HALK İÇİN KENTSEL DÖNÜŞÜM

HALK İÇİN KENTSEL DÖNÜŞÜM

Mısri ve Mecidiye Mahalleleri yakın bir zamanda eski âtıl, ahşap, yıkık, dökük halinden kurtulup yepyeni bir görünüme kavuşacak. Yolları, evleri, parkları hatta insanları bile değişecek. Yani günümüz koşullarına uygun hale getirilecek. Altı üstü hepten elden geçirilecek.
Bu hususta, iktidar vatandaşın can ve mal güvenliğini düşünüyor. Çünkü en ufak bir sarsıntıda çok değil dört beş şiddetinde bir deprem bile buraları yerle bir edebilir. Böyle bir durumda binlerce insanımız canından malından olabilir. Bu duruma düşmeden kentsel dönüşüm adı altında iktidar tedbir almaya çalışıyor.
Amaç halkın can güvenliğini sağlayıp, biraz da yaşam şartlarını yani refahını en üst seviyeye çıkarmak. Devlet çok kısıtlı imkanlarını zorlayarak, ev sahiplerini de mağdur etmemenin gayreti içinde görünüyor! Bilhassa kapsam alanı içindeki ilgili kişiler, mal sahipleri bunu çok iyi anlaması, bilmesi lazım.
Yoksa kentsel dönüşüm amacına ulaşamadan belki de sonlandırılabilir! Sırada bekleyen birçok yer var. Eğer kışkırtıcıların ya da siyasi fırsatçıların tuzağına düşülürse ve onlarla birlikte hareket edilirse, bu uygulamaya ara verilip, sırada bekleyen başka bir yere kayma yapabilir!
Bu işlerin gidişatı, kentsel dönüşümün hayırlı ve başarıya ulaşabilmesi için arsa ve ev sahipleri sadece devleti muhatap almalı! Bir sıkıntı problem oluşması durumda ise Belediye Başkanı Mehmet Zeybek mutlaka devreye girmeli. Her iki tarafa sözü geçebilecek, uzlaşmayı sağlayabilecek tek kişi sayın belediye başkanımızdır!
Tabi buna sevinen, bunu fırsat olarak gören ve değerinden kat kat fazla kar elde etmeyi düşünen bazı mahalle sakinleri olduğu gibi, bunu fırsat bilip, oy devşirmeye çalışan art niyetli birkaç siyasi parti de çıkabilir!.
Bilhassa bazı muhalefet partileri bu işten çok umutlu! Bunların tek derdi malik sahiplerini; devlete, iktidara karşı kışkırtıp işi iyice içinden çıkılamaz hale getirmek!
Böylece ev sahiplerinin iktidar tarafından mağdur edildiği iddiasıyla; il genelinde gariban halkın hak hukukunu partilerinin koruduğu yönünde propaganda yaparak, siyaseten menfaat sağlamak.
Bu tür art niyetli siyasilere asla fırsat verilmemeli! Hatta kentsel dönüşümle ilgili çıkması muhtemel sorun ve problemlere ne iktidar ne de muhalefet partileri müdahil edilmemeli!
İhtiyaç duyulması halinde Kent Konseyi öncülüğünde bir heyet oluşturulabilir! Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile temasa geçilebilir! Sıkıntı ve problemler bu yolla iletilip. Her iki tarafın kabul edebileceği, ortak noktalar bulunabilir! Bu konuda mal sahiplerine büyük iş düşüyor!
Diğer çok önemli bir konuda, yeri yani arsası az olup ta iyice mağdur olma ihtimali olan sessiz gariban insanlar var. Bunlar dönüşümden çok rahatsız olacaklarını, aynı zamanda zarar göreceklerini, evsiz barksız kalacağını düşünenlerin sayısı yarıdan fazla gibi görünüyor!
Bu kesim çok hassas ve bu durumdan dolayı çok fazla perişan olacaklarını düşünüyorlar!
Bunların geliri, parası hiç yok! Daha sonra taksit taksit ödemeye umutları da yok!
Borçsuz dertsiz ufak ta olsa bir daire sahibi olmayı çok istiyorlar!
İsterseniz Kentsel dönüşüme bu şekilde olumsuz bakanların korkuları, çekintileri nelerdir? Onları can kulağıyla biraz daha fazla dinleyelim!
Bilhassa Mısri mahalle sakinlerinden birkaç kişi ile görüştüğümüzde; Bunların genelinde görülen ortak endişe şudur:
-Elli-altmış metrelik bir yerde iki üç aile barınaktayız. Eski çok küçük bir evimiz olmasına rağmen bize yetiyor. Başımızı sokuyoruz. Hiç olmazsa kira derdimiz yok. Hele hele her ay kapımıza dayanacak bir ev sahibi korkumuz hiç yok.
Bu düşünce yapısına sahip olanların hepsi gariban, samimi ve çok fakirler!
Bunlar, bir koyalım on alalım hesabını yapmıyorlar. “Sadece bizim başımızı sokacak kendi evimiz olsun, yeter.” Çoğu bunun derdinde.
Adamlar, korkmakta pek te haksız sayılmazlar! Büyük telaş içinde gece uykuları nerede ise yok. Kafaları çok bozuk, sinirleri iyice gergin durumda! Her söylenileni gerçek sanıyorlar. Çevrede bir sürü dedi-kodu almış başını gidiyor!
Biri geliyor:
-Ev için, otuz kırk bin lira gibi bir para verilecekmiş.
Bir diğeri:
-En kötü daire beşyüz bin liraya sayılacak. Ev parası kırk, elli ne ise düşülecek. Kalan dörtyüz beşyüz bin lira enflasyon şartlarında on yılda geri ödenecekmiş! Bu da her ay dört beş bin lira taksit demektir. Bizim bu mahallede hiçbir kimse bu parayı ödeyemez. Verilen daireler parası ödenemeyince geri alınır!
Böyle bir sürü söylenti var. Belki bize biraz tuhaf gibi geliyor. Böyle şey asla olamaz. Devlet yani TOKİ şimdiye kadar kimi kapı dışarı etmiş?
Ancak, o gariban insanların yerine biraz da kendini koymak lazım. Bu işe onların mantığıyla, gözüyle bakmak lazım. İşte O zaman vatandaşın derdi, tasası daha iyi anlaşılmış olur.
O zaman bu gariban insanları evsiz barksız koymamak gerekir. Büyük bir ev olacakmış, küçük bir ev olsun. İki artı bir ya da bir art bir gibi bir şey olsun. Yeter ki doğduğu, büyüdüğü bu yerlerde başını sokacak küçük, minnacıkta olsa bir evi bir dairesi mutlaka olsun!
Gerekirse bu iş birkaç ay daha ertelensin! İstek ve temenniler tek tek alınsın. Not edilsin! Tekrar mahalle sakinlerinin ahvali durumuna göre plan ve projeler yapılsın. Yeter ki insanımızın razı olabileceği güzel şeyler yapılsın!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi