DOLAR 18,6363 0.03%
EURO 19,2884 0.02%
ALTIN 1.042,350,04
BITCOIN 302080-2,26%
Afyonkarahisar
10°

KAPALI

06:26

İMSAK'A KALAN SÜRE

Afyon’a, Afyon merkezden vekil talebi

ABONE OL
3 Aralık 2014 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Murat Arısoy 3 Aralık 2014 Çarşamba 02:00:00
  2015 genel seçimleri için süreç, önümüzdeki günlerde hızlanacak. Milletvekili olmak isteyenler, tek tek aday adaylığını açıklayacak. Partiler ise temayül, önseçim, atama gibi yöntemlerle 2015 seçimlerinde kimlerin milletvekili adayı olacağını belirleyecek.
Bu seferki seçimde Afyonkarahisarlıların bir talebi var: Afyonkarahisar merkezde doğup büyümüş, nüfus kayıtları da Afyonkarahisar merkezde olan en azından bir milletvekili gösterilmeli.
Bu görüş kuvvet kazanırsa, benim “Bakımsız Milletvekilliği” adaylığı hayalim, 2015’te de gerçeğe dönüşmeyecek demektir. Ama olsun. Zira nüfus kütüğüm Sandıklı’da.
Şaka bir tarafa, dost meclislerinde iyiden iyiye dile getirilen bir talep bu. Zira Eski Maliye Bakanı İsmet Atilla’dan bu yana Afyonkarahisar merkezden bir milletvekili çıkmadığı biliniyor. Tabii “merkeze bağlı belde ve köyler”i de bu hesaba katmıyoruz. İstenen, şehir mücavir alanları çerçevesinde bir aday.
Şunu da belirtmek gerekir: Çöl Ovası’nın, Şuhut’un, Emirdağ’ın, Bolvadin’in, İhsaniye’nin, hatta belde olmasına rağmen Erkmen’in belirli bir “lobi”si var. Fakat Afyonkarahisar merkezin etkili bir lobisinin olduğunu göremiyoruz.
Karahisar-ı Sahip’in elbette “sahipleri” vardır; ama nedense ilçelerin etkili isimlerine göre daha sessiz kalıyor bu “sahipler”.
Merkez ve ilçe çekişmesi ince bir nokta. Afyonkarahisar’ın nüfusu ile orantılı olarak elde edeceği 5 milletvekilinden 1’inin 220 bin nüfuslu merkez ilçeden çıkması doğal karşılanabilir. Bununla birlikte, ilçelerin de temsil ihtiyaçlarını göz ardı etmemek gerekir.
Parti genel merkezlerinin de il teşkilatlarının da Afyonkarahisarlıların “merkez” talebini ne kadar dikkate alacaklarını, 2015 seçimleri gösterecek.

AYAKKABIDA NELER OLUYOR?

Son 20-30 yıldır alışık hâle geldiğimiz “kampanya”lardan birine daha şahit oluyoruz sanırız. “Deli dana” hastalığı nedeniyle tavuk eti tavsiye edilmişti. “Kuş gribi” haberlerinden sonra Eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğlunun “sıvı-likit” yumurta şirketi kurduğu ortaya çıkmış, lâkin kısa sürede unutulmuştu.
“Kampanya”yı sadece ekonomik olarak ele almamak lâzım. 28 Şubat’ta “cübbelilere/ başörtülülere” yönelik düzenlenen kampanyalarla, birçok kişi mağdur olmuştu. 2008’den 2014’e kadar sürdürülen yeni kampanya ile de ülkenin önde gelen aydınları, siyasi parti başkanları, yazarları hapse atılmış; mesnetsiz bir sürü iddiayla hakları gaspedilmişti.
Şimdi ise “Çin Malı ayakkabı” kampanyası başlatıldı. Zehirli ayakkabıların piyasada olduğu, herkesin dikkat etmesi gerektiği söylendi. Tevafuk bu ya, hemen ayakkabı mağduru birkaç kişi bulundu; haber yapıldı.
Haberlerde doğruluk payı vardır mutlaka, bununla birlikte “ayakkabı”lar üzerinde kimin hangi planı olduğunu da merak ediyorum.

SİGARA YASAĞINA UYMAYAN ÇOK

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu ülkeye en büyük hediyesi, kapalı mekanlarda sigarayı yasaklaması oldu. Otobüslerde, işyerlerinde, lokantalarda sigara içmek isteyenler, artık ya kendilerine ayrılmış bir odaya gidiyor; ya da binanın dışına çıkıyor. Sigara içmeyenler, bağımlılık yapan ve zehirleri barındıran sigaranın kokusundan bile rahatsız oluyorlar; en azından “duman altı” olmaktan kurtuluyorlar.
Tabii bu anlattıklarımız, kâğıt üzerinde.
Afyonkarahisar’da sigara yasağına harfiyen uyulduğunu söylemek mümkün mü?
Resmi kurumlara, siyasi partilere, özel işletmelere, dernek binalarına gidin. Göreceksiniz ki “Kimse yabancı değil” deyip sigara içen içene.
Hele iki-üç tiryaki arasında kalmışsanız, 20 dakikada 1 paket sigaranın dumanına maruz kalmanız doğal.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kapalı alanda sigara içmek yasak” diye vatandaşı uyardığında yer yerinden oynadı.
Erdoğan sonuna kadar haklı.
Sigara yasağı var, bu yasağa uyulmalı.
Denetimler de yasak ne emrediyorsa, ona göre yapılmalı.

HER ŞEYİN “BEDEL”İ VAR

Askerliğimi, İstanbul-Eserler’de Atışalanı Kışlası’nda kısa dönem olarak yaptım. Genel olarak rahat bir askerlikti; fakat lakayıt davranışlarımdan dolayı tutanak yeyip ceza da alabilirdim. Hatta kışlaya, polis arabasını soktuğum için az kalsın ceza alıyordum; Afyonlu bir komutanın kameraman ihtiyacı olması dolayısıyla tutanak yırtılıp atıldı. Askerde hissettiklerimin büyük bir kısmını Mavi Nefte isimli şiir kitabında zikretmiştim.
Şimdi bedelli askerlik çıktı. Kısa bir dönem askerlik yapmama rağmen ben bile düşünüyorum; 5 buçuk ay boyunca ne diye “yat-kalk” emirlerine itaat ettim?
Ben böyle düşünüyorsam, şehit aileleri ve gaziler ne düşünüyordur kim bilir?

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.