KUR’AN ÖLÜLER İÇİN DEĞİL DİRİLER İÇİNGÖNDERİLMİŞTİR

KUR’AN ÖLÜLER İÇİN DEĞİL DİRİLER İÇİNGÖNDERİLMİŞTİR

Biz ölmek üzere olan bir müslümanın yanında ve ölülerimizin ardından Kur’an okuruz.
Fakat yüce kitabımız ölülerden daha çok diriler için gönderilmiş bir kitaptır. Nitekim yüce kitabımızda şöyle buyurulur:
“Li yunzira men kâne hayyen ve yehıggal gavlü alel kâfirin (e) (Bu da)Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diyedir.” Yasin-70
Mevlana Hazretleri FİHİMAFİH adlı (İst 1985 baskılı Milli Eğtim Basım Evi çeviren. Meliha Ülker TARIKÂHYA) eserinin 129. sayfasında şöyle ediyor:
“Rivayet edilmiştir ki: Peygamber (Tanrı’nın selâm ve salâtı onun üzerine olsun) zamanında eshaptan her kim, yarım veya bir sure öğrenirse, ona büyük adam derler ve bir yahut yarım sureyi biliyor, diye parmakla gösterirlerdi. Çünkü onlar adeta Kur’an-ı yerlerdi. (iyice hazmederlerdi.) Bir veya yarım batman ekmek yemek hakikaten güç bir iştir. Fakat ağızlarına alıp çiğneyip, çiğneyip atarlarsa, bu şekilde yüz bin merkep yükü ekmek yenebilir. (Peygamber): “Ne kadar Kur’an okuyan vardır ki Kur’an ona lânet eder” (Hadisi şerif)) buyurmamış mıdır? İşte bu, Kur’anı okuduğu halde manasını bilmeyen (manasına göre hareket etmeyen) kimse hakkında söylenmiştir. Fakat böyle olmasa da yine iyidir.
Mukri (okuyucu) Kur’anı bilerek okuyorsa (Tanrının) diğer kitabını niçin kabul etmiyor? Kur’an okuyan birine anlattım ki: Kur’an, de ki; Tanrı’nın sözleri için deniz mürekkep olsa, bir misli de ona ilave edilse sözler bitmeden deniz tükenirdi (Kur’an, Kehf suresi, Âyet.109) buyuruyor. Kur’an elli dirhem mürekkeple yazılabilir. Bu Tanrının ilminden bir işaret bir parçadır ve O’nun bütün bilgisi bundan ibaret değildir. Bir attar bir kağıt parçasına ilaç sarsa, sen: “Bütün dükkan bunun içinde” der misin? Bu aptallık olur. Nihayet Musa, İsa ve daha başkaları zamanında da Kur’an vardı; Hak kelamı mevcuttu. Fakat Arapça değildi.( aynı eser sayfa 128-129) Buradaki Tanrı’nın diğer kitabından kasdın, ‘En büyük Kitap-Kitabı Ekberdir.. Ayrıca diğer peygamberlere gönderilen kitaplar da bu mesajın içine girer. Önemli olan Allah’ın varlığının, birliğinin ve gücünün delilleri-âyetleri olan kâinatı okumak ve insanı-kendimizi tanımaktır. (FİHİMAFİH sayfa 129, İst 1985, Milli Eğtim Basım Evi, çeviren Meliha Ülker TARIKÂHYA)
Yusuf suresinde de iman etmek isteyenler için göklerde ve yerde nice ayetler-deliller olduğuna dikkat çekilir:
“Göklerde ve yerde (iman etmek için) nice âyet (delil) vardır ki onlar, (ibretle bakmayıp) ondan yüz çevirerek üstünden geçerler.” (Yusuf 12/105) Yani bakarlar fakat görmezler, kainatı, kitabı ekberi, Allah’ın varlığını birliğini gösteren delilleri okuyup, anlayamazlar..Gördükleri halde kördürler, işittikleri halde sağırdırlar.. Nitekim gerçekleri göremeyip, anlayamayanlara Kur’an sağır ve kör diye hitap eder.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi