ESKİ TÜRKİYE- YENİ TÜRKİYE

ESKİ TÜRKİYE- YENİ TÜRKİYE

Bu mukayese 1970’lerde yapıldığında 1923 ile 1970’lerin karşılaştırılması olurdu. Şimdilerde yapılırsa da 1970’lerle 2020’lerin; 2050’lerle de biliyoruz ki yine Eski-Yeni Türkiye edebiyatları yapılacaktır.
“Ülkeyi 70 sente muhtaç etmişler” deyimi merhum Süleyman Demirel’in ifadesidir. O yıllarda ekonominin dışa bağımlılığı çok daha fazlaydı. Petrol-doğalgaz gibi enerji kaynaklarının %90 gibi bir oranı ithalat yoluyla karşılanıyor; milli gelirin çok büyük bir bölümü enerji ithalatına gidiyor, kalanıyla da ilerlemek için gerekli yatırımlar yapılamıyordu. Her ilerleme hamlesi demokrasi elden gidiyor paravanasıyla yorumlanıp muhtıralar ve darbelerle örseleniyordu.
İki kutuplu bir dünyada emperyalizm, Kapitalizm ve kominizm maskeleriyle kendini gizliyordu. Gerçek emperyalizm bu ikisini de idare eden Siyonizm idi ve halâ da dünyayı ablukası altına almış olan, emperyalizmin beyni siyonizmdir.
70’li yıllarda bu gerçekleri haykıran Yeniden Milli Mücadele hareketi ve onun efsane gençlik lideri Aykut Edibali ve arkadaşları olmuştur. Kan, kan, kan, KIBRIS-KUDÜS-TÜRKİSTAN sloganı yeni Türkiye’de de gündemini korumaktadır.
İslam coğrafyasının o zaman kanayan yaraları halen kanamaktadır. Üstelik bu coğrafyalara BOP çerçevesinde Tunus’tan, Libya’dan, Mısır’dan, Irak’tan, Suriye’den yaralar eklenmiştir.
Türkiye’miz yedi düvele karşı kazandığı zaferi, Cumhuriyetle taçlandırmıştır. Diğer Türk ve İslam alemi için daima umut kapısı olmuştur. İşte bunu hazmedemeyen millet düşmanları, ihanetlerini her daim kusmaya yeminli gibidir.
1970’li yıllar Ermeni çetecilerin Türk diplomatlarına yönelik suikastları, 1980’lerden itibaren 40 yıla yakın bir zamandır PKK-PYD-DHKP-C-DEAŞ gibi terör örgütlerini başımıza musallat edenler bizi zayıflatmaya çalışan hainlerdir. Haddi hesabı belirsiz kaynaklarımız bu uğurda harcanmıştır. Binlerce millet evladı şehid edilmiş yine binlerce insanımız, askerimiz gazi olmuştur.
Eski Türkiye’de insanımız milli kültür, anane ve törelerine bugünkünden daha fazla bağlıydı. Maddi imkan ve refah seviyesi bugün eskisine göre artmıştır. Köylerimiz, kasabalarımız ve şehirlerimizin siluetleri değişmiştir. Teknoloji ve iletişimin baş döndürücü gelişmesi, her an yenilenen bilgilerle takibi zor bir hale ulaşmıştır.
522 NOLU ODA’DAN GÖRÜNÜM!
Sözünü ettiğim ODA, İstanbul-Antalya-İzmir-Ankara-Konya-Konya-İzmir yollarının kesiştiği ÖZDİLEK kavşağındaki İkbal Termal Otelin 5. Kattaki bir odasıdır.
Gece gündüz, akşam sabah bu kavşaktan hergün 40-50 Bin araç seyretmektedir. Türkiye’mizde ortalama hergün bir milyona yakın araç seyir halindedir. Şimdi soruyorum bu bir milyon aracın kaç tanesi yerli, kendi markamızdır? Bu milyonlarca aracın milyarlarca litre yakıtı kendi üretimimiz midir?
Dünyada figüran değil, oyun kurucu olacaksak bu soruları iyice irdelemeliyiz. İHA’lar, SİHA’lar, yerli helikopter ve Tank gibi ürünleri artırdıkça yeni Türkiye özlemlerimizle yaklaşacağımız kesindir. Umutla katedilecek hedeflerimiz olmalıdır.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi