DOLAR 18,6395 0.03%
EURO 19,2947 0.05%
ALTIN 1.042,780,07
BITCOIN 302561-1,98%
Afyonkarahisar
10°

KAPALI

06:26

İMSAK'A KALAN SÜRE

ÖNCE MESCİDİ AKSA SONRA GÖKLERE ULAŞMA

ABONE OL
12 Haziran 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 12 Haziran 2013 Çarşamba 03:00:00
  Cebrail Aleyhisselam, Resulüllah’ın yanına gelip önce Kabe’ye sonra da bir anda Mescid-i Aksa’ya, oradan da yedi kat göklere çıktılar. Şimdi bundan sonrasını Sevgili Peygamberimizin ağzından dinleyelim:
Enes b. Malik (R.A.) Peygamberimizden anlatıyor:
“Resulüllah (A.S.) Efendimizin gece yolculuğunda, Kâbe’de uyuduğu bir sırada kendisine bu hususta vahiy inmeden önce üç melek geliyor. Onlardan biri, “Hangisidir O?” diye soruyor. İkincisi, “O, onların en hayırlısıdır! “ diye cevap veriyor. Üçüncüsü ise, “Hayırlı olanı yakalayın“ diyor. O gece Peygamber (A.S.) melekleri görmüyor. Diğer bir gece yine melekler geliyorlar. Peygamber’in (A.S.) ise kalbi ( onları ) görüyor, gözleri uyuyor.
Çünkü O’nun kalbi uyumaz. Zaten peygamberler hep öyledirler. Gözleri uyur, ama kalpleri uyumaz. Melekler ikinci gece O’nunla hiç konuşmadan kendisini alıp Zemzem Kuyusu’nun yanına götürüyorlar. Onlardan Cibril, ilgilenerek Peygamber (A.S.) Efendimizin göğsünü yarıyor, içini boşaltıp kendi eliyle zemzem dökerek yıkayıp iyice temizliyor. Sonra altından bir leğen ve içinde altından bir tas getiriyor ki, bu kaplarda iman ve hikmet bulunuyordu. Onu Peygamberim (S.A.V.), boyun damarlarına ulaşıncaya kadar ( kalbine ) boşaltıyor. Göğsünü kapattıktan sonra O’nu alıp Dünya Seması’na yükseltiyor. Göğün kapılarından biri açılıyor. Gök Ehli: “ Kimdir o?” diye sesleniyorlar. “ Ben Cebrail’im “ diyor. “ Yanındaki kim ? “ diye soruyorlar. O da: “ Muhammed’dir “ diyor. Gök Ehli: “ O, peygamber olarak gönderildi mi? “ diye soruyorlar. Cibril de: “ Evet “ diyor. Gök Ehli: “ O’na merhaba ve hoş geldi diyoruz.” Söyleyerek birbirlerini müjdeliyorlar. Çünkü göklerin ( melekler ), Allah’ın Muhammed (A.S.) ile yeryüzünde neyi irade ettiğini, kendilerine bildirmedikçe bilemezler.
Birinci gökte Âdem (A.S.) ile buluşuyorlar. Cibril, “ bu senin baban Adem’dir “ diyor. Peygamberimiz (SAV) Adam’(A.S)e selam veriyor. O da O’nun selamını alıp cevaplıyor ve “ evladıma merhaba, hoş geldin. Ne güzel evlatsın sen! “ diyor.
Bu arada Peygamberimiz (AS) gökte akmakta olan iki ırmak görüyor ve “ bunlar nedir ya Cibril? “ diye soruyor. O da, “ Nil ile Fırat’ın aslı (maddesi veya benzeri) dir. “ diyor. Böylece gökte bir süre yol aldıktan sonra üzerinde inci ve zeberceden bir saray bulunan başka bir ırmağa rastlıyorlar. Eliyle ırmağa dokununca, onun çok güzel misk kokulu bir ırmak olduğunu görüyor. “ Bu nedir ya Cibril ? “ diye soruyor. O da Rabbi’nin sana hazırladığı Kevser’dir “ diyor.
İKİNCİ GÖK
Sonra Melek Cebrail, Peygamberimizle beraber ikinci göğe yükseliyor. Birinci göktekiler gibi, onlar da “ bu kim ? “ diye soruyorlar. “Ben Cibrilim“ diyor. Onlar “ Beraberindeki kim? “ diye soruyorlar. “ Muhammed’dir..” diyor. Onlar: “ O, Peygambere olarak gönderildi mi? “ diye soruyorlar. Cebrail: “ Evet gönderildi” diyor. Melekler O’na. “ Merhaba, hoş geldir “ diyorlar.
ÜÇÜNCÜ GÖK
Sonra üçüncü göğe yükseliyorlar, orada da birinci ve ikinci gökte sorulan sorular soruluyor. Sonra dördüncü göğe yükseliyorlar. Aynı sorular orada da soruluyor. Sonra beşinci göğe yükseliyorlar. Benzer sorular orada da soruluyor ve altıncı göğe yükseliyorlar. Orada da aynı şeyler soruluyor. Sonra yedinci göğe yükseliyorlar. Orada da benzeri şeyler soruluyor.
HER GÖKTE BİR PEYGAMBER
Her gökte peygamberlerin birkaç tanesi bulunuyor ki, peygamberimiz ( AS) onları bir bir isimleriyle andı. Onlardan İdris’e ikinci gökte, Harun’a dördüncü gökte, bir diğerine – ki ismini hatırlayamadım- beşinci gökte rastlıyor. İbrahim’e altıncı gökte, Musa’ya yedinci gökte rastlıyor. Bu da Musa’nın ilahi kelamla üstün tutulmasının belirtisidir. Nitekim vaktiyle Musa, “ Rabbım! Bir başkasını benim üzerime yükselteceğini sanmıyorum “ demişti.
Sonra Melek Cibril, Peygamberimizle (A.S.) beraber yedinci göğün üstüne yükseliyorlar ki, oraları Allah’tan başkası bilmez. Tâ ki, SİDRETÜ’L MÜNTEHA “ya geliyorlar. ( Cebrail, benim sınırım, buraya kadardır, burdan ileri bir adım daha atamam, atarsam yanarım diyor ) Cebbar olan Rabbü’l- İzzet ( rahmetiyle ) yaklaşıyor ve ( kudretini, azametini ) sarkıtıyor. Öyle ki iki yay, ya da daha az bir mesafe kalıyor.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.