KUR’AN’A KARŞI GÖREVLERİMİZ

KUR’AN’A KARŞI GÖREVLERİMİZ

Kur’an-ı Kerim’i okumak sünnet dinlemek farzdır. Yüce Allah A’raf suresinde şöyle buyuruyor:
“Kur’an okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız.”(A’raf-204)
“Ve innehu le zikrun leke ve li kavmik(kavmike), ve sevfe tus’elûn(tus’elûne).”
Muhakkak ki O (Kur’ân), senin için ve senin kavmin için mutlaka bir zikirdir (öğüttür). Ve siz, (Kur’ân’dan) sorumlu olacaksınız. (Zuhrûf-44)
Her müslüman, Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın sözü olduğunu bilmeli ve tecvid kurallarına uygun olarak Kur’an’ı yanlışsız okumalıdır. Ayette “Verettilil Kur’âne tertîle” “Kur’an-ı tertil ve tecvid üzere ağır ağır tane tane okuyun” buyrulur.
Kur’an-ı Kerim’i abdestli olarak elimize alıp mümkünse kıbleye karşı dönüp edeple okumalıyız ve okumaya “Eûzü-besmele” başlamalıyız. Kur’an-ı Kerim, temiz yerlerde okunmalı; başka işlerle meşgul olup, dinlemeyen kimselerin yanında ve pis yerlerde okunmamalıdır.
Kur’an-ı Kerim, yüksek ve temiz yerlerde bulundurulmalı, hürmetsizlik sayılacak yerlere konulmamalıdır.
Kur’an’ın yap dediklerini yapılmalı, yapma dediklerinden sakınılmalı, Kur’an’ın ahlâk ilkelerine uygun hareket edilmelidir.
Allah’ın En Sevdiği Amel Hangisidir?
Bir adam:
– “Ya Rasûlallah! Allah’ın en çok sevdiği amel hangisidir”? diye sordu.
Hz. Peygamber:
– “Konup göçendir” cevabını verdi. Adam:
– “Konup göçen kimdir?” diye sorunca,
– “Kur’ân’ı okuyan, bitirince de tekrar başlayandır” cevabını aldı. (Tirmizî, “Kur’ân,” 11.)
Ebû Ümâme el-Bahîlî’den gelen rivâyette Allah Rasûlü;
“Kur’ân okuyunuz. Çünkü Allah, Kur’ân’ı kavrayarak ezberlemiş bir kalbe azap vermez” buyurmuştu. (Suyûtî, Câmiü’s-Sağîr, I, 778.)
Rivayetlere göre, Ertuğrul Gâzi, Osman Gâzi doğmadan, bir gece rüyasında, ocağından bir suyun kaynayıp, gittikçe çoğaldığını, büyük bir deniz haline gelerek bütün yeryüzünü doldurduğunu gördü. Uyanınca gördüğü rüyayı arif bir kimseye anlattı, tâbir etmesini istedi. O da Ertuğrul Gâzi’nin rüyasını:”Senin bir çocuğun olacak. O ve soyu bütün yeryüzüne, yahut da büyük bir kısmına hükmedecekler” şeklinde tâbir eyledi. Bir veya birkaç gün sonra Osman Gâzi doğdu. Yine Ertuğrul Gâzi, bir gece ulemâdan bir kimseye misafir olup, bulunduğu odada bir kitap gördü. Sorunca ev sahibi, “Bu kitap, Allah sübhanehü ve teâlâ hazretlerinin, Resul-i Ekrem’ine inzal buyurdukları (indirdikleri) Kur’an-ı Kerim’dir” dedi. Sonra ev sahibi uyumak için gidip de Ertuğrul Gâzi mushafın bulunduğu odada yalnız kalınca, kalkıp, sabaha kadar Mushaf-ı şerifin huzurunda, hürmet ve tazim için ayakta durdu. Fakat bir ara uykuya varınca, rüyada kendisine, ”Sen kelamıma hürmet ve saygı gösterdin, ben de senin evladına kıyamet gününe kadar daim olacak ulu bir devlet ihsan eyledim” diye hitap edildi. (Müneccimbaşı Tarihi c:1, s:44–45)
Bu rüyayı bazı kaynaklar Osman Gazi’nin hocası Şeth Edebali’nin tekkesinde misafir kaldığı sırada gördüğünü naklederler.. Rüyayı kim görmüş olursa olsun, önemli olan Türk milletinin yüce kitabımıza olan sevgisi ve saygısıdır ki Türk milletinin Kur’an-ı kerime olan sevgisi başka hiçbir millette olmayıp aynı saygı bu gün de devam etmektedir.
“Kur’an okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız.” (A’raf-204.)
Ve ey müminler hatta ey insanlar! Kur’ân okunduğu vakit namazda, hutbede veya herhangi bir yerde ve mecliste hemen kulak verip onu dinleyin ve ağzınızı tutup susun ki, rahmete erdirilesiniz, rahmete erdirilmeniz arzu edilsin. Zira susmak iyice dinlemeye, iyi dinlemek de basirete, o da iman ve salih amellere, iman ve ameller de ilâhî rahmete ve nimete ermeye sebep ve yoldur.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi