KUR’AN ALLAH’IN  ZİYAFET SOFRASIDIR

KUR’AN ALLAH’IN ZİYAFET SOFRASIDIR

Nahiv ve lügat bilgini Ebu Bekr Muhammed b. el-Kasım b. Beşşâr b. Muhammed el-Enbâri “er-Reddu alâ Men halefe Mushafe Usmâne” (Hz. Os¬man’ın Mushaf’ına Muhalefet Edenlere Reddiye) adlı eserinde Abdullah b. Mes’ud’dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: Rasûlullah (s.a) buyurdu ki: “Şüphesiz bu Kur’ân-ı Kerim, Allah Teala’nın bir ziyafetidir. O’nun bu ziyafetinden gücünüz yettiği kadarını öğrenin. Muhakkak bu Kur’ân-ı Kerim, Allah’ın ipidir. Apaçık nur odur, faydalı şifa kaynağıdır, ona sımsıkı sarılanın koruyucu sığınağıdır. Ona uyanların kurtuluşudur. O, eğilip bükülmez ki doğrultulsun. Sapıp eğrilmez ki hoşlanılacak hale getirilsin. Onun hayret verici özellikleri bitip tükenmez. Çokça müracaattan dolayı eskiyip yıpranmaz. Onu okuyunuz. Çünkü Allah, onu okumanız sebebiyle her bir harf karşılığında size on hasene verir. Ben sizlere elif, lam, mim tek harftir demiyorum. (“Fakat elif bir harf, lam bir harf mim bir harftir.” Tirmizinin rivayetinde bu fazlalık vardır.)Sakın ha, sizden herhangi bir kimsenin bacak bacak üstüne koyarak Bakara sûresini okumayı terkettiğini görmeyeyim. Çünkü şeytan Bakara sûresinin okunduğu evden kaçar. Hayırdan eser bulunmayan ev Allah’ın Kitabı’ndan eser bulunmayan evdir.” (Hâkim, Müstedrek, I, 555; Dâriınî, Fedâilu’l-Kur’ân 1, hd. no: 3318 – kısmen -).
Müslim, Ebu Musa (ra)’dan rivayet ediyor: Resulullah (s.a) buyurdu ki: “Kur’ân okuyan mü’minin misali, utrucc (ağaç kavunu) gibidir. Kokusu da hoştur, tadı da hoştur. Kur’ân okumayan mü’minin misali ise hurmaya benzer. Tatlı olmakla birlikte kokusu yoktur. Kur’ân okuyan münafikın misali ise kokusu hoş, tadı acı olan reyhana benzer. Kur’ân’ı okumayan münafikın misali ise, Ebu cehil karpuzuna benzer. Kokusu yoktur, tadı acıdır.” Bir diğer rivayette “münafikın misali” yerine “facirin misali” denilmiştir. (Müslim, Salâtu’l-Müsafirîn 243)
Ed-Dârimi, Vehb ez-Zimari’den şöyle dediğini rivayet eder: Her kime Allah Kur’ân’ı ihsan eder, o da gece ve gündüz onun gereğini yerine getirir, onda bulunan hükümler gereğince amel eder ve Allah’a itaat üzere ölürse, Kıyamet gününde Allah, o kimseyi sefere ile hâkimlerle birlikte gönderir. Said der ki: Burada sefereden kasıt melekler, hâkimlerden kasıt ise peygamberlerdir. (Dârimî, Fedâilu’l-Kur’ân 20)
Ebu Hureyre’den rivayete göre Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim, müslüman bir kimsenin dünya sıkıntılanndan bir sıkıntısını giderirse, Allah da o kimsenin Kıyamet günündeki sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Her kim sıkıntı içerisinde bulunan kimseye kolaylık sağlarsa, Allah o kişiye dünyada da âhirette de kolaylık verir. Müslüman bir kimsenin kusurunu örtenin Allah, dünyada da âhirette de kusurunu örter. Kul, müslüman kardeşine yardımcı olduğu sürece Allah da ona yardımcı olur. İlim öğrenmek üzere bir yola koyulan kimseye Allah cennete giden bir yolu kolaylaştırır. Bir topluluk Allah’ın evlerinden birisinde Allah’ın Kitabı’nı kendi aralarında okuyup onu öğrenecek olurlarsa muhakkak üzerlerine sekinet (huzur, sükûn ve vakar) iner, rahmet onları kuşatır, melekler etraflarında toplanır, Allah, onları kendi nezdindekiler arasında anar. Amelinin geciktirdiği kimseyi ise nesebi öne götüremez.” (Müslim, Zikir ve Dua 38.)

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi