DOLAR 18,5388 0.15%
EURO 18,2366 0.35%
ALTIN 994,370,67
BITCOIN 3608890,78%
Afyonkarahisar
23°

AÇIK

12:59

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

KADER Mİ, SEN Mİ? – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
31 Mart 2016 14:07
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Elif Demir 31 Mart 2016 Perşembe 14:07:26
 

Ahmet Erhan şiiri ne güzel anlatır aslında yorgunluğumuzu, kendimize olan hoyratlığımızı;
“Bırak kalsın masada ekmek
Testide su
Ayna puslu, pencere camı kirli
Bırak kalsın saçların dağınık,
Gözlerin uykulu”
Ne kedilerin yalını beklettik, ne kovada suları. Çiçekler saksıda kurumasın diye kendi susuzluğumuzda yandık yıllardır.
Yorgun gözlerle bana bakan her insan, yüzünde yaşından daha fazla çizgiler olan her insan düşündürür beni.
“Eh işte kader” diye başlanan her cümleyi, samimi bulmadığım gibi söyleyene acı bir merhamet hissini de doğurur yüreğimde. “Kader mi, sen mi” diyemesem de bilirim aslında yorgun ve bitkinliğinin sebebini.
Zihinlerimizi meşgul ettiğimiz gereksiz ne varsa onların yorgunuyuz aslında. Yaşanmış bitmiş ya da zihnimizde oluşturduğumuz, gerçekleşme ihtimalini yüzdelere vursak oldukça düşük çıkacak olan vesveselerimizin yorgunlarıyız. Saçma sapan kaygılarımızın, tedirginliklerimizin savaşını ruhumuz, yorgunluk ve bezginlik ile ödüyor da farkına vardığımızda sanki iş işten geçiyor.
Üzerimize vazife olmayan her işi vazife kabul edişimiz, belki öyle görüp öylesi doğrudur diyerek yaşıyor olmamız, bir an bile düşünmüyor oluşumuzdur yılgınlığa sebep.
Koşuşturmalarımızın kaçta kaçı mecburiyet mesela? Evimize aldığımız hangi eşya, ne kadar gerekli? Ödeme günü yaklaştıkça yaşadığımız tedirginliklere değiyor mu? Gardıroplarımızda sakladığımız kıyafetlerimiz… Yazın dondurucuya attığımız yiyeceklerin kaçta kaçını tükettik? Misafirler gelecek diye hazırladığımız kaç çeşit yiyecek masada kaldığında düşündük bir köşede; ne çok koşturduğumuzu, telaşımızı ve koştururken kaybettiklerimizi…
Evlatlarımız için koşturmacalarımıza merhamet, fedakârlık adını verirken acaba Rabbimizin onları da imtihan edeceğini hatırlıyor ve endişelerimizde haddimizi aşıyor muyuz, kulluk ve anne babalık imtihanında?
Ne çok gün, ne çok gece yaşıyoruz; ne çok nefes alıp veriyoruz. Sağlığımız, sıhhatimiz aynı kalacakmış gibi yaşıyorken, hiç düşünüyor muyuz? Her şeyin, her an değişeceği dünyada acaba ne kadar kendimiz için yaşıyoruz.
Vitrinde gördüğümüz elbiseyi almak için kaç saat mesaide kalıyoruz ve de kaç nefes tüketiyoruz, tüketmeye alışmış hayatlarımızda… Sadece tüketmek için koştururken aslında kendi tükenmişliğimizi neden göremiyoruz?
Kim için ve de ne için bu hızlı koşuş; sayılı nefesi tüketiş? Nerede ve ne için gençliği, sağlığı, akıl ve gönül dinginliğini bozan bu koşuşturmaca, kim için? Ve böylesi akıl almaz yorgunluğun sebebi gerçekten kader mi yoksa biz miyiz?

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.