DOLAR 16,7832 0.34%
EURO 17,4971 -0.28%
ALTIN 974,310,49
BITCOIN 3228470,33%
Afyonkarahisar
20°

AÇIK

13:13

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

ESİNTİLER-1

ABONE OL
8 Aralık 2017 13:50
0

BEĞENDİM

ABONE OL

24 Kasım Öğretmenler Günü haberlerini gazetelerden incelerken, Doğu’da elindeki çalı çırpı ile soba yakan bir genç kızın fotoğrafını gördüm. Genç öğretmen kardeşimiz daha önce soba yakmasını bilmediğini, artık öğrendiğini söylüyordu.
Bu fotoğraf beni çok duygulandırdı. Tam 50 yıl öncesine gittim. Okulun müdürü, öğretmeni ve hizmetlisi olduğum o yıllar gözümün önüne geldi. Her öğrenci sabah okula gelirken odun getirirdi. Öğrenciler sınıfa girerken getirdikleri odunu kapının arkasına bırakırlar. Bazıları güneşik sapını odun diye getirir. Öğrencilerin getirdiği bu odunlar gün boyu yakılır. Öğrenciler derse hazırlanırken sobayı yakmaya çalışırım. Soba önce tüter, pencereleri açarız. Sonra soba tutuşmaya başlar. İkinci derse doğru sınıf biraz nefeslerden, birazda sobadan ısınır. Bu arada getirilen odunlar ve tezekler yetsin diye idareli yakılır. Daha sonra gideceğim okulda sabahçı ve öğlenci olup sınıfı paylaşan öğretmen arkadaşların odun yüzünden tartışmasına da tanık olacaktım. Okulda öğleden sonraki durum daha bir farklı olur. Derse girdiğim zaman pırasa kokusundan burnumuz düşer. Daha sonra o kokuya alışır ve derse başlarım.
Okulun tek öğretmeni olup, okulun müdürü, öğretmeni ve hizmetlisi benim. Birleştirilmiş 5 sınıfta 55 öğrencim vardı. Birinci devre ile ders yaparken 4-5’ler sessiz çalışma yapardı. Bu tür sınıflarda deneyimsiz bir öğretmenim başarı şansı çok azdı. Üstelik inadına da hep 1-2 yıllık öğretmenleri atarlardı bu tür okullara.
O yıllarda öğretmenlerin en büyük sorunu devamsız öğrencilerdi. Köylüler kız çocuklarını okula göndermek istemezler. Öğretmenler okula gelmeyen öğrenciler için 222 sayılı İlköğretim Kanunu gereği devam takip işlemi yapmak zorundaydı. Devam takibin ucu öğrenci velisinin hapis cezasına çarptırılmasına kadar giderdi. Bu konuda öğretmen, veli ve muhtar arasında sert tartışmalar olurdu.
Bu durum kalkınma savaşında, eğitim neferlerinin ne büyük katkılar sağladığına güzel bir örnektir. Bugün okur yazar oranımızın yükselmesi değerli öğretmenlerimizin üstün çalışma ve gayretlerinin ürünüdür.
Bu yazımız 20-30 yıl sonra birilerinin eline geçer de okurlarsa “yahu bu adamlar Yontma Taş Devrinden çıkamamışlar” diye not düşerler.
***
SÖZDE DEĞİL ÖZDE
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde öğretmenlik yapan hemşehrimiz Hasan BAŞDEMİR, Sinada Yayınevi işbirliği ile 3000 adet Nutuk(Söylev) bastırılıp öğrencilere dağıtılmış.
Atatürk’ün bizzat kaleme aldığı İstiklal Harbi ve sonrası yılları anlatan SÖYLEV eğitim ve öğretimde fevkalade önemli bir kaynaktır.
Sinada Yayınevi ve öğretmen Hasan Başdemir kardeşimizi bu yararlı ve önemli hizmetlerinden dolayı kutluyoruz.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.