KÖROLASI  İSTİSMAR!

KÖROLASI İSTİSMAR!

Kutsal bildiğimiz ne varsa; din, ahlak, can, aile, mal gibi hemen her şey istismarın konusu olagelmiştir.
Özellikle din istismarı, dini kendi görüş ve çıkarlarına alet etmek isteyenler tarafından sürekli taraftar bulabilen bir olgudur. Din konusu, hangi inanç sisteminde olursa olsun hassastır ve samimi olmayan, kimselerce kullanılmaya müsaittir.
“Allah’ı bırakıp da din alimlerini, rahiplerini, özellikle Meryem oğlu İsa’yı rab edinenler. Oysa tek bir Tanrı’ya kulluk etmekle emrolunmuşlardı…(Tevbe 31.ayet)
Tefsirlerde bu ayeti açıklarken Hz. Resul’un “onlar, onlara (ayette söz edilen ulema ve dinde içtihat sahibi kimselere) tapmıyorlardı, ancak helal kıldıklarını helal, haram kıldıklarını haram sayıyorlardı” hadisine yer verir. (Tebari, Camiül beyan 14/209)
Dini menfaatlerine uygun olarak değiştirme, onu sömürünün kaynağı haline getirme temayülü Kuranın nüzulu sırasında bile görülmüştür. İlk örnekleri Mekke’deki putperestlerce ortaya konmuştur. Vahiyler menfaatlerine dokununca Hz. Resul’u tebliğinden alıkoymaya çalışmışlardır. Başaramayınca da; “kendilerine ayetlerimiz açıkça okunup anlatılınca bize geleceklerine inanmayanlar.(Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir) dediler”. (Yunus sr. 15. Ayet)
En tehlikeli din istismarcıları tabiidir ki münafıklardır. Din istismarının temelinde samimiyetsizlik yatar. İhtiyaca ve ortama uygun dindarlık vazgeçilmezleridir. Oysa dinde esas olan ihlas ve dini Allah’a mahsus kılmaktır. Dara düşünce Allah’a, normal zamanlarda para, mal, servet, nam şöhrete sığınıp böbürlenmek istismarın ta kendisidir.
Din istismarı tarih boyunca vardır ve günümüzde de sürmektedir. Mezhebini, cemaatini, siyasi görüşünü en doğru addedenler kendileri gibi düşünmeyenlere hiç hoşgörülü olmazlar.
Bu saygısızlıklarını da din adına yaptık diyerek savunurlar.
Müslüman samimi, ihlaslı, basiretli ve ferasetli olmalıdır. İstismarcılar böyle Müslümanlara düşmandır ve kolayca diş geçiremezler. Ancak binbir hile ve tuzakla(istismarla)bu cendereye düşürdükleri de bir vakıadır. Din ve maneviyat insanların sığınacakları manevi şifa eczanesidir. İstismarcının eli değmişse bu şifahane zehir evine, şer evine dönüşmektedir.
Bu yolla ihlas, hizmet, yardım, himmet, kurban gibi kutsallarımıza zarar verilmiştir. İyi niyetlerle öğrenci evlerine, yurtlara verilen öğrencilerimiz, sufli niyetlerini gizleyen istismarcılar tarafından güya din adına, hizmet adına, cemaat adına kullanıldılar.
15 Temmuz 2016 bu istismarcıların ortaya çıkarıldığı tarihtir. Ne ilktir ne de son olacaktır.
Harun Yahya müstear isimle önceleri Siyonizm aleyhine yazılar yazan, daha sonraları siyonizmi savunan Adnan Oktar ve onu yönlendirenler de istismarın şahını yaptılar.
Genç kızlarımızı ve oğlanlarımızı istismar yoluyla çalarak karanlık emellerine alet ettiler. Daha sonra ortaya çıkarılınca belki cezasını çekiyorlar ama olan bizim gençlerimize oldu.
İletişim dünyasının baş döndürücü hıza ulaştığı günümüzde istismarcıların rant kaynağı Dijital Dünya olmuştur. Şuurlu bir müminin sıkça niyetini, amacını, kaynaklarını, davranışlarını gözden geçirmesi; çocuklarını, arkadaşlarını uyarması; din istismarının her ortamda maske değiştiren şeytani yüzünü saniye bile olsa aklından çıkarmaması gerekir.
Böyle şuurlu bir mümin imanını da cüzdanını da kimliği belirsiz hesaplara kurban vermez.
Din ahlak ve maneviyatını Kur’an ve Sünnetin yolundan ayırmadan güvenilir kaynaklardan besleyenlere ne mutlu. Şuurlu müminler istismarın bir gözünü kör ederler.
Allah bu milleti din ve siyaset istismarcılarından korusun.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi