EY HIYANETTEN DAHA ZALİM OLAN MERHAMET

EY HIYANETTEN DAHA ZALİM OLAN MERHAMET

Hızlı değişen gündeme ve dahi Ajans haberlerine yetişebilmek açıkçası pek mümkün değil. Dalından düşen yaprak misali rüzgarlara kapılıp savrulurcasına değil de daha emin adımlarla net gözlemlerle yazmak için bir adım geriden geliyorum diyelim. Geride bıraktığımız günlerde Ülkemiz, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine kadar yaygın ve yoğun şekilde meydana gelen zincirleme felaketlerle uğraşmaktadır. Bir tarafımız yanarken diğer tarafımız sel ve heyelanlarla yıkılmaktadır. Olağan dışı bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz ortadadır.

Orman yangınlarıyla kavrulan yüreklerimiz, bu kez de Batı Karadeniz’deki afetlerle sarsılmış, hüzünle sarılmıştır. Bartın, Sinop, Kastamonu ve Samsun’da ortaya çıkan taşkın ve seller oluşan heyelanlarla birlikte önüne ne geldiyse yutmuş, ortalığı savaş alanına çevirmiştir.

Gerek orman yangınlarında, gerekse de sel ve heyelanlar sonucunda vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı, tedavi gören vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum. İnanıyorum ki, felaketlerin yaraları el birliğiyle sarılacaktır.

Tabii bu yaraları sarmaya çalışırken Afetler sonrası milli dayanışma ruhu içinde devlet eli ile organize edilen yardımlaşma ruhuna “devlet iban veriyor” propagandası ile sekte vurmak muhalefet değil sorumsuzluktur.

***
Tarihimiz boyunca ihanet bir yandan merhametimiz bir yandan hep başımıza iş açmıştır. Yanan ormanlarımız yüreğimizi dağlamış, içimizi yakmıştır. Elbet bu acıyla farkında olmadan bir oyuna da alet olunabilmiştir. Yıllar önce bir kan bağışı kampanyası başlatılmış dönemi yakınen yaşayanlar daha iyi bilir sağlık, yardım vs propaganda rüzgarları esmiş. Bir hasta için kan bağışı yapılmalıymış. Öyle bir organizasyon olmuş ki, Abdi İpekçi Spor Salonu açılmış. Kan bağışı yapılacak kişinin adı Oktar Babuna hatırlarsınız, Dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş net bir tavırla karşı çıkmış direnmiş ,haklıymış. Sayın Bakan fakat medya üzerine gitmiş linç yemiş Oktar Babuna, Adnan Oktar örgütlenmesinin kritik elemanlarından biriymiş ve o toplanan kanlar nereye gitti bilinmiyor. Olan yine bize oluyor.

Demem o ki, her yardım diye koşana kollarınızı açmayın.
Her yardım edeceğim diyene güvenmeyin.
Terör örgütlerinin gizli propaganda ayaklarına güvenmeyin.
Bize bizden ve kardeşlerimizden başka dost yok.
Hiçbir halkla problemimiz yok ama o devletlerin yönetimlerine inanmayın. Devletimiz büyük ve güçlüdür. Varlığını her daim hissetmekteyiz.

Haa, bu arada KIRMIZI donun şansına inananlar çıkan orman yangınları esnasında halkın yaptığı duaya GERİCİLİK diyor! Bunu da gördük hatta daha dün Almanya’dan teyp getirenlerin çocukları bugün Polonya’ya İHA satan Türkiye’yi beğenmiyor. Bakınız Dünya’da Türkiye için ne diyorlar;

Somali:
Türkiye gelsin petrolümüzü o çıkarsın.

Nijerya:
Türkiye gelsin altın madenlerimizi onlar işletsin.

Etiyopya:
Türkiye gelsin Etiyopya’ya demir yollarını o yapsın.

Senegal:
Türkiye gelsin elmas madenlerini onlar işletsin.

Gambiya:
Türkiye gelsin yatırım yapsın.

Cezayir:
Türkiye gelsin üs kursun.

Tunus:
Türkiye gelsin üs kursun.

Yemen:
Türkiye gelsin üs kursun.

Lübnan:
Türkiye gelsin yatırım yapsın.

Ürdün:
Türkiye gelsin üs kursun.

Libya:
Türkiye gelsin Libya’yı onlar yönetsin

Suriye:
Türkiye bizim umudumuz. Türk askeri geldi, zulüm bitti.

Azerbaycan:
Haklı davamızda her zaman yanımızda olan Türkiye’ye minnettarız.

Ve daha Bosna-Hersek, Makedonya, Arnavutluk, Kıbrıs…

Bizdeki Muhalefet ise
Yönetim istifa!

Nasıl bir şer ile başbaşayız..?

Ziyanı yok siz kuyumcu olunuz biz demirci olalım
Yeter ki şu vatan için bir çekice sarılıp çalışalım…

Son olarak

Bizi
Biz deki HİÇ’ler tanımasa da…
Bizim gibi…
Bizden olanın çok güzel bir sözü var.
Tabuta konmuş da olsa,
toprağa gömülmediği sürece
Türk tek güvencemizdir …”
(Aliya İzzetbegoviç)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi