DOLAR 18,6452 0.01%
EURO 19,6449 0.07%
ALTIN 1.076,83-0,31
BITCOIN 3187650,56%
Afyonkarahisar

AÇIK

06:31

İMSAK'A KALAN SÜRE

Basın Konseyi’nin Ardından – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
2 Haziran 2014 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muzaffer Taşdelen 2 Haziran 2014 Pazartesi 03:00:00
  Basın Konseyi toplantısı için Afyon’a gelen gazeteciler, 30 Mayısta Ticaret Borsası’nda bir toplantı gerçekleştirdiler. Konsey Başkanı Pınar Türenç Afyon gelini olduğunu, ilin güzelliklerinin karşılığını alamadığını, Afyonluların daha çok istemesi gerektiğini işaret etti. Kimden ne isteyeceksek…
Dr Niyazi Türenç’in oğlu olan kızkardeşi Gül’ünde lise diplomasını Afyon’dan aldığı Tufan Türenç de Afyon’un güzelliklerini anlatamadığımızı ifade etti. Oysa ki biz anlatıyoruz da, ah onlar bir anlayabilse…
Hüsamettin Baba da sucuk mucuk ayaklarını bırakıp kestirmeden giderek “Afyon zafer demek” dedi.
Büyük çoğunluğun merak ettiği Tuncay Özkan başlangıçta aldığı alkışlarla sınıfı geçti. 2008’de tutuklanarak 6 yıl cezaevinde kalan Özkan daha önceki konuşmalarında “Silivri’de mahkeme yoktu tiyatro vardı. Bu tiyatronun aktörleri hayali tanıklar, figüranları da bizlerdik. Oyunu istedikleri gibi oynadılar. Ama bu oyunu yine halk bozdu. Onlar yıkıldı ama farkında değiller” dedi. Mahkeme başkanına suçunu sorduğunda “sen suçunu biliyorsun.” dediğini, kendisinin de “Cumhuriyet mitingleri yaptım” dediğini ve ağırlaştırılmış ömür boyu müebbet aldığını anlattığı yazılarını okuduk internette.
Daha önceki konuşmalarında ve yazılarında gıyaben tanıdığımız Tuncay Özkan, Afyon’daki konuşmasında çok farklı bir portre çizdi.
Son derece halim selim, rahat, asla sinirlenmeden, sanki 6 yıl cezaevinde yatan kendisi değilmiş gibi konuşmaya başladı Tuncay Özkan. Altı yıllık esaret sırasında yemek yemeyi, bir yere gitmeyi, bir şeyler yapmayı değil en çok “insan” özlediğini beyan etti. Tüm konuşmasının içinden cımbızla çekilip alınacak şey “insan özlemi” idi, tabi bize göre.
Şikayet olarak değil, durumunu anlatmak amacıyla hücresinin iki elin yana açıldığında duvara değdiğini, üç adımda hücrenin bir başından diğer başına vardığını, bu durumda iken bile özgürlüğü değil de “insan” özlediğini anlatması gerçekten müthişti. Uzun bir süre sonra avlu tabir edilen açık havada hücresinin üzerindeki koğuşun camını kırıp “Nasılsın Tuncay” şeklinde bir insan sesini duyduğunda ağladığını anlatması biz dinleyicileri hayli duygulandırdı. Hapisten çıkar çıkmaz ilk sorduğu şeyin arkadaşları olması onun insancıl yönünü, nedenli hümanist bir insan olduğunu anlatmaya yetiyor.
Tuncay Özkan’ın konuşmasının sonuna doğru “bu ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu şeyin insanların kucaklaşması olduğunu düşünüyorum.” şeklindeki ifadesi konuşmasının ana fikri idi.
Bu sözün üzerine yazıma sonuç bölümü yazma gereği duymuyorum. Ukalalığın lüzumu yok…

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.