur: “BEN” deyişini Allah’ın “BEN” deyişiyle birlemiş olarak yaşamak! Böyle yaşarken de orada, o idrakta, o yaşantıda köklenerek sabitlenir…
“BEN” deyişini Allah’ın “BEN” deyişiyle birlemiş olarak yaşayan bir nefsin öğreteni, öğretmeni Rabbi olur. Onun artık öğreteni, öğretmeni Rabbi’dir. Yani: Böyle bir hayat tarzı için o nefs artık Rabbinden beslenmektedir… Şimdi bir düşünün; Rabbinden beslenen böyle bir nefsin hali nerelere gider… Gider…
İşte, Tayyib Kelime ile temizlenen ve “tayyip şecere” haline gelen bu nefsin tanımladığımız bu hayat tarzı, Allah misalindeki sağlıklı ağaç gibi her daim meyvelerini Biiznillah verir. Yani bu nefs, oluşturduğu bu hayat tarzının “sevap” adı altındaki meyvelerini dünyada ama özellikle de ahirette kesintisiz ve katlanmış olarak Biiznillah alır…
Tayyib Kelime’yi tercih eden nefs bu tercihiyle ne yaptı? Önce bir reddediş yaşadı: “DuniHi algı ve zannları”nı reddetti. “Müstakilen varım ve muhtarım” iddiasını reddetti. “İlahlık hissiyatı”nı reddetti. “Kendi adı namına BEN deme”yi reddetti. Bunları reddetti, “Billahi anlamda iman”ı tercih etti. Yetmedi, “bu imana uygun hayat tarzı”nı tercih etti. Yani bu nefs “Eslemtü vechiye lillahi” ve “Eslemtü li Rabbil Alemiyn” demeyi ve böyle de yaşamayı tercih etti. Dolayısıyla, Allah adına “BEN” dedi.
Bütün bu retleri ve saydıklarımızı bu nefs Muhtariyeti Tercih Gücü yetkisini kullanarak yani sorumluluğu Biiznillah kendisine ait olarak ve bütün bu tercihlerinin şahidi olarak Biiznillah özgürce yaptı. İşte bu durumdaki nefs için ayetteki Allah misali bakın ne diyor. Bütün bu tercihleri yapan nefs için Allah, “Ben bu kulu dünya hayatında da ahirette de Kavl-i Sabit ile sabitlerim; yani Kendime sabitlerim” buyuruyor. Tayyip Kelime’nin temizliği ile temizlenen ve tayyip şecere hayat tarzını yaşar hali gelmiş bu nefse böyle bir müjde, böyle vaadi var: Ben bu kulu dünya hayatında da ahirette de Kavl-i Sabit ile Kendime sabitlerim…
Ayetlerden biliyoruz ki Allah “İnnALLAHE la yuhliful miad”dir; Vaadinden Caymayan’dır.
Anlıyoruz ki: Muhtariyeti Tercih Gücü yetkisini Biiznillah kullanıp Hakk yolun gereklerini tercih eden kulu şimdi de Allah tercih etti. Kul ona emanet edilen Muhtariyeti Tercih Gücü yetkisi ile Hakk yolu ve gereklerini tercih etti; Allah da onu tercih etti… Ayetteki Allah misali diyor ki; Allah dilediğini yapandır. O dilediğini yapar.
Tayyip Şecere olarak tanımlanan hayat tarzı için, bu hayat tarzına ulaşabilmemiz ve orada sabitlenebilmemiz için Rasulullah (SAV) Efendimiz biz inananlara bir dua öğretir:
“Ya mukallibel kulûb sebbit kalbiy ala diynik.”
Rabbimiz “onu Ben kendime sabitlerim” dedi ya, Efendimiz (SAV) işte bu sabitlenme için bize bu duayı öğretiyor: “Ya mukallibel kulûb, sebbit kalbiy ala diynik: Ey kalpleri çeviren, kalplerin sahibi ve yöneticisi olan Allahım, kalbimi Diyn’in üzerine, Kelime-i Tevhid’e dayalı hayat tarzı üzerine sabitle (âmin). ”
Böylece, Tayyib Kelime temizleyici vasfıyla kalbi üzerini kaplayan zannlardan temizler ve bu kalp Şuara-89 ve Saffat-84 ayetlerinde bahsedilen Kalb-i Selim’lerden olur…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi