DOLAR 18,5828 -0.03%
EURO 18,2114 0.1%
ALTIN 1.021,74-0,10
BITCOIN 370226-1,93%
Afyonkarahisar
12°

HAFİF YAĞMUR

12:57

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

SEN TANRI MISIN? – 42-

ABONE OL
1 Temmuz 2019 11:10
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Mustafa Yılmaz DÜNDAR 1 Temmuz 2019 Pazartesi 13:41:13
 

İNANÇLI KİMDİR, MÜMİN KİMDİR?
Her doğan fıtrat üzere yaratılmasına rağmen eş koşmaya mahkûm doğuyor, esfele safiliyn hale reddedilmiş olarak dünyaya geliyor. Hayata başlayış böyle olunca inançlı inançsız kalmaz,inananla inanmayanın farkı olmaz, bir kişiye inançlı diğerine inançsız diye hücum etmek manasız olur. Çünkü inançlı veya inançsız, herkes dünyaya eş koşan veri tabanında geliyor. Elbette inançlı kişi farklıdır. Ama kime inançlı deriz? Ancak Amentü Billahi manasıyla inanmayı kavrayana deriz. Ayetteki “ya eyyühellezineamenü, aminü Billahi” seslenişini kavramış olan inançlıdır, mümindir. O seslenişi kim kavrar? Kendisine hidayet ulaşması dilenilmiş kul… O bunu işitir ve uyar.
İnsan eş koşmaya reddedilmiş halde doğar ve bu halini o kadar benimser, o kadar normal sanar ki. Benimsediği, normal sandığı o hale ilim, din, tasavvuf öğretmeye, ona ibadet yaptırmaya çalışır. Zümer-65’i hatırlayın: “Eş koşarsanız, bütün amelleriniz boşa gider.” Bu ayet tek başına korkutucu ve yeterlidir: Eğer doğduğunuz pozisyon devam ediyorsa amelleriniz boşa gider. Dolayısıyla, iyi bir insan bile, iyi bir dünyalı bile, eğer fark edip de o eş koşar halden kurtulmamışsa cehennemliktir.
HER İNSAN DOĞARKEN CENNETTEN KOVULMUŞ
OLARAK DOĞAR, YANİ DÜNYALI OLUR
Bu açıklamalarla birlikte, Hz. Âdem aleyhisselam’ın cennetten kovulması çok net anlaşılmaya başlanacaktır. O olaya ait birçok açıklama okudunuz, dinlediniz. Ama Hz. Âdem’in cennetten kovulması şu anlatacağımdan başka bir şey değildir: Hz. Âdem’i ademiyet gibi düşünün, yani her insanı insanlık gibi düşünün ve olaya “İnsanlığın Cennetten Kovulması” diye bakın, Hz. Âdem’in yaşadığını Âdemiyetin cennetten kovulması diye düşünün. Âdem, yani “VAR” zannediyorsun da “YOK” olan! Yokun adı Âdem! Yok olan yani Âdem eş koşmaz pozisyondayken, cennet haliyken cennetten kovuldu; eş koşar pozisyona, eş koşan veri tabanına getirildi. Şu bir gerçek ki her insan doğarken cennetten kovulur. Aynı olay devam ediyor, bir kere olup bitmiş bir olay değil o! Hz. Âdem cennetteydi de ona “seni buradan kovduk” denilen bir olay değil o! Her insan doğarken cennetten kovulmuş olarak doğar, yani dünyalı olur. Cennetten kovulmak dünyalı olmaktır. Dünyalı olmak ise eş koşan veri tabanında olmaktır. Bu kaçınılmaz bir gerçek, bunu fark etmek, kabul etmek gerekiyor. Dolayısıyla, Hz. Âdem aleyhisselamın tövbesi, eğer fark edilirse her insanın sarılması gereken çok önemli bir reçetedir. Bir müjde çünkü! Rabbimiz, “Hz. Âdem şaştı da kaldı haline ve şu tövbeyle kurtuldu” diyor: “Rabbena zalemnaenfusena ve inlemtağfirlena ve terhamnalenekünenneminelhasiriyn.” Sen de aynı şeyi yaşıyorsun, dünyaya gelirken sen de cennetten kovulmuş halle geliyorsun: Ahsen-i Takviym üzere yani cennet halinde yaratıldın, sonra dünyalı olmaya (eş koşan pozisyona) reddedildin, cennetten kovuldun. Senin bu halini yaşamış birisi var ve onun bir tövbesi var; bu tövbeyle gerçekleri fark etmiş. Öyleyse aynı reçeteden yararlanabiliriz.
CENNETE GİTMEK İÇİN EŞ KOŞMAKTAN
 KURTULMANIZ GEREKİYOR
Haşyetullah önemlidir. Gerçek haşyetullahı fark edebilmek için Efendimiz (SAV)’in buyurduğu şu hadise çok dikkat edelim: Bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız, dağlara kaçar merhamet, merhamet diye bağırırdınız.
Şunu iyi fark edin ki insanın cehenneme gitmesi için bir şey yapması gerekmez, doğması yeter. Bu neden önemli? Çünkü bu fark edilmedikçe gerçek haşyetullah başlamaz, Allah korkusu başlamaz, kesinlikle rehavete düşer ve kendinizi kandırırsınız. Cehennem için özel bir gayret gerekmiyor, dünyalı olmak yeterli. Eş koşan pozisyondasınız, ayrıca bir şey yapmanız gerekmiyor, zaten o haldesiniz. Cehennemdeki azabınızı, cehennemlik veri tabanından yararlanarak yapılan davranışlar oluşturur, cehennem azabı onlarla ilgilidir, azabı onlar etkiler. Değilse, onları yaptığınız için cehenneme gidiyor değilsiniz, zaten cehennemlik formattasınız. Senin o formata uygun olan cehennemlik veri tabanı ile yaptıkların senin oradaki azabını etkiler. Ama cennete gitmek için bir şey yapmak zorundasınız: Eş koşmaktan kurtulmanız, o halden sıyrılmanız gerekiyor. Cennetin tek şartı budur: Allah’a eş koşmamak! Eş koşmamak nasıl olur? Hep bunu anlatmaya çalışıyorum. Allah’a koşulan o eşi gören biri olarak size bunu çırpınarak anlatmaya çalışıyorum. Şimdi basit örneklerle onu yeniden izah etmeye gayret edeyim. Örnekler konuya tam oturamaz ama onlardan bir şeyler kaparız. Sonra onları silin, çünkü örnekler baki değildir, oradan alacağımız manalar bakidir. Örnekler dâhil dünyanın hiçbir şeyinin “B” haline aynen uyması mümkün değil. Ama imanı ilerletmek, kuvvetlendirip ikana çevirebilmek için yaşantıdaki örneklerden yararlanmak gerekiyor.
ÖRNEKLERLE ANLAMAYA ÇALIŞALIM
Günümüzde “Gen Bilimi” hızla ilerleyen bir daldır. Hemen her hastalığın, her halin bir genle ilişkisi kurulabiliyor. Bunlardan çok basit olan bir tanesi Şeker Hastalığı. Çocuğun gen haritasına bakıldığında, şeker hastalığı açısından riskli bir grupta mı, değil mi, hemen anlaşılıyor. Diyelim ki, bir çocuğun gen haritası çıkarıldı ve onun doğarken şeker hastası olmaya uygun doğduğu görüldü. Birinin cehenneme uygun doğması gibi, o da şeker hastalığına uygun doğdu, o potansiyel onda var. Bu, vaktiyle öğrenildiği için çocuk ona göre eğitim aldı. Ona denildi ki, sen potansiyel şeker hastasısın, senin çok dikkat etmen gerekiyor, şunları yemen, şunları yememen lazım! Korunabilmesi için o yavru böyle uyarılır. Şeker hastalığı geni bulunduğu halde dikkat ederek yaşarsa onda şeker hastalığı görülmez. Perhizi bozarsa şeker seviyesi yükselir. Tam uymuyor ama bu örneği biraz konumuza benzetelim: Kişi cehenneme uygun doğduğu için perhizi bozarsa cehennemlik hali yükselir. O cehennemlik hal bizde var, bunu fark edin! Sonradan bir şey yapıp da cehennemlik olacak değilsiniz. Sonradan bir şey yaparsanız cennete gidebilirsiniz, yani Allah’a eş koşmazsanız cennete gidersiniz. Cehennemlik formatta olduğumuzu fark etmek ve kurtulabilmek için teşhisi koymak lazım. Teşhis koymazsak kurtulamıyoruz. Bu amaçla bir örnek daha verelim:
Bir kişi düşünün ki aslında polis değil, normal bir vatandaş ama kendini polis sanıyor. Polis olduğuna o kadar kuvvetli inanıyor ki… Bu yüzden her işe karışıyor. Polis olduğuna inandığı için polis gibi konuşuyor, polis gibi davranıyor, polis gibi yürüyor ve tüm işlere müdahale ediyor. O kişinin konuşması ve fiilleriyle iddia ettiği bir şey var: Ben polisim! Bu iddiaya uygun konuşuyor, bu iddiaya uygun davranıyor, bu iddiaya uygun yorumlar yapıyor. Kişi polis olmadığı halde kendini polis sanmakla bilinci kirlenmiş! Olamaz mı? Çok özen gösterin lütfen, polis olmadığı halde kendini polis sanmakla bilinci kirlenmiş birisi olamaz mı, böyle bir hal olamaz mı? Kendisini polis sanan bu kişiyi ne yaparız? Bir psikiyatra götürürüz, ona polis olmadığını anlatır, onu polis olmadığına inandırır. Başarırsa, onun konuşması, fiilleri, hayatı değişir. Çünkü artık onun böyle bir iddiası kalmadı.
KENDİNİZE TEŞHİSİ KOYMADIKÇA TEDAVİ MÜMKÜN OLMAZ
Tasavvufu doğru kavramak istiyorsanız özeninizle şunu yakalayın: Kişi muhtar olmadığı halde muhtarlık iddia ediyor, “müstakilim, muhtarım” diyor. Polisliğini iddia eden kişi gibi! Aslında polis değil ama kendini polis sanıyor. Şunu fark edin: Polisliğini iddia eden kişinin kendini polis sanışı bedeniyle mi ilgili? Hayır, polislik onda bir iddia! O iddia olsa da olmasa da beden aynı. O bedenini o iddia doğrultusunda kullanıyor. Kendisinin muhtar olduğunu iddia eden de böyle! Bedende, bedenin varlığında bir sorun yok. Ama muhtar olduğunu iddia ettiği için, o iddia doğrultusunda konuşuyor ve fiiller ortaya koyuyor. Kendisinin muhtar olduğuna o kadar inanmış ki, kendisini polis sanan gibi bu da kendisini muhtar sanıyor ve o haline o kadar inanıyor. Hiç şöyle düşündünüz mü: Ya dünyadaki herkes öyleyse? Herkes öyleyse kişi halini doğru sanar. Elli kişi düşünün ki hepsi kendini polis sanıyor, onlar birbirlerini de polis sanarlar. Bu elli kişi birbirini polis sanarak yaşar ve hayatları bu sanışla yürür. Ortada polis yok ama ellisi de kendini polis sanıyor, hepsi de bu sanışını doğru sanıyor. Onlara amelleri süslü gösterilmiş! Bu halden kurtulmak lazım! Nasıl kurtulunur? Kendini polis sananı nasıl kurtardıysanız, öyle! Kendini polis sanana dediniz ki kurtulman için sana bir bilen lazım. Seni bilen birisi lazım deyip onu psikiyatra götürdüğünüz gibi, eş koşma veri tabanıyla hayata başlayıp kendisini muhtar sananın da öyle tedavisi gerekiyor. Kendinize bu teşhisi koymadıkça tedavi mümkün olmaz, tedavi uygulansa da faydalanılamaz…
KILAVUZU KARGA OLANIN BURNU
SEMUM ALEVİ’NDEN KURTULMAZ
Bir de sinsi polisler vardır, bu yolda sinsi polislerle de karşılaşırız. Polislikten kurtulmaya çalışırken duydunuz ki, birisi “Ben kendimi polis sanmaktan kurtuldum” diyor, siz de gerçekten kurtulmuş olduğunu sandınız. Bu sinsilik öyle büyük bir tehlike ki, eğer dikkatli olursanız o sinsiliğin ipuçlarını yakalayabilirsiniz. Tanrılığın her halini bilince ipuçlarını değerlendirmeniz kolay olur. “Ben kendimi polis sanmaktan kurtuldum” diyen ama aslında kurtulmamış olan sinsi polis, o zanndan nasıl kurtulduğunu anlatır ve size de kurtulmanız için bilgiler verir. Çok dikkat edin, o kişi size bir konuyu anlatırken siz “evet, ben zaten öyleyim, ben de öyle yapıyordum, tam da beni anlatıyor, meğer yanlış sandığım şey doğruymuş” diyorsanız bir sinsi polisle karşı karşıyasınız demektir! Şu çok önemli şeyi hep hatırlamalısınız: Bu dünyada yaptığınız hiçbir şey “B” hali değildir, benzemez de! Zaten ben öyleyim diyeceğiniz hiçbir şeyiniz yoktur. Olamaz, mümkün de değil! Tamamen kozadan çıkmadıkça mümkün değil! “Ben zaten öyleyim” demek, kozanın içinde kalmak demektir, kendinizi kandırmak demektir. Cehennemlik veri tabanında olup hem de yaptıklarınızın “B” hali gibi olması mümkün değil, olmaz! Size öyle farklı bir şey anlatılması gerekiyor ki, siz kurtulasınız.Tevhidi ve Allah’ı tanımayı anlatan, size hayatınızda hiç olmayan bir şeyi anlatmalı. Hayatınızda hiç yapmadığınız şeyleri anlatmalı ki kurtulasınız. “Ben zaten öyle yapıyorum” dediğiniz bilgilerle siz kendinizi polis sanmaya veya “kurtuldum” sanmaya devam edeceksiniz demektir. Çok dikkat edin lütfen: Kılavuzu karga olanın burnu Semum Alevi’nden kurtulmaz.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.