DOLAR 18,6327 -0.02%
EURO 19,5429 0.67%
ALTIN 1.055,060,32
BITCOIN 302410-1,82%
Afyonkarahisar

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ZEKÂT KİMLERE VE NASIL VERELİM? ZEKAT İSTEMEK CAİZ Mİ?-2

ABONE OL
21 Temmuz 2013 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 21 Temmuz 2013 Pazar 03:00:00
  Damat ve Geline Zekât Verilebilir mi?
Fakir olan damada ve geline zekat verilebilir. Çünkü bunlarla zekatı veren kişi arasında usul ve furu ilişkisi olmadığı gibi, zekat veren şahıs bunlara bakmakla yükümlü de değildir. (İbn Âbidin, Reddu’l-Muhtar, Riyad 1423/2003, III, 172, 293)
Fakir Çocukları Evlendirmek ve Sünnet Ettirmek İçin Harcanan Para Zekât Yerine Geçer mi?
Kendilerine zekât verilecek gruplardan biri de fakirlerdir. (Tevbe: 60) Bir kişi zekâtını, elindeki malın cinsinden verebileceği gibi bedeli olan başka mallardan da verebilir. Bu itibarla evlenecek kişiye, zekat alma şartlarını taşıyor ise, ihtiyacı olan eşyalar zekat olarak verilebilir. Velisi/babası fakir olan çocukların sünnet masrafları da zekât niyetiyle karşılanabilir.
Bir Firmanın, Çalışanlarına Dağıttığı Yardımlar Zekât Yerine Sayılabilir mi?
Zekât esas olarak fakirin hakkıdır. Kimlere verileceği Kur’an-ı kerim’de belirlenmiştir. (Tevbe: 60) Buna göre bir firma tarafından çalışanlarına yapılan yardım ve bağışların zekat sayılabilmesi için:
a) Zekat niyetiyle verilmesi,
b) Kendilerine mal veya para verilen kişilerin zekat alması caiz olanlardan olması,
c) Zekat olarak verilen para veya malların kurumların ihtiyaçlarına harcanmaması,
d) Firma bir şirketse, ortakların zekat verme konusunda yöneticileri yetkili kılması, şartları ile verilmesi gerekir.
ZEKÂT VERİRKEN ŞU SIRAYI GÖZETMELİ
Muhtaç olmadan dilenen, ateş koru yutan kimse gibidir. (Beyheki). Mal biriktirmek için dilenen, ateş koru dilenmiş olur. (Müslim). Kendisinin veya çoluk çocuğunun katlanamayacakları bir ihtiyacı yok iken, dileneni Allahü Teâlâ ummadığı yer ve zamanda muhtaç eder. (Beyheki).
Dilenci, dilenmekteki vebali bilseydi, hemen dilenmekten vazgeçerdi. (Taberani).
”Gerçek yoksul, ihtiyacını karşılayacak bir şeyi olmayan, hatırlanmadığı için sadaka verilmeyen, kendisi de kalkıp kimseden bir şey istemeyen kişidir.” (Buhari).
Önce kardeşler, kardeş çocukları, amca, hala, dayı ve teyze, sonra diğer akraba ve komşular, bunlardan sonra mahallesinde ve oturduğu memleketteki fakirler. Aldığı zekât parasını günah yolunda harcayacak veya israf edecek olan kimselere değil, gerçek ihtiyaçları için harcayan fakirlere vermek daha iyidir.
Peygamber Efendimiz sadakanın ve zekâtın öncelikle akrabalara verilmesi konusunda şöyle buyurdular:
“Yoksula verilen sadaka bir sadakadır. Akrabaya verilen sadaka, sadaka ve sıla-i rahim olmak üzere, iki şey yerine geçer.” (Şir’at’ül İslâm, s: 185)
Zekât ve sadakaların öncelikle akrabalara verilmesi konusunda Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Ey Ümmeti Muhammed! Beni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, muhtaç akrabası dururken başkasına sadaka veren kimsenin sadakasını Allahu Teâlâ kabul etmez. Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, Kıyamet günü o kimsenin yüzüne de bakılmaz. “ (Tergip, Şir’at’ül İslâm, Muhammed Bin Ebûbekir, Şerheden:Seyyid Alizâde, tercüme: Lûtfullah Uyan, A. Fâruk Meyan, Zekât, Sadaka ve Sünnetleri Bölümü, sayfa: 180 İst. 1979)
Akrabaya verilen sadakadan daha faziletlisi, kendisine gizli düşmanlık besleyen ve sıla-i rahmi terk eden akrabasına vermektir. (Et-tergip, Şir’at’ül-İslâm, s: 186) Bu sayede düşmanlık ortadan kalkar sadaka sevgi ve barış köprüsü olur. Sıla-i rahmi yani akrabalık bağlarını kesen fakir sadaka sayesinde tekrar sıla-i rahme döner.
Zekât İstemek Caiz midir?
Bir günlük yiyeceği olanın, zekât veya sadaka istemesi haramdır. Ancak, istemeden verilen sadakayı, zekâtı alması caizdir. Muhtaç olmayan fakirin, verilen zekât veya sadakayı almaması daha iyi olur. Birisi zekât toplamak için vazife isteyince, Resulullah efendimiz, ”Seni, insanların yıkayıp attıkları kirleri toplamaya memur etmek istemem” buyurdu. (İbni Huzeyme)
>>Devamı Yarın
Zekât olarak verilen bir deveyi isteyen bir zata; ”Şişman birinin, sıcakta terleyip vücudunu yıkadığı kirli su içilir mi? Zekât böyle kir gibidir,” buyuruldu. (İmam-ı Malik) Zekât, karıştığı malı ifsad eder, hadis-i şerifini imam-ı Ahmed hazretleri, İhtiyacı olmadığı halde, zekât olarak alınan mal, diğer malları helak eder, diye açıklamıştır. (Tergib)
İsteyeni Azarlamamak Gerekir
Her ne kadar dilencilik Allah ve Rasûlünün sevmediği bir iş ise de isteyeni azarlamamak, “Allah versin” gibi sözlerle rencide etmemek gerekir. Sevgili Peygamberimiz hayatı boyunca “Öyleyse, yetimi sakın ezme. İsteyeni de sakın azarlama” (Duha,93/9-10) ayetine uygun olarak davranmış ve yetimlere, yoksullara karşı daima çok merhametli olmuştur. Bu bakımdan isteyeni tanımasak bile Alllah’ın adını anarak ve Allah rızası için istemesinden dolayı boş çevirmeden az bir şeyler vererek kırmadan uzaklaştırmalıyız. Sadaka olarak vereceğimiz bir şeyimiz yoksa:
“Allah bizi de, seni de rızıklandırsın” denmelidir.
Peygamber Efendimiz:
“Dilenciyi üç defa reddettiğin halde gitmezse yine onu kovman gerekemez” buyurmuştur. (Şir’at’ül-İslam, s:181)
Dilenciye az da olsa bir şey vermek onu boş çevirmemek en güzelidir. Peygamber Efendimiz:
“Yanık bir koyun tırnağı da olsa verip fakiri red etmeyiniz” buyurmuştur. Yine bir hadisi şeriflerinde:
“Yaptığınız mâruf şeyleri küçük görmeyiniz. Bir kardeşinizi güler yüzle karşılamanız bile yeter” buyurmuştur.(Şir’at’ül-İslâm, s:183) Mâruf şeyler Allah’ın rızasına uygun söylenen söz ve yapılan işlardir.
Hz. Ömer’in azaldı kölesi Abdurrahmân-ı Sülemi’nin rivayet ettiği bir hadisi şerifte Resûlullah (s.a.v.):
“Dilenci bir istekte bulunduğu zaman sözünü bitirinceye kadar kesmeyiniz. Sonra ona vekar içinde ve yumuşak bir şekilde cevap veriniz. Yahud az bir şey veriniz veya reddi cemil ile (Güzellikle, güzel söz söyleyerek) gönderiniz. Zira insan veya cin olmayan biri gelip (yani melek) Allahu Teâlâ’nın size verdiği malı, mülkü ne yaptığınızı gözetir.” Buyurmuştur. (Şir’at’ül-İslam, s:179)
Sevgili Peygamberimizin buyurduğuna göre Hz. İsa aleyhisselam şöyle buyurmuştur:
“Dilenciyi kapısından boş çeviren kimsenin evinin önünden yedi gün melek geçmez. Allahu Teâlâ’dan gelen fakirliğe razı olarak ölen fakirden daha zengin olarak hiç kimse cennete giremez.” (Şir’at’ül-İslam, s:179)
Hasan bin Salih’in (rahimehullah) kapısına yatsı vakti bir dilenci geldi. Elinde yanan bir çıra ile çıktı. “Sana verecek bir şeyimiz yok. Bu çırayı al da sana bir şeyler verebilecek kimsenin evine, bunun ışığında gidersin” dedi.
Abdullah bin Mübarek Habibi Acemi’nin gafletten uyanmasının sırrını şöyle anlatır:
Habibi Acami bir gün balık alıp evine getirdi. Tavaya koydu. O sırada bir dilenci eve geldi. Ona bir şey vermeden geri çevirdi. Tavaya tekrar baktığında, kan ile dolu gördü. Bundan büyük bir ders alıp bütün malını dağıtarak fakirliği tercih etti. (Şir’at’ül-İslam, s:181)
Kapıya dilencinin gelmesini ganimet bilmek gerekir. Selefi salihin, kendilerine dilenci ve ya misafir gelmeyince:
“Acaba benim ne günahım var ki, kimse gelmiyor” derlerdi.. Hz. Ali ağlardı. Sebebini sorduklarında:
“Yedi gündür hiç misafir gelmedi. Allahu Teâlâ’nın beni kötü, aşağı kılmasından korkuyorum” buyurdu. (Şir’at’ül-İslam, s:181)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.