EDEP YA HU – EY KULLAR! HADDİNİZİ  BİLİN VE TESLİM OLUN

EDEP YA HU – EY KULLAR! HADDİNİZİ BİLİN VE TESLİM OLUN

Zümer Suresi 7. ayetten anlıyoruz ki Allah (kendilerini duniHİ algı ve zanlarıyla müstakilen var ve muhtar zannederek yaşayan) duniHi ilahların ilahlık hissiyatlarından ve bu algı ve zanlarına dayalı edepsizliklerinden razı değildir. Bu sebeple Rabbimiz Nahl-74 ile insanları ama öncelikle inananları uyarır: “Allah’a misaller vermeyin (benzerler uydurmayın). Muhakkak ki Allah bilir ve siz bilemezsiniz.” Yani: Allah’ın ilahlığını, “Müstakilen VAR ve Muhtar” oluşunu taklit etmeyin, Allah’a O’nun ilahlığıyla kıyaslanacak benzer ilahlar misallendirmeyin. Allah “Müstakilen VAR ve Muhtar”dır, sizler “müstakilen var ve muhtar” değilsiniz! Bize böyle denilmektedir. Bu uyarıyı en az böyle anlamamız gerektiğini yine ayetlerden öğreniyoruz. Bunu delillendiren bir ayet Nahl Suresi 60’tır. Nahl Suresi 60. Ayete özellikle, özellikle çok dikkat edelim; Kur’an’ın her ayeti gibi Nahl-60 da çok önemli bir ayettir ama gizlenmiş, örtülmüş, fark edilmemiştir; normal konuşma diliyle söyleyeyim es geçilmiş ayetlerdendir…
Nahl Suresi 60: “Kötü misal (sıfat) ahirete iman etmeyenler içindir. En yüce misaller (sıfatlar) ise Allah’a aittir, çünkü O, Aziyzül Hakiym’dir.”
Normalde, dünya hayatı yaşantıları içerisindeki alışılmış zihinle bakıldığı için şöyle düşünülüyor: Bunda izah edilecek bir şey yok ki, inkârcılar kınanıyor ve Allah övülüyor. Ayete böyle yaklaşılıyor ve iş bitiyor. Buna kim itiraz eder? Kimse itiraz etmez, Kur’an okuyanlar buna itiraz etmezler ki… İşte böyle düşünülüp ayetin manası geçilebiliyor. Ayetin üstünü örten şey bu! Şimdi, basamaklandırarak onun manasal açılımına gidelim, lütfen dikkatlice takip edelim.
Dikkat ederseniz Nahl-60 ayetinde bir kıyaslama var ve kıyaslamanın da iki tarafı var. Taraflardan birisi ahirete iman etmeyenler! Kur’an’a göre onların bir vasfı, bir ismi de Habis Kelimedir, inkârcı duniHi ilahlardır. Kur’an’ın bu ayetindeki kıyasta iki taraftan, birisi bunlar: Ahirete iman etmeyenler, yani inkârcı duniHi ilahlar. DuniHi ilahların neyle kıyas edildiklerini ayetten şimdi göreceğiz.
Düşünün, bir kıyas yapıldığında kıyastaki taraflardan birisi inkarcı duniHi ilahlarsa diğer taraf kendiliğinden Billahi anlamda iman edenler olur değil mi? Bu tür kıyaslar Kur’an’da çoktur. Kur’an bize böyle misaller verir ve sorar: İkisi eşit olur mu? İnananla inanmayan eşit olur mu? Ashabun nar ile Ashabul Cennet eşit olur mu? Ayetler duniHi ilahlara kıyas yaparken denkleri budur; yani kulla kul kıyaslanır. Lütfen dikkat edin, bu ayette öyle değil! Tarafın birisi inkârcı duniHi ilahken, diğeri Billahi anlamda iman edenler değil! Bu ayette, inkârcı duniHi ilahların kendisiyle kıyaslandığı taraf bizzat Allah’tır. Dikkat edilmesi gereken çok önemli yer burası! Bu ayette kullarla kullar kıyaslanmıyor. Normalde kullarla kulların kıyaslanması gerekirken, burada, inkârcı duniHi ilah olan kullar Allah’la kıyaslanıyor gibi bir görüntü var. Bu kıyasla bize verilen misal, Yaratan ve yaratılmış olanın kıyaslanması değil, lütfen bu noktaya dikkat edelim! Bu ayette Allah ile kullar kıyaslanmıyor! Öyle zannedilip ayet geçilebilir ama buradaki kıyas Allah ile kullar arasında değildir. Ayetteki kıyas “ilahlar arası” bir kıyastır. Bu yönüyle ayet çok önemli bir delildir… Ayette tamamen ilahlar arası bir kıyas vardır, bu kıyaslama yerli yerindedir ve Kur’an’da böyle tek kıyastır. Benzer kıyaslar çoktur ama hepsinde mukayese inananlar ve inanmayanlar arasında yapılır. Bu ayetteki kıyas çok farklıdır ve kullar arası bir kıyas değildir; tamamen ilahlar arası bir kıyastır.
Nahl-60 ayetinde kıyaslanan husus inkârcı duniHi ilahların “müstakilen varım ve muhtarım” iddialarıdır, onların ilahlık hissiyatlarıdır. Evet, onların ilahlık yanlarıyla Allah’ın ilahlık yanı kıyaslanmaktadır. Bu, asıl meselenin “ilahlık hissiyatı” olduğunun delilidir!
Tekrar ediyorum ki hiç bir paylaşımımızda ayet ve hadis dışında, “bana göre” diye bir kelimemiz, cümlemiz, harfimiz yoktur elhamdulillahi Rabbil alemiyn. Zaten bu öyle bir ilim ki her herhangi bir kulun “bana göre” deyip de bir harf üretebileceği bir şey değildir. Ayetlerde geçer ya, “Biz de yazarız” diyenlere “Hadi toplanın, kimlere güveniyorsanız gelin, bir harfini yazın! Yazamazsınız, bilemezsiniz, anlayamazsınız, ulaşamazsınız” denir ya, bu sebeple burada “bana göre” deyip bir harf üretebilecek bir kul mevcut değildir, olamaz, o muhaldir.
Evet, Nahl-60 ayeti, “yalan, iftira, batıl ve yok” hükmündeki ilahlık iddiası ile Allah’ın gerçek ilah oluşunu kıyaslamaktadır. İşte bu sebepten, bu ayet Kur’an’ın insanlara “ilahlık hissiyatından korunun” öğüdünde bulunduğunun, Kur’an’ın asıl işinin, tek mesajının bu olduğunun en önemli delillerindendir. Bu ayet, Habis Kelime’nin “ben bir duniHi ilahım” demek olduğunun da en önemli delillerindendir.
Kur’an inananlara şu öğüdü verir: Bir duniHi ilah olarak, Allah’la yarışarak ve didişerek yaşamayın ve bir duniHi ilah olarak ölmeyin. İnananlar olarak aranızda takva bakımından yarışın ve bir Billahi anlamda iman eden olarak ölün. Bu sebeple, Nahl-60 bize diyor ki: Aslı olmayan, yalan ve batıl olan, yok hükmünde olan, anlaşılabilsin diye verdiğimiz misallerdeki aşağılayıcı benzetmeler, vasıflar Allah’a karşı uydurulmuş ilahlıklara aittir. Oysa Allah’ın vasıfları “Müstakilen VAR ve Muhtar” özelliğiyle gerçek olandır. Çünkü Allah’ın ilahlığı Aziyzül Hakiym’dir. Sizin zanlarınızla uydurduğunuz ilahlıklar Aziyzül Hakiym olamazlar; çünkü size ait bir zandan ibarettirler.
A’raf Suresi 194. seslenir: “Uyduranlar da uydurdukları da Aziyzül Hakiym olan Allah’ın kullarıdır.”
Lütfen bu ayetlerin mesajını düşünün, işin mantığını fark edin!
Mülk-14 işte bu mantık için uyarıyor: “Hiç yaratan yarattıklarını bilmez mi?”
Ve Nahl-74 “Muhakkak ki Allah bilir, siz bilemezsiniz.” der.
Böyle diyerek bizi haddimizi bilmeye çağırır: Ey kullar, haddinizi bilin! Muhakkak ki Allah bilir, siz bilemezsiniz! Öyleyse bilene teslim olun…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi