DOLAR 18,6327 -0.02%
EURO 19,5341 -0.44%
ALTIN 1.069,40-1,01
BITCOIN 315129-0,82%
Afyonkarahisar
13°

AZ BULUTLU

17:44

AKŞAM'A KALAN SÜRE

DİNİN PARAMPARÇA EDİLMESİ – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
22 Ekim 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 22 Ekim 2013 Salı 03:00:00
  Tefsirlerde dinin paramparça edilişi ile ilgili olarak şu görüşlere yer verilir:
“Dinlerini parça parça edip” (Enam: 159); yani dinleri hakkında anlaşmazlığa düşerek onun bir bölümünü alıp bir bölümünü terk edenler… Bir kıraatte, “parça parça edenler” anlamına gelen (ferrekû) kelimesi “ayrılanlar” anlamında fârekû şeklinde de okunmuştur. Yani emrolunduklan dini terk edenler anlamındadır. Bunlar ise Yahudi ve Hıristiyanlardır. “bölük pörçük olanlarla” bu hususta kısımlara, fırkalara ayrılanlarla “senin hiç bir alâkan yoktur” yani sen onlara herhangi bir şekilde ilişme. “Onların işi ancak Allah’a kalmıştır.” O bunu üzerine almıştır. “Sonra O, ne yaptıklarını kendilerine haber verecektir.” Ahirette, yaptıklarını haber verecek ve buna karşılık onları cezalandıracaktır.
Yüce Allah kâfirleri tehdit edip azapla ve ahir zamanda beklenen korkunç hadiselerle uyardıktan sonra, bidat ve şüphe sahibi kimselerin yaptıkları şekilde dinde fırkalara ayrılmaktan müminleri sakındırmış, Müslümanları söz birliği (tevhidül-kelime) etmeye teşvik etmiştir. (Vehbe Zuhayli, Enam 159. Ayetin tefsiri; et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 4/413.)
Ebu Hureyre Rasûlullah (s.a.)’tan şu, “Dinlerini parça parça edip kendileri bölük bölük olanlar…” ayeti hakkında, “Bunlar bu ümmetten olan bidat, şüpheler ve dalâlet ehli kimselerdir” dediğini rivayet etmektedir. Mücahid’in açıklaması da bu şekildedir. Ebu Ümame de Yüce Allah’ın, “Bölük bölük olanlar” buyruğu hakkında, “Bunlar Haricîlerdir” diye açıklamıştır.
Bir grubun (Katâde, Dahhâk ve Süddî) ise şöyle dedikleri nakledilmiştir: Bu ayet-i kerime, Yahudilerle Hıristiyanlar hakkında nazil olmuştur. Çünkü onlar Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın dinlerini parça parça ederek farklı dinler ve değişik mezhepler haline dönüştürmüşlerdir.
Ayet-i kerimenin bütün kâfirler hakkında genel olduğu da söylenmiştir. İbni Kesir der ki: “Zahir olan o ki, ayet-i kerime dinden ayrılan, ona muhalefet eden herkes hakkında umumidir.” (İbni Kesir; Enam 159. Ayetin tefsiri) Yeni ilim adamlarının doğru gördükleri görüş de budur. Menâr” da der ki: Doğrusu, bu konudaki iki görüşü de bir arada kabul etmektir. Şanı Yüce Allah bu surede İslâm’ın delillerini ortaya koyup şirkin şüphelerini çürüterek Kitap Ehli’ni ve onların şeriatlarını söz konusu etti. İslâm çağrısını kabul edenleri birliğe ve kendilerinden öncekilerin ayrılıp dağıldıkları gibi ayrılığa düşmemeye davet etti. Nitekim Al-i İmran suresinde de şöyle buyrulmaktadır: “Kendilerine apaçık delillerin gelmesinden sonra ayrılığa ve anlaşmazlığa düşen kimseler gibi olmayınız. İşte böyleleri için çok büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran: 105)
Ayet-i kerimenin manası şudur: Dinlerini parça parça edip onun bir bölümüne iman ederek kabul eden, diğer bir bölümünü de terk ederek naslarını kendi arzularına göre tevil edip değişik fırkalara ayrılan ve her bir fırkaya, herhangi bir görüşü kabul edip herhangi bir mezhebe taassupla bağlanan kimseler gibi olmayınız. Ey Muhammed! Sen böylelerine ilişme. Onları kendi halleriyle baş başa bırak; onlarla savaşmana gerek yok. Sana düşen risaleti tebliğ etmek ve hak dinin esaslarını zafere kavuşturmaya çalışmaktır. Sen onlardan da, onların yaptıklarından da uzaksın. Onların mezheplerinden, söylediklerinden uzaksın; onların işlerini, onları hesaba çekmeyi Allah üzerine alır. Sonra ahirette onlara durumlarını bildirecek, onları cezalandıracaktır. -Razî der ki: Ayet-i kerimeden kasıt, Müslümanların söz birliği etmelerini, dinde tefrikaya düşmemelerini, bir takım bidatler ortaya koymamalarını bir teşviktir. (Râzi, XIV/8.)
Yüce Allah bir başka yerde bu şekilde dinlerini parça parça etmelerini kabul etmeyerek Kitap Ehli hakkında şöyle buyurmaktadır: ‘Yoksa sizler Kitabın bir bölümüne iman ediyor bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz?” (Bakara, 2/85)
Benim Ümmetim de 73 Fırkaya Ayrılacak
Peygamber (s.a.v) de Müslümanları tefrikaya düşmekten sakındırmıştır. Ebu Davud, Muaviye b. Ebi Süfyân (r.a.)’dan şöyle dediğini nakleder: Rasulullah (s.a.) aramızda kalkıp şöyle bir konuşma yaptı: “Şunu bilin ki sizden önceki Kitap Ehli olan kimseler yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Şüphesiz bu ümmet de yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunun yetmiş ikisi cehennemde birisi ise cennette olacaktır; bu ise cemaatin tuttuğu yoldur.” (İbnül-Esîr, Câmiu’l-Usûl, X/407) Yine Ebu Davud ve -lafız kendisinin olmak üzere- Tirmizî, Ebu Hureyre (r.a.)’den Rasulullah (s.a.)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedirler: “Yahudiler yetmiş bir veya yetmiş iki fırkaya ayrıldı. Hıristiyanlar da o şekilde bölündü; benim ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır.”(İbnül-Esîr, Câmiu’l-Usûl, X/408.)
Buna göre Yüce Allah’ın, “Dinlerini parça parça edip” buyruğundan kasıt, Yahudi ve Hıristiyanların ihtilâfa düştükleri gibi dinleri hakkında anlaşmazlığa düşenlerdir. Dinlerini parça parça ayırmalarının, bir bölümüne iman edip bir bölümünü inkâr demek olduğu da söylenmiştir.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.