KÂFİRLERLE DOSTLUĞUN KURALLARI

KÂFİRLERLE DOSTLUĞUN KURALLARI

İslâm’ın temel hedefi barıştır. Çünkü Yüce Allah insanlığın huzurunu istemektedir. Bunun sağlanması, İslâm’ın bütün insanlara tanıdığı temel hakların verilmesiyle mümkündür. Zira bu haklar, bütün insanlara yaratılışta Allah tarafından verilmektedir. Yüce Allah ilahi temele dayalı tahrif edilmemiş bütün dinlerde bu hakları insanlara eşit olarak vermiş, üstünlüğü de takvaya bağlamıştır. (Hucurât: 49/13) Zamanımızda bu temel hakları gereği gibi verebilen din İslâm’dır. İslâm’a göre de bütün insanlığın temeli birdir. (Nisa: 4/1.)
Kur’ân’ın hedefi sulh ve barıştır. Düşmanlık ve kötülük Allah’ın istemediği, şeytanın arzu ve isteklerinden ibarettir. Dolayısıyla insanlar arasında kötülüğün olması, insanların Allah’ın emirlerinin dışına çık¬malarından kaynaklanır. Yüce Allah bu şöyle haber verir.
“Ey İnananlar! Hep birden barışa girin. Şeytana ayak uydurmayın. O sizin apaçık düşmanmızdır.” (Bakara: 2/208)
Ayetin anlamında yer alan ‘silm, yâni İslâm” barışı ifade etmektedir. (Bk. Mu’cemu’l-Arabil -Esâsı, s. 637-638) Hz. Peygamberin yaptığı savaşları incelediğimizde, mecbur kalındığı için böyle bir yola başvurulmuştur. Bu savaşların birtakım haklı gerekçeleri vardır. Geçerli sebep olmadan savaşa izin verilmez. Bunlar; Haksızlığa uğramak, Fitneyi önlemek, Allah’ın birliğini ortaya koymak.
Haksızlığa Uğramak:
Konuyla ilgili olarak Yüce Allah;
“Haksızlığa uğratılarak kendi¬lerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmasına izin verilmiştir. Allah onlara yardım etmeye elbette kadirdir” (Hacc: 22/39; Krş. Hacc: 22/40 )Bbuyurur.
Dikkat edilirse izin verilen savaş değil, savunmadır. Buna göre can, mal, mesken, din ve vatanı korumak için savaş, mazlum duruma düşene yardım ederek zulme karşı koymak bir insanlık görevidir. Savaş; hak ve hukuku korumak, adaleti tesis etmek, kötülükleri önle-mek, insanların temel haklarını rahatça yapabilmelerini sağlamak için yapılır. Yoksa başkasının hak ve hukukunu elinden almak için savaş yapılmasını İslâm iyi karşılamaz. Böyle bir durumda yapılan savaş değil, nefsi müdafaadır. Çünkü temel haklara saldırı söz konusudur.
Fitneyi önlemek, Allah’ın Birliğini Ortaya Koymak:
İslâm’da savaşın asıl nedeni fitnedir. Yani fitneyi, savaşa ve ölümlere yol açan kargaşaları, düzensizlikleri, zulmü ve bozgunculuğu önlemek için savaş yapılır. Bu duruma Kur’an-ı Kerimde şöyle dikkat çekilir:
“Fitne ortadan kalkıp Allah’ın dini tam anlamı ile egemen oluncaya kadar onlarla savaşın.” (Bakara 2: 193)
“Hiçbir fitne kalmayıncaya kadar” ehl-i küfürle savaşmak, genel bir dünya barışını hedef olarak gösterir. Her türlü fitneye son vermek, sulh ve sükûneti sağlamak ve Allah’ın dini ile dünyaya nizam vermek ve barışı( Nizâm-ı âlemi) sağlamak Müslümanlar için varılması gereken bir hedeftir. Öyle ki, dünyanın uzak bir köşesinde gayr-i Müslim bir devlet, bir başka gayr-i Müslim devlete zulmetse, Müslüman devletler bu fitneye müdahale etmeli, haddi aşanlara hadlerini bildirmelidir.
Allah yolunda cihadın bu ulvî gayesine, şu ayet işaret edilir:
“Size ne oluyor ki, ‘Ya Rabbena, halkı zalim olan şu memleketten bizi çıkar. Bize, tarafından bir sahip gönder. Bize katından bir yardımcı yolla!’ diyen mazlum erkek-kadın ve çocuklar için Allah yolunda savaşmıyorsunuz?” (Nisa, 75)
Kur’ân-ı kerim’de yeryüzünde fitne ve fesat çıkaranlara karşı tepkisiz ve duyarsız kalmanın sakıncalarına ve doğuracağı sonuçlara da dikkat çekilerek şöyle buyrulur:
“(Öyle bîr fitneden sakının ki, aranızda yalnız haksızlık edenlere erişmekle kalmaz. (Hepinize zararı erişir) Bilin ki Allah’ın azabı çetindir.” (Enfal: 8/25.)
“Dinin bütünüyle Allah’ın olması” hedefi ise, insanın insana kulluktan kurtulup, sadece Allah’a kul olmasını temin gayesine yöneliktir.
Mümtehine suresinde kâfirlerle dostluk konusunda şöyle buyruluyor:
“Allah, sizinle dininizden ötürü savaşmayanlara, (dininizi yaşadığınız için sizlere saygı gösterenlere) sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten ve onlara adaletli davranmaktan menetmez. Çünkü Allah, âdil olanları sever.” (Mümtehine 60/8)
“Allah, ancak din(iniz) hakkında sizinle savaşanlarla, sizi (dininize göre yaşadığınızdan dolayı hor görüp) yurdunuzdan (veya bulunduğunuz yerden) çıkaranlarla ve sizin çıkarılmanıza arka çıkanlarla dostluk kurmanızdan sizi men eder. Her kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (mümtehine 60/9)

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi