KAVGA DEĞİL,  KALKINMA İSTİYORUZ

KAVGA DEĞİL, KALKINMA İSTİYORUZ

Geçtiğimiz hafta ülkemizin gündemi bir anda siyaset ve gazetecilere yapılan saldırılara yoğunlaştı. Hiç arzu etmesek de bu saldırılar önümüzdeki döneminin, kaosun, kötü günlerin habercisi gibi duruyor.

Önce kısaca neler olduğunu hatırlayalım. Gelecek Partisi Genel başkan yardımcısı Selçuk Özdağ’ın Yeniçağ Gazetesinden Orhan Uğuroğlu’na verdiği röportajın gazetede yayınlanmasının ardından, 14 Ocak tarihinde Ankara’da Selçuk Özdağ, Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu ve KRT TV programcısı Afşin Hatipoğlu farklı saatlerde kimliği belirsiz kişilerin saldırısına uğradılar.
“KONUŞTUKLARINA DİKKAT ET”
Zamanlama manidar. Selçuk Özdağ saldırıda başına ve yüzüne aldığı darbelerle yaralandı. Kaldırıldığı hastanede başına 17 dikiş atıldı. Kırık olan 2 parmağı nedeniyle ameliyata alındı. Özdağ’ın şöförünün havaya ateş açması sonrası saldırganlar kaçtı. Aynı gün, Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu evinin önünde 4 kişi tarafından sopalı saldırıya uğradı. Saldırı sonrası hafif yaralandı. KRT TV programcısı Avukat Afşin Hatipoğlu, evine girmek üzereyken maskeli kişilerin saldırısına uğradı. Hatipoğlu saldıran kişilerin kaçarken, “Konuştuklarına dikkat et” dediğini ifade etti.
Olaylar sonrası yakalanan şüpheliler sorgularının ardından sevk edildikleri nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Bu olaylar hayra alamet değil. Sanki birileri yeniden ülkeyi karıştırmaya, kargaşadan faydalanmaya çalışıyor. Bugün “terör eylemi” sayılabilecek saldırılara karşı bir ve beraber olma günü. Bugün bir olamazsak ne zaman bir olacağız.
***
Peki olaylar karşısında siyasetçiler ne yapıyor;
Muhalefet liderlerinin tümü bu olayı net bir şekilde kınamış, sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklaması yok ancak, Özdağ’ı arayarak geçmiş olsun demiş.
MHP Genel Başkanı sayın Bahçeli olayı kınamak yerine “Aynı anda birbiriyle bağlantılı olduğu gün gibi açığa çıkan olayların ülke gündemini meşgul etmesi, bunun yanı sıra kafalarda soru işareti bırakması, özellikle Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e ağır itham ve isnatların yaygınlaşması hem düşündürücüdür hem de düşüklüğün teyididir.” demiş. Kınama yok. Sadece biz yapmadık diyor. Benim eleştirilerim tam da burada başlıyor. Toplum bu kadar kamplaşmışken, gerginken ateşe körükle gitmenin kime faydası var?
ATEŞE KÖRÜKLE GİTMEYİN
Böylesi bir ortamda “Bu hareketin delisi çoktur. Talimat falan dinlemezler” demek, “Bu yakışıklı(!) kim? Şerefsizlik testi pozitif çıkmış.” diye paylaşım yapmak, “İki tokat, Üç yumruk için ortalığı ayağa kaldırıyorlar” diye yazmak, “Savcı Tufan’a tavsiyemiz ….elaaleme erkek göstereceğim diye boğulacağı suda kulaç atmamasıdır” demek ateşe körükle gitmek gibidir.
HAYDİ AFYON AYAĞA KALK
Bu ülkenin insanları yeniden 12 Eylül öncesi günleri yaşamak istemiyor.
Bu ülkenin insanı değil kardeş kavgasını, artık bizi yönetenlerin ağız dalaşına bile katlanamıyor.
Vatandaşlarımız parti liderlerinden sataşma değil, ülkenin kalkınması için projeler üretmesini bekliyor.
12 Eylül öncesi yaşanan kardeş kavgasının acılarını hala çektiğimiz bir ortamda savaş değil, barış, kavga değil, kalkınma istiyoruz.
Birlikte başarabiliriz. Bizim gibi düşünmeyenleri terörist, düşüncesini ifade edenleri vatan haini, bizim gibi konuşmayanları bozguncu ilan etmek yerine, farklılıklarımızı zenginlik olarak görmeye, şiddetle hiçbir sorunu çözemeyeceğimizi anlamaya davet ediyorum.
Haydi Afyon ayağa kalk. Şiddetten medet umanlara birlikte tepki gösterelim. Bu ülke hepimizin. Kendimizi hangi cephede görürsek görelim ortak paydamız vatanımız, ortak paydamız vatandaşlarımızın refahı, çocuklarımız geleceği olmalıdır.
Son Söz; “Kalem Kılıçtan keskindir” Atasözü

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi