DOLAR 16,6110 -0.46%
EURO 17,5434 -0.4%
ALTIN 972,61-0,34
BITCOIN 338097-2,16%
Afyonkarahisar
19°

PARÇALI BULUTLU

13:12

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

HER ANTRENÖRÜN AYRI BİR SİSTEMİ Mİ VAR?

ABONE OL
20 Kasım 2019 13:46
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu futbol sezonunun başından itibaren gazetelerde, TV’lerde, Abdullah Avcı, Ersun Yanal, Fatih Terim gibi tanınmış hocaların kendilerine mahsus oyun sistemleri varmış gibi haber tartışma ve yorumlara rastlıyoruz. Spor daha doğrusu futbol tartışma programlarında katılımcılar tartışırken TV ekranının altında “Avcı sistemini oturttu mu?” yazıyor… Başka bir programda, “Yanal yeni sisteminde ısrarcı” deniliyor. Gazetelerde, “Geriden oyun kurma sistemi”, “Terim, antrenmanda topa sahip olma sistemi çalıştırdı” gibi veya buna benzer yazılar çıkıyor… Sanki her antrenörün kendine özgü bir oyun sistemi varmış gibi..
Dünyada en çok oynanan ve en çok izleyicisi olan bir spor dalıdır futbol… Ve futbolcular da sportif performanslarını artırabilmek, başarılı olabilmek için yüksek düzeyde teknik- taktik- kondisyon-mental kapasitelere ihtiyaç duyarlar… Oyun sistemi yani takımın sahaya dizilişi de bu kapasitelerin ayrılmaz bir bileşenidir… Sahanın enine ve boyuna bölümleri, bu bölümlerde kaç savunma, kaç orta saha, kaç hücum oyuncunun bulunacağı ve bunların pozisyonları, bireysel-gurup ve takım taktik görevleri yani nasıl oynayacakları daha önceden belirlenmiştir… Oyuncular bu perspektif dahilinde sahaya dizilirler – yerleşirler… Çünkü “sistem”, maçın sonucunu ve maç sürecinde (süresinde değil) oyuncuların bireysel ve tüm takımın performansını etkiler..
Futbolun ilk kırk elli yıl sonrası ortaya çıkan WM sistemi uzun yıllar yaşamını sürdürdü.. 1960’tan sonra 4-3-3, daha sonra da 4-4-2, 3-5-2 gibi sistemler ve bunların varyasyonları, 2000’li yılların başlarına kadar uygulandılar; 4-4-2 ve özellikle 4-3-3 sistemi çağdaş futbol ilkeleri ışığında yeni yorum ve anlayışlarla gelişip hâla uygulanan sistemler… 4-2-3-1 sistemi de son yıllar da en çok uygulanan ve revaçta olan bir sistem…
Bir futbol takımının her maçta uygulayabileceği optimal bir sistem yoktur. Bu sistemlerin /4-1-3 -2/ 4-3-2-1 /4-5-1 gibi varyasyonları antrenörlerin ellerindeki kadrolara, mevcut futbolcuların yetenek ve niteliklerine, takımın hedef ve stratejilerine, oynadıkları ligin ve rakiplerin özelliklerine göre tercih edilebiliyor…
Takımlarını farklı formasyonlarda oynayabilecek şekilde hazırlayan antrenörlerin başarılı oldukları görülmektedir.. Yıllar önce katıldığım bir kursta Grosser adlı Alman kurs hocası sistemlerin önceleri gol yememek üzere kurgulandığını sonraları da bunların gol atmak üzere geliştirildiğini söylemişti.. Benim şimdiye kadar bildiğim yirmiye yakın varyasyon var.. Hepsi de birbirinden üstün… Avantajları da var dezavantajları da bu formasyonların..
Her antrenörün oyun kendi sistemi olamaz, futbolun oyun yapısı ve oyun süreci içindeki binlerce pozisyon hareket ve davranış buna imkân vermez zaten; ancak elinde antrenör diploması olan her antrenör futbolun değişmeyen “savunma ve hücum prensipleri”ni bilir; bu prensipler ışığında takımını maçlara hazırlar.. Sistemler de taktikler de bu prensipler dahilinde yansıtılır futbol sahasına …
Günümüz modern futbolu artık eskiye göre daha hızlı oynanıyor.topun oyunda kaldığı süre uzadı.. Oyuncular daha teknik, daha hızlı, daha çabuk ve daha güçlü ve mental olarak da daha dayanıklı.. Bu evrim ve gelişme elbette ki kolay olmadı… Bu münasebetle futbolun bugününü hazırlayan, bu yazının ve konunun çağrıştırdığı ve hayranlık duyduğum futbol adamlarını anmak isterim… Başta yerli hocalarımız Gündüz Kılıç, Yılmaz Yücetürk, Gegiç, Metin Türel (bunlar rahmetli oldular), Nur Mustafa Gülen hocalar olmak futbol tarihine geçen yaratıcı ve karizmatik antrenörler mevcut sistemlere yeni yorumlar katarak futbolun câzibesini ve kalitesini artırmışlardır. Örneğin teknik direktör kursunda benim de hocam olan 3-5-2‘nin mucidi Sepp Piyontek, total futbolu gündeme oturtan ve ünlü Johan CRUYFF’un hocası, Rinus Michels, futbol sahasını yirmiye bölen Pep Guardiola, futbolun akıl ve felsefe oyunu olduğunu savunan Jose MOURINHO, “Hiç kimse kulüpten büyük değildir” felsefesini işleyen Alex FERGUSON, takımına kazanım odaklı düşüncel aşılayan Walter SMİTH, futbol dünyasında ismi kalite ve istikrar ile özdeşleşen, gençlere, göze hoş gelen ve hücuma dönük futbola ve oyunun saflığına yürekten bağlı ilkeleriyle tanınan Arsena Wenger ve son yılların parlayan yıldızı Jurgen Klopp…
Basit bir oyun değildir futbol; eğer öyle olsaydı kimse dönüp bakmazdı bu sihirli oyuna…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.