DOLAR 17,9378 0.12%
EURO 18,3215 0.3%
ALTIN 1.031,390,84
BITCOIN 4298693,38%
Afyonkarahisar
27°

AZ BULUTLU

04:17

İMSAK'A KALAN SÜRE

HZ. PEYGAMBERİMİZİN ÜMMETİNE ŞEFAATİ

ABONE OL
4 Şubat 2015 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Denildi ki: Günlerden bir gün, Resûlullah (S.A.V.), Hz. Ebûbekir; Ömer, Osman, Ali, Fatıma ve Ayşe (Allah’ın rızası cümlesinin üzerine olsun.) ile oturmakta idiler. Hepsi de resûlullah’ın huzurunda bulunuyorlardı…
Resûlullah (S.A.V.) birden (şiddetle) ağlamaya başladı… Öyle bir ağlayış ki (dayanılmaz.)…
Bunu (gören) Hz. Ebubekir şöyle dedi:
Anam, babam sana feda olsun Yâ Resûlallah! Niçin ağlıyorsun?
Resûlallah (S.A.V.) buyurdular ki:
Ümmetimin önünde uzun ve zor bir yol, omuzlarında bir yük, ve bir çok da ma’siyetleri bulunmaktadır. (Ahrette azâba girerlerse) ben nasıl ağlamayayım!
Hz. Ebûbekir bundan duygulanarak:
Yâ Resûllah! Sen gönlünü hoş tut! (Allah bana izin verirse) Kıyamet gününde Ümmetinin âsileri hakkında durum vahimleşirse (günahlarının taşınmasını hafifleştirmek için) Onların günahlarının yarısını yüklenirim.
Resûlallah (S.A.V.), Ebûbekir’i senâ (Tahsin ve taltif ve dua) etti.
Sonra Peygamber (S.A.V.) efendimiz, Hz. Ömer’e teveccüh ederek; Şöyle buyurdu:
Yâ Ömer! Ebû Bekir (R.A.)ın sözlerini işittin.. Günahkar ümmetim hakkında sen ne yapacaksın?
Hz. Ömer şöyle cevap verdi:
Yâ Resûlallah! Ebû Bekir’in yapmayı va’d ettiği (şefaat9 kadarına benim gücüm yetmez. Allah (C.C.) bana izin verirse, ben de ümmetinin günahlarının üçte birini yüklenirim, dedi.
Resûlallah (S.A.V.) Hz. Osman’a dönerek şöyle buyurdu:
Yâ Osman! Benim ümmetim (in günahları) hakkında sen ne yaparsın?
Hz. Osman şöyle cevap verir:
Yâ Resûlallah! Ben Hz. Ömer’in yaptığı kadarını yapamam.. Allah bana izin verirse, ben ümmetinin günahlarının dörtte birini yüklenirim.
Resûlallah (s.a.v.), Hz. Osman’ı senâ (Tahsin ve taltif ve dua) etti.
Sonra, Resûlallah (s.a.v.) Ali’ye ikbal ederek şöyle buyurdu:
Yâ Ali! Ümmetimin günahkârları hakkında sen ne yapacaksın?
Hz. Ali de şöyle cevap verdi:
Allah izin verirse, ben elimden gelen bütün iyiliği yapacağım! Yarın Kıyamet gününde Sırat Köprüsü’nün her iki tarafını tutup âsî ümmetinin Cehenneme girmesine mâni olacağım. Durum şiddetlenirse, onların her birinin yerine ben ateşe gireceğim. Onları Cehenneme sokmayacağım… der.
Resûlallah (s.a.v.), Hz. Ali’yi senâ (Tahsin ve taltif ve dua) eder.
Sonra Hz. Peygamber (s.a.v) efendimiz (zevcesi/eşi) Aişe’ye dönerek, şöyle buyurdu:
Yâ Âişe! Günahkâr ümmetim hakkında sen ne yapacaksın? Sen onların anasısın! Ananın evladına himmeti (merhameti) gerekir.
Hz. Âişe (r.a.):
Hz. Fatıma’nın huzurunda, benim bir şey söylemem gerekmez, dedi.
Hz. Fâtıma (Resûlallah’ın kızı) şöyle cevap verdi:
Sen anasın; evladın anası huzurunda önce konuşması doğru olmaz.
Hz. Âişe şöyle dedi:
Hz. Muhammed Mustafa’nın, hakkında: “Fâtıma benden bir parçadır” diye buyurduğu kızının, huzurunda ben nasıl önce konuşurum?
Hz. Fâtıma (r.a.) şöyle cevap verdi:
Resûlallah (s.a.v.)’in, hakkında: “Şayet beni göremezseniz, dininizin yarısını (veya üçte birini) şu Hümeyrâ (Âişe) den alınız (öğreniniz)” buyurduğu kimsenin huzurunda ben nasıl konuşurum? (o zaman):
Hz. Âişe şöyle dedi:
Allah’a yemin olsun ki senden önce konuşmayacağım!
Bu sefer:
Hz. Fâtıma (r.a.) Resûlallah’a (dönerek) şöyle der:
Ey babacığım! Ümmetinin hesap günü Mizân’ın başında dururum.
Peygamberi zîşan (sav):
Ey babasını ruhu, Ey gözünün bebeği (söyle günahkar ümmetim hakkında) ne yapacaksın (orada) Hz. Fâtıma şöyle cevap verir: (Devamı Yarın)
Allah (C.C.)izin verirse, ve ümmetinin günahları, sevaplarından ağır gelirse; (Evlâdımın mânen önceden bildirilen din yolundaki akıbetlerine göre) (oğlum) Hasan’ın zehir bulaşmış gömleğini çıkarır, sevap kefesine korum. Eğer ağdırmazsa bu sefer oğlum Hüseyin’in kanlı gömleğini ilâve ederim. Yinede tamam olmazsa, başımdan başörtümü çıkarır; saçlarımın örgülerini çözerim; Ümmetinin sevaplarının ağdırılması için başörtümü kefeye koyarım! (Ve ağır gelinceye kadar beklerim.)
Peygamber efendimiz (S.A.V.) onu da sena, (Tahsin, taltif ve dua) etti.

Sonra, Resûlallah (S.A.V.) (zevcesi) Âişe’ye teveccüh ederek şöyle buyurur:
Ey Mü’minlerin anası, ümmetimin âsileri için sen ne yapacaksın?
Hz. Âişe şöyle cevap verir:
– Yâ Resûlallah! O gün (bu kadar şefaatçi varken) bana ihtiyaç olmaz!
Hz. Peygamber şöyle buyurur:
Yâ Humeyrâ! Sana ihtiyaçları olduğu takdirde sen ne yapacaksın?
Hz. Aişe:
Sizlere söylenmesi uygun değildir.
Hz. Peygamber:
Söyle Yâ Hümeyrâ ! Bâri babacığına (Hz. Ebûbekir’e) söyle!
Hz. Âişe:
Söylemem! Deyince; Resûlallah:
Hz. Ömer’e, Hz. Osman’a, Hz. Ali’ye ayrı ayrı söyle! Buyurduğunda; Hz. Âişe:
Hayır söyleyemem! Diye cevap verince :
Humeyrâ! Peki kime söylersin? Dediğinde:
Allah’a söylerim! Dedi ve sonra:
Hz. Âişe kalktı, yürüdü ve bir odaya girdi; başından baş örtüsünü çıkardı. Yüzüne ve saçlarına toprak sürdü, ve Allah’a şöyle yalvardı:
Allah’ım, Rabbim! Beni Mü’minlerin anası kıldın. Kalbime analık şefkat (ve merhamet)ini istedim; sen de (Lutfedip) bunları bana ihsan ettin! Onların muhabbetini kalbime yerleştirdin. Muhakkak her ana yavrusunun Cehenneme (ateşe) girmesine râzı olmaz. Onları (evlâdımı, Ümmeti Muhammedi) benimle beraber Cennet’e gönder. Aksi halde ben de onlarla beraber Cehennem ateşine gireyim! Der….ve Mü’minlere şefkatinden dolayı ağlar…

“Seninle Beraber Onların Hepsini Cennete Koyacağım!”

O esnâda Melekût aleminde şiddetli bir ses işitilir. Cebrail aleyhisselam ulaşır ve Hz. Peygambere şöyle der:
—Yâ Resûlallah! Cenâbı Allah sana selam ediyor. Ve diyor ki:
– (Yâ Muhammed!) Âişe’ye (benim sözümü) söyle! “Sen Resûlümüzün zevcesisin! Biz seni Cehenneme nasıl göndeririz. Seni ateşe atmak caiz değildir, evladı anasından ayırmakta caiz olmaz. Yâ Âişe kalbin müsterih olsun! Yarın kıyamet gününde evladının hepsini sana (bağışlayacağız) ulaştıracağız!… Seni onlarla beraber Cennet’e göndereceğiz. Onları melik koltuğuna oturtacağız. Meliklik tacını başlarına giydireceğiz. Ve onlara:
Ve segâhüm rabbühüm şerâben Tahûrâ( n ) .” (76/İnsan-21.)” Rableri onlara, tertemiz içecek içirir” ayetinde bildirildiği gibi; tertemiz içecekler içireceğiz.”
Ey âlemlerin Rabbi !
Hak Resullerinin Seyidi, Habibin Hazreti Muhammed hürmetine, cümlemizi bunlardan rızıklandır! Âmin.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.