DOLAR 16,6135 -0.44%
EURO 17,5439 -0.46%
ALTIN 971,30-0,47
BITCOIN 337828-1,94%
Afyonkarahisar
19°

PARÇALI BULUTLU

13:12

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Habercinin vebali – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
16 Kasım 2011 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 16 Kasım 2011 Çarşamba 02:00:00
  Habercilik vebal işi. Hatta bazı zamanlarda yapılan haberlerdeki vebal, yöneticilerin vebalinden bir adım öteye gidebiliyor. Daha önce de izah etmeye çalışmıştım.
Habercilik, sonuç olarak “dedikodu” mesleği. Birilerinin dedikleri/demedikleri ile birilerinin yaptıkları/yapmadıkları dışında haber içeriği yok. Üslup farklı olur, öyküsel yazılır, röportaj yapılır, genel habercilik ilkeleri kullanılır, sadece fotoğraf çekilerek durum gösterilir. Fakat hepsinin çıktığı yol “dedikodu”dur.
Hız ve koşuşturma habercilik mesleğinin gereklerinden. Bunun yanında elbette dünyaya bakış, olayları değerlendirmedeki bilinç düzeyi ve bilinçaltı, haberlerin yazımında etken.
Bu etken, sadece haber yazımını değil, neyin haber olacağına/hangi konunun köşe yazısında aktarılacağına dair karar verme sürecini de yönlendirir. Daha da ileri gitmek gerekirse, haberci ve habercinin bağlı bulunduğu kurum bir haberi seçtikten sonra, o haberin ses getirmesini istiyorsa, dizgisini de ona göre yapar. Haberi birinci sayfadan görmek de, 8’nci sayfada görmek de basın kadrosunun elinde.
Tabii vebal, bütün bu aşamalarda kendini gösterir. Haberin konusunu seçtiniz, haberi hazırlarken içeriğindeki vurguyu kendinize göre tasarladınız, fotoğrafları kafanızdaki kurguya göre çektiniz, dizgiciye de haberin nasıl işlendiğini, haberin ne ile ilgili olduğunu söylediniz.
Dizgiciniz de en güzel şekilde tasarladı haberin kullanılacağı sayfayı. Haberinizde birtakım kişilerin ve kurumların hakkını yemiş olabilirsiniz. Hak arama mücadelesindeyken hak yemek veballerin büyüklerinden olsa gerek.
Ne yapacaksınız? Eğer bir kurumla ilgili yazdıysanız, o kurumun bütün mensuplarıyla helalleşmenin imkânı yok. O kurum adına bir açıklama da gelmezse, hesap Mahşer’e kalır. O kurumdan bir açıklama gelirse, vebalin farkındaysanız açıklamaya pek de dokunmadan yazarsınız. Tabii bu durum, zor gelir her nefse. Ama hak mücadelesindeki bir habercinin, hakkının yendiğine inanan ve cevap hakkı kullanan kesimlerin de beyanatlarını “görmesi” gerekir. Görüp de sayfalarına taşıması gerekir.
Yok vebalden bihaber bir haberciyseniz, ilgili beyanatta mutlaka bir “açık” bulursunuz. Bezdirene kadar yayın yaparsınız. Bu, sizin popülerliğinizi artırdığı gibi, vebalinizi de artırabilir. Burada yine bakış açısı, dünya görüşü, yaklaşım girer devreye.
Vebale küçük bir örnek vereyim: Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 3’üncü İl Gençlik Kolları Kongresi’nde herhangi bir sandık göremediğimi, göstermelik de olsa bir seçim yapılması lüzumunu yazmıştım. Parti’den resmi bir açıklama gelmedi, ancak partiye yakın bazı büyüklerimiz uyardı. Bu yorumun gerçeğin bir kısmı olduğunu söylediler.
Mesele şuymuş:
Basın mensupları Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile yeni yönetim kurulunun fotoğraf çektirmesinden sonra, doğal olarak Bakan Eroğlu’nu takip etmek için salondan ayrıldılar. Basın mensuplarının salondan ayrılmasının ardından 2 sandık kurulmuş. Normal, her zamanki alışageldiğimiz seçim prosedürü yerine getirilmiş. Hatta tek liste olmasına rağmen bazı isimler liste-ye girememiş, listeye giremeyenler de sitem etmiş.
Bir başka vebal örneği de Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası ile ilgili oldu son dönemde. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası, Afyonkarahisar Ticaret Borsası ile ESOB, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerinin kullanıldığı pankartlar hazırlatmışlardı.
Fakat pankartlarda sözlerin kime ait olduğuna ilişkin bir ibare yoktu. İşin Türkçesi, sözlerin Atatürk’ün sözü olduğu yazılmamıştı. Haberi “Atatürk’ün adı yok” diye yaptık. Ertesi gün ATSO’dan bir gönül dostu, “Bizim Atatürk’ü unutmamız söz konusu olabilir mi? Atatürk’ün sözü atasözü olarak kabul edilmiştir artık. Biz Atatürk’ü özümsemiş durumdayız” dedi. Onun açıklamalarını da haberleştirerek bu vebalden de kurtulmaya çalıştık.
Bu arada vebal, sadece bir kurum ya da kişi hakkında yapılan “olumsuz” haberlerle ilgili kalamaz. Yapılan olumlu ve bazen abartılı haberler de vebale neden olabilir. “Şu bina 10 şiddetinde depreme dayanıklı” cümlesinin hiçbir sorgu süzgecine tabi tutulmadan haberleştirilmesi, bir vebaldir. Bir deprem sırasında istenmeyen bir durumla karşılaşılırsa, “Dayanıklı bina” denilen yer, Van’daki Bayram Oteli gibi yıkılırsa vebal, sadece bu açıklamayı yapanların değil, bu beyanatı olduğu gibi sütunlarına taşıyan bizlerin de olacaktır.

Mesele, haber yazmak değil.
Mesele doğrunun ve hakkın peşinde olmak.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.