Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Elif Çaylıoğlu

İnsanın İdrak Yolculuğunda Hac (2)

Ahirete (hep bir sonraki yaşanabilir hayat ortamına) doğru olan yolculuğumuz sürecindeki idrak değişimi ve gelişimimizin Hak üzere olması ve hak üzere kazanılmış bir değişimle dünyadan ayrılabilmemiz için çok özel, çok önemli bir menasik olan Hac farizası elhamdülillah bu yıl da tamamlandı.
“Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke la şerike leke lebbeyk. İnnel hamde ve ni’mete leke vel mülk. La şerike lek: Buyur Allah’ım buyur, gel dedin koşup geldim, buyur. Senin ortağın yok. Kesinlikle Hamd ve nimet sana aittir, mülk de.” diyerek şirkin gizli her türlüsünü ret ve terk edeceğimizi deklare ederek başladığımız hac yolculuğunda, “Lebbeyk” zikrinin bizde açması gereken manayı hatırlayalım: Allahım müstakilen VAR ve Muhtar olan yani gerçek VAR ancak SENSİN. Başka müstakilen var ve muhtar iddiaları YOK hükmündedir, çünkü yalandır, iftiradır, batıldır! Bunun idrakindeyim. Var Görünen şu halimi sana eş koşmadan geldim, kabul buyur Allahım. “Lebbeyk” zikrullahı bu idraktır. Bu sebeple Hac, birincil şirki en azından reddetmiş olmayı gerektirir.
Hac ibadetini de diğer ibadetler gibi ancak Rabbimiz Allah’ın razılığı için yapılır. Salat ikamesine başlarken söylediğimiz ama hayatımızın her kıpırdayışında da kastımız olan cümle aynıdır: “İnni veccehtü vechiye lilleziy fataras semavati vel arda haniyfn ve ma ene minel müşrikin. İnne salatiy ve nüsükiy ve mahyaye ve mematiy lillahi rabbil alemiyn. La şeriyke lehu ve bi zalike ümirtü ve ene evvelül müslimin.” Kısaca diyoruz ki Allah’ım hanif olarak sana yönelişimi kabul ediver, benim salatım da, kurbanım ve tüm ibadetlerim de hayatım ve ölümüm de tam bir teslimiyetle bir hanif olarak şirksiz olsun, çünkü senin dışın ve sınırın yok ki bir başka varlık olsun.
Mebrur yani makbul bir Hac, Billahi imanlı bir kul olarak hac niyetiyle Allah’ın programladığı gün ve saatlerde (Zilhicce ayının 9. Günü) Arafat’ta olmakla mümkün olabiliyor. Bunlar yanı sıra, ihramlı olmak, Arafat öncesinde ziyaret tavafı yapmış olmak getirilmesi gereken şartlar olarak bilinmektedir.
Her ibadette olduğu gibi Hac farizasında da sadece fiziksel, mekânsal ve zamansal şartları sağlamak önemli olmazsa olmadır ama yeter şart değildir. Mütekebbir olmamak yani billahi imanlı olmak, bir işi bu imanla yapmak ve bu imanla yaşıyor olmak gerekiyor. Zekât verirken büyüklük taslamak, namaz kılarken gösteriş yapmak, Hacca giderken etrafın “artık hacı olmalısın” onayını almak içinse şartlara tamı tamına uymak ne ifade eder acaba? Velhasıl her ne yapıyorsak yapalım “Allah’ım razılığın için” idrakı ve hali olan hanif idrakla yani şirksiz idrakla yapmıyorsak Allah indinde bir değeri olabilir mi? Şu ne kadar zor bir durumdur, muhafaza buyuru Allahım. Kılınan namazlar, oruçlar, yapılan hayırlar, gidilen haclar, doğru idrak, doğru kast, hak niyet olmadığı için mizanınıza destek verememiş. Bu durum bizi çok tedirgin etmeli ve her bir ibadette olduğu gibi hac ibadetinde ve hayatımızın tüm anları ve detaylarında “haniyfen müslimen” olarak yönelmeyi standardımız haline getirmeliyiz, bunun lütfedilmesi için Allah’ımıza yalvar yakar bir sığınışta olmalıyız.
Hanif olmak; Allah’a eş koşmayan idrakla yaşamaktır. Yani “La ilahe illallah” ı yaşamaktır. Allah’tan başka bir şey yok gerçeğine uygun yaşamaktır. Var görünenleri gerçekten var sanmadan yaşamaktır, kendimizi ve onları ilah/tanrı edinmeden yaşantıdır. İlah Allah’tır, diğerleri sözde ilahlar olduğu için onların adı tanrıdır, tanrılardır. Tanrı edinilmeyen hayat tarzı, özellikle ve öncelikle kişinin kendisini tanrı/ilah edinmediği, ilahlık hissiyatını ret ve terk ettiği hayat tarzıdır bizim 7/24 hedefimizdir. Yönelişimizi yani imanımızı bu idrakle yapmamız gerekiyor: İşte hacca da böyle gitmiş ve böyle dönmüş olmamız gerekiyor: Allahım müstakilen VAR ve Muhtar olan (gerçek VAR) SENSİN! Başka müstakilen var ve muhtar iddiaları YOK hükmündedir! Bunun idrakindeyim. Var Görünen şu halimi sana eş koşmadan geldim, Arafat’tab ancak bu idrakla ineceğim, lütfen bu halimi geri dönüşsüz olarak kabul buyur Allahım.
Hac tamamen bir idrak yolculuğu süreci olduğundan, Rabbimiz Allah’a eş koşan idrak ve halle olmaz; haccın fiziksel farzlarını yerine getirmemizin Rabbimiz indinde bir hükmü yoktur. Allahım, sen çağırdın ben de geldim, senin istediğin idrakla, o idraka ve o idrakın kesintisiz yaşantısına talip olarak geldim diyebilmemiz için, bizi Allah hakikatinden ayrı ve uzağa düşüren dunihi algı ve zanlarını reddetmeliyiz. Bu algının ürünü olan müstakilen varım ve muhtarım yani gerçekten ben de varım algısına sırtımızı dönmeliyiz. Ve bu algının ürettiği ilahlık hissiyatından sıyrılmalıyız ki Rabbimiz bizi kendine kabul buyursun; işlerimizden, yaşantımızdan yani ibadetimizden, kulluğumuzdan razı olsun (âmin).
Müslümanların büyük kitleler halinde Rabbimiz Allah’a yöneldiği hac ibadetinde de Birr’e (Allah indinde makbul oluşa) ancak Billahi iman ile ulaşabiliriz. İnsanın beşerî tanımlamalarla oluşturulan kavramlardan (ülkesi, kimliği, rengi, mesleği vb) ari olduğu yani birbirimize göre var görünen halimize ait hiçbir şeyin ayırt edici olmadığı Kabe’de de salatlarımızda da Birr’e ulaşmak (vechimizi yani idrakımızı, benliğimizi Rabbimiz Allah’a O’nun razı olduğu şekilde dönmek) esastır. “Ne yana dönersen Allah’ın vechi” ayetini yaşayan bir kul olmamız gerektiği için hacda cedelleşmek, bir başkasına ses yükseltmek olmaz, ayet bunu menetmiştir. Peki, hacda öyle de salat ikam ettiğimiz mescitlerde ve hatta hayatımızın her anında bunları yapmak normal mi? Kesinlikle hac halinde yaşanan bu hassasiyetin tüm hayatımıza hâkim olması gerekiyor.
Allah’ım, senin razılığın yolundaki idrakımız için, hak yoldaki idrak yolculuğumuz için lütfen haclarımızı mebrur eyle. Hac ile edindiğimiz (edinmemiz gereken) şehadet halimiz olan “Eşhedü enla ilâhe illahul EhadüsSemadülleziy lem lelid ve lem yüled ve lem yekün lehü küfüven Ehad. Eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasulühü” şahitliğini bizler için her hâlükârda daim eyle. Ve lütfen “Eslemtü vechiye lillahi” duamızı kabul buyur Allah’ım (âmin).

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER