Hepsi üst üste geldi – Kocatepe Gazetesi

Hepsi üst üste geldi – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy 13 Nisan 2010 Salı 03:00:00
  Son zamanlarda biraz hayal kırıklığı yaşadık. Bu durumu açıkça ifade etsek de etmesek de biliyorum, her birimizin ve her birimimizin gönlü biraz buruk.
Eh, haksız sayılmayız.
Benim hatırladığım ve “buruk”luğa neden olan belli başlı konular şöyle:
-Otoyol
-Hızlı tren
-Havaalanı
-Mermer
-Askeri Tabur
-Milletvekili sayısı
-Kalkınma Ajansı
Bu diziliş, tarih sırasına göre değil elbette. Aklıma geldiği gibi yazıyorum. Bu buruklukların ve hayal kırıklıklarını ayrı ayrı irdeleyelim:
OTOYOL
Bir gün bir baktık. Ankara-İzmir arasında bir otoyol yapılacakmış. Mış…Ama o “-mış” ekininin içinde Afyonkarahisar yokmuş. Bununla birlikte, Afyonkarahisar’a gelen ilgili bakanlar, otoyol projesinin Afyonkarahisar’ı da kapsayacağını söylediler. Görünen projede otoyol, Afyonkarahisar’ı “teğet” geçiyordu oysa. Sonra il içinde bu konu tartışıldı. Ne olsun, ne bitsin diye. Sonra otoyolun geçmesi gerektiği, ama öncelikle çifte yolların (ecnebi aksanı-yla duble yolların) tamamlanması lüzumu üzerinde birleşildi. Ankara-İzmir otoyolunun yanı sıra İstanbul-Antalya yolunun da iyileştirilmesi gündemde. Ancak net bir tarih yok. Bu durumda, otoyol konusu, şimdilik rafa kalkmış görünüyor.
HIZLI TREN
Hızlı tren konusu da otoyol gibiydi. Yine Ankara-İzmir arasında yapılması planlanan hızlı tren hattında Afyonkarahisar’ın “unutulduğu” iddiası ortaya atıldı. Ardından, aksi yönde açıklamalar yapıldı. Hatta hızlı trenin Afyonkarahisar’dan geçeceği, durak yerinin bile belirlendiği duyuruldu. Yine bir gariplik vardı. Zira Ankara’daki yetkililer, hızlı tren konusundaki öncelikleri şöyle sıralıyorlardı:
Eskişehir-İstanbul, Ankara-Konya, Sivas-Ankara…
Ankara-İzmir? O projesi sona kalmıştı ya da açıklamalardaki buluttan nem kapıyorduk. Eğer gerçekten o proje sona kaldıysa, Afyonkarahisar’dan hızlı trenin geçmesi 2018 yılına denk düşecekti, iyimser bir tahminle. Yine de geçenlerde Ulaştırma Bakanlığı’nın yayınladığı hızlı tren projesine ilişkin harita, bir nebze olsun içimizi rahatlattı.
HAVAALANI
Gündemdeki madde. Zafer Havaalanı ihalesinin iptal edilmesinden sonra umutsuzluk hâkim oldu bir kısmımıza. Bir kısmımız ise Askeri Havaalanı’nın açılması yönünde görüş belirtti. Gerçek olan şu ki yaklaşık 3 yıldır önümüzde olan ve her defasında “Bu Ekim ayında”, “Bu Kasım ayında”, “Bu Aralık ayında” diye diye ertelenen bir ihaleyle karşı karşıyayız. Şartnamenin iyileştirilmemesi durumunda ise Havaalanı’nda “Zafer” kazanamayacağız. Benim gördüğümü herkes görüyordur, evet… Bildiklerimden fazlasını bilenler de vardır tabii ki. Ama susmasınlar o zaman, en azından bu sefer.
MERMER
Uydukent’e inşa edilen Devlet Hastanesi’nde Çin Graniti kullanılması ile alevlendi tartışma. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın talimatı olmasına rağmen kamu binasında yerli malı taş kullanılmamıştı ve mermer sektörü bu nedenle ayağa kalkmıştı. Toplantılar, söyleşiler, açıklamalar birbirini izledi. O konuda da ara çözüm bulundu: Bir dahaki sefere olmasın. Bunun bir teminatı var mı? Kaldı ki Afyonkarahisar’daki kamu binalarını şöyle bir incelesek, çoğunda mermer yerine granit kullanıldığını tespit ederiz. Kimi suçlayacağız? Graniti kullananları mı, granitin kullanılmasını zamanında sorgulamayanları mı?
ASKERİ TABUR
Emirdağ’daki Acemi Birliği taşındı. Aradan aylar geçti. Yani bu gündem maddesi “sıcak” değil. Yine de Emirdağ esnafının bu gidişten dolayı sıkıntı çektiğini biliyoruz. O sıkıntıyı da tekrar hatırlatmak, gazetecilik görevi. Askeri Tabur’un yerine Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin bir yüksekokul açması bekleniyor. Olumlu bir gelişme. Yüksekokul’un yapılması hâlinde esnaf, eski günlerine dönebilir. Buradaki kilit kavram: Hız… Zaman kaybedilmemeli.
MİLLETVEKİLİ SAYISI
Afyonkarahisarlıları hayal kırıklığına uğratan bir diğer gelişme de milletvekili sayısı oldu. 7 olan milletvekili sayısı, nüfus oranları dikkate alındıktan sonra yapılan değerlendirmede 6’ya düştü. Böylece, milletvekili olmayı isteyenlerin de hayalleri suya düşmüş oldu. Sayıda eksilme, azalma olabilir, bunlar doğal süreçler. Ancak her şey üst üste gelince ister istemez bir bit yeniği arar oluyor insan.
KALKINMA AJANSI
Kalkınma Ajansı’nda bana katılmayanlar olacakt��r. Kuzey Ege Kalkınma Ajansı, 2009 yılının Ağustos ayında kurulduğunda Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak ve Manisa’nın bu Ajans’ın yatırımlarından ortaklaşa yararlanacağını düşünmüştüm. Henüz yatırım yapılmadı, bütçe ayrıldı. Yatırımlara ilişkin umudumu hâlâ koruyorum.
Ama bir nokta var ki yine “Acaba” dedirtiyor:
Ajansı’ın ilk Yönetim Kurulu Başkanı, Kütahya’dan. Ajans’ın Genel Sekreteri, Dumlupınar Üniversitesi’nden. Ajans’ın yönetim binası Kütahya’da. Son olarak Ajans’ın logosu da Kütahyalı bir ekibin hazırladığı logo oldu.
Fesatlık bu ya, kendi kendime “Kuzey Ege Kalkınma Ajansı değil de Kütahya Kalkınma Ajansı mı?” diye sormadan edemiyorum.
HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADIM, DÖNECEĞİM
Dükkan kapılarına asılan iletişim notları gibi bu ara başlık. İl olarak yaşadığımız süreci anlatıyor diyebiliriz. Bir umut arıyor insan, iktisadi olarak da toplumsal olarak da. Işığa hasret kalmış bir tüneldeyiz sanki. Işığa ulaşacağımızı biliyoruz da vuslatın vaktini tahmin edemiyoruz. Pek yakında, bu sinemada desek yeridir. Zaten ışığı gördüğümüzde Ege’nin yıldızı olmak hedefi doğrultusunda ilerleyeceğimizi biliyorum.
İÇİMİZ KARARMASIN
Tabii sırf umutsuzlukla bir yere varılamayacağı aşikâr. Sıralayınca insanın içi kararıyor. Lâkin güzel şeyler de oluyor. Örneğin yeni Devlet Hastanesi’nin yapımı güzel bir kazanım. Nereye yapılacağına karar verilince, kısa sürede yükseldi. Tamamlandığı takdirde sağlıklı günler bizi bekleyecek. Granit, mranit… Bu seferlik hoş göreceğiz.
Çifte yolların (duble yol) yapımındaki ilerleme de ulaşım alanındaki bir sorunu çözeceğe benziyor.
Akarçay Projesi tamamlandığında kentin, gezme ve dinlenme sahasına kavuşacağının, böylece vatandaşların “nefes” alabileceğinin farkındayım.
Kent Ormanı, Tabiat Parkı da kente gelen misafirleri yeşillikle karşılayacak.
İkinci Dumlupınar Caddesi’nin trafiğe kapatılması düşüncesi, aklımda Eskişehir’deki Adalar fotoğrafının canlanmasına vesile oluyor. Hatta Akarçay gibi bir proje, İkinci Dumlupınar Caddesi için de düşünülebilir. Oradaki tek sorun, Cadde sakinlerinin “genç gürültüsü”ne karşı tepki verme ihtimali. Bu konuda da gerekli önlemler alınabilir, gençlerin de Cadde sakinlerinin de mutlu olabileceği bir orta yol bulunabilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi